...

KATILAN MAĞDURE: ...

Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR

1. Andırın Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/48 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında, Andırın Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2014 tarihli ve 2014/28 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasına girme ihtimali bulunduğundan yargılamanın yapılması amacıyla dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi için görevsizlik kararı verilmiştir.

2. Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2014/315 Esas, 2015/169 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi hali ile 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü maddesinin (c) bendi, dördüncü fıkrası ile 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık Müdafinin Temyiz İsteği
Mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna, sanık ile dinlenen tanık arasında husumet olduğuna, DNA örneklerine ilişkin alınan raporun her türlü şüpheden arındırılmış, sanığın üzerine isnat edilen suçu işlediğine dair kesin ve net bir şekilde delil olmadığına, sanığın yaşı itibariyle bu suçu işleyebilme potansiyelinin araştırılmadığına, kesin delillere dayanmayan kararın bozulmasına ilişkindir.

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Sanığın, mağdurenin 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi kapsamında dedesi olduğu, bu nedenle bakım ve gözetim yükümlülüğü nedeniyle cezada artırım yapılamayacağı belirlendiğinden bu yöndeki Tebliğname görüşüne itibar edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2014/315 Esas, 2015/169 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.01.2024 tarihinde karar verildi.