Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan usul hükümleri gereği temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 22.01.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın, zincirleme şekilde bilişim sistemindeki verileri bozma yok etme, erişilmez kılma,sisteme veri yerleştirme vb. suçundan cezalandırılması talep olunmuştur.
2. İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli, 2015/31 Esas, 2016/261 Karar sayılı kararı ile sanığın, ek savunması alınmak suretiyle, bilişim sistemine hukuka aykırı müdahale suretiyle haksız çıkar sağlama suçundan, 2 yıl 1 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanık müdafii 26.05.2016 tarihli temyiz dilekçesinde herhangi bir sebep bildirmemiştir.
1. Dava konusu olay, katılan ile aynı iş yerinde çalışan sanığın, katılana ait funda.hizli@ekomtanitim.com elektronik posta hesabını rızası dışında kullanarak, Edenred Kurumsal Çözümler A.Ş. isimli firmaya e-mail atmak suretiyle yemek kartı siparişi verdiği, akabinde temyiz dışı sanıklar ile birlikte, aynı fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği, bu kart ile harcama yaparak nakde çevirdikleri iddialarına ilişkindir.
2. Katılana ait funda.hizli@ekomtanitim.com elektronik posta hesabından, olay tarihinde Edenred Kurumsal Çözümler A.Ş. isimli firmaya e-mail atılarak kart siparişi verildiğine dair yazışmalar dosyada mevcuttur.
3. İşlem için erişim sağlayan 78*****52 numaralı IP'nin, sanığa ait olduğu tespit edilmiştir.
4. İstanbul 38. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 2014/7 Esas, 2019/626 Karar sayılı dosyasında yargılanan sanık hakkında, "Çeşitli tarihlerde kendisine ait cep telefonu ve IP adresinden sisteme bağlanarak başka kişilerin mail adresiyle EDERNET isimli firmaya e-mail atarak, içinde harcama limiti olan yemek kartı siparişi verdiği ve çeşitli firmaların yetkilileri olan temyiz dışı diğer sanıklar ile birlikte kendi aralarında yaptıkları anlaşma doğrultusunda, bu kartları nakde çevirdikleri" gerekçesi ile çalıştığı şirkete karşı hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.
5. Sanık savunmasında "Katılan ile aynı şirkette çalıştıklarını, şirkette çalışanların işe gelmediği, hasta olduğu ve dışarıda olduğu zamanlarda birbirlerine ait e-postayı kullandıklarını, birbirlerinin internet bankacılık şifrelerini dahi bildiklerini, dolayısıyla katılanın elektronik posta adresini rızası dışında kullanmadığını" ifade etmiştir.
6. Sanık ve katılan ile aynı iş yerinde çalışan A.Y. tanık olarak alınan ifadesinde "Sanığın, kendisinin elektronik posta adresinden de giriş yaparak yemek kartı siparişi verdiğini, şifresini nasıl öğrenip girdiğini bilmediğini, bilgisayar başından ayrıldığı sırada sipariş vermiş olabileceğini" beyan ederken, tanık A.K.'de "Şirkette herkesin kendisine ait bilgisayarı ve şifresi olduğunu, şifreyi kimseye vermediklerini, hiç kimsenin birbirinin şifresini bilmediğini" belirtmiştir.
A.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri ve Tebliğname Yönünden
Dosyadaki olgular itibari ile; sanığın olay tarihinde, aynı iş yerinde çalıştığı katılanın "funda.hizli@ekomtanitim.com" elektronik posta hesabını rızası dışında kullanarak, Edenred Kurumsal Çözümler A.Ş. isimli firmaya e-mail atmak suretiyle yemek kartı siparişi verdiği, akabinde temyiz dışı sanıklar ile birlikte, aynı fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği, bu kartı kullanarak harcama yaptığı veya kart içine yüklenen meblağı nakde çevirdiği, sanık her ne kadar "Birbirlerinin hesaplarını kullandıklarını, katılanın hesabına da rıza dışı girmediğini" beyan etmiş ise de; e-posta adresine şirketten değil, adına kayıtlı 78*****52 numaralı IP üzerinden erişim sağlamış olması ve aynı iş yerinde çalışanların tanık olarak alınan ifadelerinde " Herkesin kendisine ait hesap ve şifresi olduğunu ve şifreyi kimseye vermediklerini" belirtmeleri karşısında, sanığın katılanın hesabına rıza dışı erişim sağladığının sabit olduğu görülmüş, bu bağlamda mahkemenin sübuta ilişkin kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş ve yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine, Karar verilmiştir.
Ancak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 244 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki suçun oluşabilmesi için "Sanığın, bilişim sistemine müdahalesi sonucu, kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlaması" ve ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.11.2009 gün ve 193/268 sayılı kararında da açıklandığı üzere; "haksız çıkar sağlamasının başka bir suçu oluşturmaması" gerekmekte olup, sanığın, katılanın mail hesabına, bilgisi ve rızası dışında erişim sağlayarak kart siparişi vermesi şeklinde gerçekleşen olayda, eylemin sonucu olarak doğrudan haksız çıkar sağlanması söz konusu olmadığı, bahsi geçen menfaat, sipariş üzerine teslim edilen kartların kullanılması sonucu elde edildiği gibi, sanığın elde ettiği menfaat nedeni ile de; İstanbul 38. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 2014/7 Esas, 2019/626 Karar sayılı kararı ile, çalıştığı şirkete karşı hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiğinin dolayısıyla bu fiilden yargılandığının da anlaşılması karşısında; sanığın başkasına ait mail hesabına rıza dışı erişim sağlayarak, bu hesaptan yazışma yapması şeklindeki eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki bir bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli, 2015/31 Esas, 2016/261 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2024 tarihinde karar verildi.