Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçları bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi, 01.03.2016 tarihli iddianamesi ile parada sahtecilik suçundan aynı Kanun'un 198 inci maddesi delaletiyle 197 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
2. Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.07.2016 tarihli kararı ile ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 200 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği;
Herhangi bir nedene dayanmamıştır.
1. Dava konusu olay, sanığın para üretiminde kullanılan alet veya malzemeyi izinsiz olarak muhafaza ettiği iddiasına ilişkindir.
2. 10.12.2015 tarihinde sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan yürütülen soruşturma kapsamında mahkeme kararı ile ikametinde yapılan aramada, yatak odasında bulunan komidin üzerinde iki ayrı beyaz peçete kağıdına sarılı birinde 4 adet, diğerinde 5 adet Osmanlı turası ve yıldızlar bulunan sarı renkli ve aynı özelliklere sahip koridordaki vazo içerisinde 10 adet sahte reşat altın olarak değerlendirilen materyaller ile bu materyallerin basımında kullanılan metalik gri renkli içerisi daire şeklinde boşluk olan karşılıklı çapraz olarak yine iki deliğin bulunduğu kalıp tabir edilen metal ve kalıba vurulmak üzere üzerinde herhangi bir emarenin olmadığı sarı yuvarlak metal parçasının ele geçirildiği belirlenmiştir.
3. Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün 28.01.2016 tarihli raporu ile;
a. Ele geçen 19 adet adet Osmanlı dönemi basılı sikkelerin yapılan incelemesinde, altın ihtiva etmediği, adi metal üzerine yaldız kaplama yapıldığı, sahte ve aldatma kabiliyetinin olduğu, sahteliğinin ancak uzman kişilerce laboratuvar ortamında anlaşılabileceği, Osmanlı dönemi milli ziynet altınlarının taklit edildiği, milli ziynet altınlarından olmadığının tespit edildiği, ayrıca milli ziynet altınlarının günümüzde üretiminin bulunmadığı, ancak gerçek olanların piyasada alınıp satıldığı,
b. Bir adet baskısız pulun, altın ihtiva etmediği, adi metal üzerine yaldız kaplama yapıldığı,
c. Bir adet kenar tırtıl kalıbının, Osmanlı dönemi basılı sikkelerin kenar tırtıllarının yapımına uygun olduğu belirlenmiştir.
Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün 28.01.2016 tarihli raporu ile sanıktan ele geçen 19 adet adet Osmanlı dönemi basılı sikkelerin 5237 sayılı Kanun'un 198 inci maddesinde belirtilen "milli ziynet altınları" kapsamında olmadığının belirlenmesi karşısında, Osmanlı dönemi basılı sikkelerin kenar tırtıllarının yapımına uygun olduğu belirtilen kenar tırtıl kalıbının da suç teşkil etmeyeceği anlaşıldığından, sanık hakkında yasal unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.07.2016 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2024 tarihinde karar verildi.