Esastan ret
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının kardeşi ...'in dava dışı bankadan kullandığı kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, bu kredinin davalı tarafından ödendiği iddia edilerek davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, davacının icra tehdidi altında icra dosyasına 110.000,00 TL ödediğini, davacı ile davalı arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, davalının kardeşi ...'in işletmekte olduğu özel okulu davacının 31.12.2013 tarihli sözleşme ile devir aldığını, özel okul devralındığında okula ait geçmiş ticari defterlerinin incelendiğini ve defterlerde kayıtlı icraya konu kredi kaydına rastlanmadığını, davacının özel okulun işletme defterlerinde kayıtlı olmayan dava dışı ...'in almış olduğu bu krediyi bilmesinin ve sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davalının kardeşi ...'in davalı ile birlikte hareket ederek borcu müvekkilinin üzerine yıkmaya çalıştığını, ... isimli üçüncü kişi, ... hesabına 85.000,00 TL para yatırdığını ve banka tarafından ...'in kredi borcu kesilerek kredinin kapatıldığını, davalının kardeşine ait kredi için para ödemediğini, parayı ödeyenin ... olduğunu ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitini ve icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı 110.000,00 TL'nin, parayı icra dairesine yatırdığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, davacının devraldığı özel okulun kullanmış olduğu ticari krediye ipotek veren olarak kefil olduğunu, kredi taksitlerinin ödenmemesi sebebiyle bankanın uyarısı üzerine taşınmazın ipotek sebebiyle satılmasından çekindiği için kredi borcunu ödediğini ve ödeme belgesini aldığını, ödemeyi yapmasından sonra ticari işletmenin tüm alacak, hak ve borçları ile birlikte davacıya devredilmiş olması sebebiyle davacı hakkında icra takibi yapıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202 nci maddesi anlamında bir işletme devrinin söz konusu olması için işletmenin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devredilmesinin gerekli olduğunu, ticari işletmenin davacı tarafından devir sözleşmesi ile devralındığını, davacının işletmeye ait tüm borçları üstlendiğini ve kabullendiğini, davacının iddiası ve muhatap olarak görmesi gereken kişinin işletmeyi devir eden kişi olan ... olduğunu, işletmeden kaynaklanan ve devir sebebiyle ödemek zorunda kaldığı borcu davalıdan istemesinin yasal olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kredi sözleşmesinde "... Özel Ak Melek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi" isminin yazılı olduğu, bu kredinin ticari işletmenin kayıtlarına alınmadığı, dolayısıyla ticari işletmeye ait bir kredi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı zira işletme almış olduğu kredileri ticari defterlerine kaydettiği halde devirden sonra davalı tarafından bu kredi borcunun ödenerek davacıdan istenilmiş olması, kredi asıl borçlu Raif Şenel ile ...' in kardeş oldukları nazara alındığında çekilen bu kredinin ticari işletmeye ait bir kredi olmadığı, dava dışı Raif Şenel'in kendi şahsına kullandığı bir kredi niteliğinde olduğu, ticari defterlere kayıtlı olmayan bir kredi borcundan dolayı devir sözleşmesinde her ne kadar doğmuş ve doğacak borçlardan da davacının sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise de devrin yapıldığı tarih itibariyle kredinin çekildiği, fakat ticari defterlere kaydedilmediği nazara alındığında bu borcun ticari işletmeye ait olmadığı, davacının borçlu olmadığı halde icra tehditi altında ödemede bulunduğu yapmış olduğu ödemenin davacıya istirdatı gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 110.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davacının iddiası dışında bir sebeple borcun bulunmadığının tespitine karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, krediyi kullananın açıkça şahıs işletmesi olan "... Özel-Ak Melek Rehabilitasyon Merkezi" olduğunu, bu kredinin işletmeye ait kayıtlara geçirilmemiş olması kredinin işletme adına kullanılmadığı sonucunu doğurmayacağını, bankaya yazılan müzekkere cevabında, müvekkilinin, dava dışı "... - Özel Ak Melek Rehabilitasyon Merkezi" kullandığı krediye istinaden kendi taşınmazını ipotek verdiğini, dava dışı ... tarafından ödemenin yapılmaması sonucunda, kredi ödemesinin tamamının müvekkili tarafından ödenmek suretiyle kredinin kapatıldığı ve müvekkilinin taşınmazı üzerindeki ipoteğin banka tarafından 03.03.2014 tarihli ipotek fek yazısı ile kaldırıldığını, ticari işletmenin devrine dair sözleşmeye göre davacının, dava dışı kişiden Özel Ak Melek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezini tüm aktif ve pasifi ile birlikte devraldığını, bu durumda, davacının basiretli bir tacir olarak davranarak işletmenin herhangi bir bankaya borcunun olup olmadığını araştırması gerektiğini, davacının böyle bir araştırma yapmaksızın tüm aktif ve pasifi ile birlikte ticari işletmeyi devir almasının sonuçlarına katlanması gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinde işletmedeki borçlarının tamamının kayıtlarda bulunması gerektiği yönünde yasal bir düzenleme olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
Dava, davacının devraldığı işletmenin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun davalı ipotek veren tarafından ödendiği iddiasıyla başlatılan icra takibi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.