BİRLEŞEN DAVADA
KARAR:
Davanın Kısmen Kabulü

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili asıl davada; davacıların desteğinin sürücüsü olduğu trafik sigortasız araç ile davalı ... AŞ'ye trafik sigortalı araca çarpması sonucu gerçekleşen kazada davacıların desteğinin öldüğünü açıklayıp her bir davacı için ayrı ayrı 4.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili birleştirilen davada; asıl davadaki taleplerine ek olarak bakiye 49.500,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 04.02.2013 tarih, 2012/5614 esas, 2013/999 karar sayılı, 08.06.2015 tarih, 2015/1503 esas, 2015/8390 karar sayılı, 18.11.2019 tarih, 2017/4170 esas, 2019/10731 karar sayılı bozma ilamları ile Dairemizin 28.02.2022 tarih, 2021/23/79 esas, 2022/3444 karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl davada, asıl davaya ilişkin verilen karar bozma ilamı ile kesinleştiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davada davacı ... yönünden verilen karar bozma ilamı ile kesinleştiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, davacı... için 19.492,94 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm; davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı ... şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacıların da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı ... şirketinin sorumlu olmasına (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar sayılı, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar sayılı, HGK'nun 16.01.2013 gün ve 2012/17-1491 esas ve 2013/74 karar sayılı ilamları uyarınca), davacıların destekten yoksun kalma zararının teminat kapsamında kalmasına göre karar, usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden Güvence Hesabına yükletilmesine, 28.03.2024 gününde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)

Davacıların desteğinin sürücüsü olduğu motosikletle davalı ... sigortanın sigortalısına ait kamyon ile çarpışması sonucu motosiklet sürücüsünün ölümü nedeniyle onun desteğinden yoksun kalan davacılar destekten yoksun kalma tazminatı talep etmişlerdir.

Mahkemece yapılan yargılama neticesi motosiklet sürücü desteğin %100 kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.

Davacıların temyizi üzerine en son olarak 17. Hukuk Dairesi Güneş sigorta yönünden temyiz talebinin reddine ... yönünden davacıların üçüncü kişi olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar vermiştir.

Bozmadan sonra mahkeme Güneş sigorta yönünden önceki karar kesinleştiğinden hüküm kurmaya yer olmadığına ... yönünden davanın kabulüne karar vermiştir.
Dosyanın incelenmesinde; Davacıların desteği olan motosiklet sürücüsü desteğin %100 kendi kusuru ile kendisinin ölümüne neden olduğu anlaşılmaktadır.

Sorumluluk sigortalarında sigortalı/işletenin kendisinin ölümü ve yaralanması sonucu kendi sorumluluk sigortasından tazminat talep edip edemeyeceğine karar vermek için öncelikle sorumluluk sigortasının sorumluluk kapsamını iyi belirlemek gerekir. Sorumluluk sigortası bir zarar sigortası olmakla birlikte bir mal sigortası değildir. Sorumluluk sigortasında sigortacı, sigorta ettirenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğu riskini teminat altına almaktadır. Bu nedenle mal sigortalarında sigortalı ve sigortacı şeklinde ikili bir taraf bulunurken sorumluluk sigortalarında sigorta ettiren/sigortalı, sigortacı ile birlikte birde sigortalının zarar verdiği üçüncü kişi bulunmaktadır. Bir başka ifade ile zorunlu mali sorumluluk sigortası bir sorumluluk sigortası olarak işletenin veya sürücünün zararlarını değil işleten ve eylemlerinden sorumlu olduğu sürücüsünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına alır.

Burada ki üçüncü kişi kavramı doğrudan trafik kazası nedeniyle ölen kişi ile ilgilidir. Yani destekten yoksun kalma zararından sorumluluk sigortasının sorumlu olabilmesi için trafik kazası sonucu ölen kişinin sigortalı ve sürücüsünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Zira sorumluluk sigortası sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu teminat altına alır. Ancak işleten veya onun eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü üçüncü kişi olmadığı için onların zararlarından sorumluluğu bulunmamaktadır.

Türk Ticaret Kanunu’nun “Sorumluluk Sigortaları” başlıklı 1473. maddesine göre; Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder. Görüldüğü gibi bu maddede sorumluluk sigortalarında “sigortalı”, “sigortacı” ve “zarar gören” olarak üçlü bir ilişki belirlenerek sigortacının sigortalısının üçüncü kişiye verdiği zararı teminat altına aldığı açık bir şekilde hüküm altına almıştır.

Ayrıca, Karayolları Trafik Kanunu 91. maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortası araç işleteninin aynı kanun 85/1. maddesindeki sorumluluğu yani bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda bu sorumluluğunu teminat altına alır. Burada açıkça belirtildiği gibi ölen kişi “bir kimse” yani işleten ve sürücünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Ölen kişi işleten ve sürücü ise sorumluluk sigortacısı bu zararı karşılamaz.

Kazanın meydana geldiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” hükmüyle sözleşmenin kapsamı ve amacı net olarak belirlenmiş, tazminat kapsamında kalan hususlar da A-6. maddede sayılarak “İşleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmıştır.

Görüldüğü gibi, karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasında, sigorta ettirenin zarar verdiği kişi, sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı hâlde bu sigortadan yararlanmaktadır (Karasu, R: Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, Ankara 2016, s. 23). Zira zorunlu trafik sigortası motorlu araç işleteninin KTK’nun 85/1. maddesinde yer alan üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu belirlenen limitler dâhilinde üstlenir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Motosiklet sürücüsü desteğin %100 kusuru ile kamyona çarparak kendi ölümüne neden olduğu destekten yoksun kalma zararlarından zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumlu olabilmesi için ölen kişinin sigortalı/işleten ve sürücü dışında üçüncü bir kişi olması gerektiği ölen sürücünün üçüncü kişi olmadığı anlaşılmasına göre davanın reddi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesinin kabul kararının Çoğunluk tarafından onanması yönünde ki kararına katılmamaktayım.
Üye