SUÇLAR: Kamu malına zarar verme, kasten yaralama, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
1- Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Aynı eylemle birden fazla görevli memura karşı görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği anlaşılan sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi gereğince zincirleme suç nedeniyle artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesi, bu suça ilişkin karşı temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2- Sanık hakkında kasten yaralama ve kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik sanık ve şikâyetçi kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a. Kasten yaralama suçu yönünden;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanık hakkında kasten yaralama suçu yönünden, 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesindeki "Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un eklenen geçici 5/1-d maddesi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; Hükümden sonra, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d'de yer alan "Kovuşturma evresine geçilmiş" ibaresinin, bilahare 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile de yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “Hükme bağlanmış” ibaresinin aynı bentte yer alan, “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde ''Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve aynı Kanun'un 251/1. maddesi kapsamına giren, 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-a. maddelerindeki suç yönünden, aynı Kanun’un 7. ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunması,
b. Kamu malına zarar verme suçu yönünden;
Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan İçişleri Bakanlığının, duruşmadan usûlüne uygun haberdar edilmediği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.04.2021 tarihli iade kararı üzerine 02.08.2021 tarihinde tebliğ edilen hükmü, ... vekilinin 11.08.2021 tarihli dilekçesi ile temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin süresinde olduğu ve suçtan zarar gören kurumun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. madde ve fıkrası uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Suçtan zarar gören kurumun duruşmadan haberdar edilip iddia ve delillerini sunma ve davaya katılma olanağı sağlanarak, sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, iddia ve delillerini sunma hakkı kısıtlanmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 233 ve 234. maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve şikâyetçi kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan (Kamu malına zarar verme suçu yönünden diğer yönleri incelenmeyen) hükümlerin bu sebeplerden dolayı kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.