Mahkûmiyet
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2021/4784 esasında kayıtlı Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/700 Esas, 2016/79 Karar sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un
310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Edremit Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Edremit 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.02.2016 tarihli ve 2015/705 Esas, 2016/136 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik araştırma yapıldığına, kararın bozulmasını talep ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre)
Sanık hakkında uyuşturucu uyarıcı madde kullanma suçundan kamu davasının ertelenmesine karar verildiği ve bu eylemi sonrasında yine kamu davasının ertelenmesi kararının denetim tedbirine uyulmadığından bahisle iddianame düzenlenmekle hakkında kamu davası açıldığı, sanığın bu eylemleri sonrasında uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımını bırakmadığı, bonzai madde kullanımı ile hastaneye kaldırıldığı bu şekilde de adli tıp kurumunca tespitin gerçekleştiği ve sanığın atılı suçu işlediği, gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İddianame içeriğinde, sanık hakkında daha önce işlediği aynı suçtan dolayı verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal nedeniyle kaldırılarak kamu davası açıldığından bahisle, 07.10.2015 tarihli inceleme konusu bu suç nedeniyle doğrudan 17.11.2015 tarihinde kamu davası açıldığının belirtildiği ancak, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) sorgulamasında sanık hakkında, daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği, tebliği ya da kesinleşme tarihine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği ve bu evrakın incelenen dosya arasında da bulunmadığı anlaşılmakla,
Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmede inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinin gözetilmesi gerektiği, Dairemizin, 13.09.2023 tarihli ve 2021/303 Esas, 2023/7673 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulüne uygun kesinleşene kadar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm suçların tek suç olup ancak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceğinden, söz konusu dosyaların aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulup, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmişse kesinleşme tarihinin belirlenerek, incelenen 07.10.2015 tarihli suç yönünden 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan dava açma koşulunun bulunup bulunmadığı ve bağlantılı incelenen Dairemizin 2021/4784 esasına kayıtlı Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/700 Esas, 2016/79 Karar sayılı dosya yönünden aynı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Edremit 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.02.2016 tarihli ve 2015/705 Esas, 2016/136 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, diğer yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2024 tarihinde karar verildi.