Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 14.03.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının öğretmen olarak görev yaptığını, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan gözaltına alınarak tutuklandığını, 7 ay tutuklu kaldığını, maddi ve manevi olarak zararlarının bulunduğunu, bu nedenle 200.000,00 TL maddi tazminatın ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 26.04.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava süresi ve mahkemenin yetkili olup olmadığı bakımından araştırma yapılması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ve davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
3. Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2019 tarihli ve 2018/266 Esas, 2019/255 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 20.06.2019 tarihli ve 2019/955 Esas, 2019/1216 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 04.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddini talep etmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi; maddi tazminat talebinin kabulü gerektiğine, cezaevi harcamalarının ve avukata ödenen ücretin ödenmesi gerektiğine ve eksik manevi tazminata hükmolunduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "Davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10/10/2016 günü gözaltına alındığı, akabinde 14/10/2016 tarihinde tutuklandığı, 11/04/2017 tarihinde tahliye edildiği ve Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 11/12/2017 tarihli ve 2017/40 Esas, 2017/439 Karar sayılı kararla beraat ettiği, iş bu kararın 15/12/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin cevabi yazısında, davacının gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin başka bir cezasından mahsup edilmediği bildirilmiştir.
...
Davacı vekilinin maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak; ... davacı vekili tarafından dosyaya avukatlık ücreti ödendiğine ilişkin serbest meslek makbuzu veya geçerli bir belgenin ibraz edilmemiş olması nazara alınarak, davacıya avukatlık ücreti nedeniyle maddi tazminat verilmesinin mümkün olmadığı, davacının gözaltına alındığı tarihte ve hali hazırda fiilen devlet memuru olduğunun dava dilekçesinden, davacı vekilinin beyanından ve Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğünün cevabi yazısından anlaşıldığı, haksız gözaltı ve tutuklama işlemi nedeniyle oluştuğu iddia olunan özlük haklarına ilişkin maddi kayıplarının, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 04/05/2016 tarih 2016/7916 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 141/2. Maddesi uyarınca çalıştığı kurumdan talep edebileceği, talebin yerine getirilmemesi halinde ise idari yargı yoluna başvurmasının olanaklı olduğu, davacının diğer sair maddi tazminat taleplerinin ise emsal nitelikteki ve dairenin yerleşik uygulaması olduğu ifade edilen Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 08/10/2018 tarihli ve 2018/4954 Esas, 2018/9327 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; CMK'nın 141 vd. maddeleri kapsamında maddi zarar hesabına dahil edilemeyeceği belirtildiğinden davacı vekilinin maddi tazminat talebinin tümüyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının manevi tazminat talebine ilişkin olarak; davacının muhatap olduğu koruma tedbirleri nedeniyle elem ve ızdıraba maruz kaldığı, manevi yönden zarar gördüğünün anlaşıldığı, bu nedenle davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, uygulanan koruma tedbirleri, gözaltında ve tutuklu olarak kaldığı süre de göz önünde bulundurulmak suretiyle hakkaniyet ve nesafet ölçülerine göre; manevi tazminat telebinin kısmen kabulü ile 18.300,00 TL manevi tazminatın, tutuklama tarihi olan 14/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
" denilmektedir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat miktarının 15.000,00 TL'ye ve vekalet ücretinin 1.800,00 TL'ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1. Tazminat talebinin dayanağı olan Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/40 Esas – 2017/439 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahı örgüt suçundan 10.10.2016 - 11.04.2017 tarihleri arasında 183 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 15.12.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
2. Kamu görevinden ihracının ardından görevine iade edilen davacının geriye dönük maaş alacaklarının idare tarafından kendisine ödeneceği dolayısıyla koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu olabilecek maddi zararı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında ve Anayasa Mahkemesi'nin 21.09.2023 tarihli, 2019/38627 başvuru numaralı kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları ile Anayasa Mahkemesi kararı nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
4. Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre cezaevinde yapılan harcamalar koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında talep edilebilecek gerçek zarar kapsamında bulunmadığından, bu harcamaların maddi tazminat olarak ödenmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
5. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünün (5) numaralı bentlerinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 20.06.2019 tarihli ve 2019/955 Esas, 2019/1216 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Samsun 1. Ağır Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2024 tarihinde karar verildi.