Taraflar arasında görülen sigorta tahkim davası sonucunda verilen İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortalı araç sürücülerinin kusurlu hareketiyle gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.06.2020 tarihli dilekçesiyle talebini 29.896,01 TL daha artırmış, 29.06.2020 tarihli dilekçeyle 49.225,98 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Uyuşmazlık Hakem Heyetince, toplanan delillere göre davanın kabulü ile 34.896,01 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulmuş, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazlarının reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının uğradığı bedensel zarar nedeni ile tazminat talebine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının meydana gelen kazada yaralanıp malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince bir davada ancak bir kez ıslah dilekçesi sunulabileceği gerekçesiyle davanın kabulüyle 12.06.2020 tarihli dilekçe doğrultusunda 34.896,01 TL tazminata karar verilmiş, davacı tarafça karara, 29.06.2020 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek itiraz edilmiş, İtiraz Hakem Heyetince davacının iki kez ıslah dilekçesi sunduğu, bir davada ancak bir kez ıslah dilekçesi verilebileceği gerekçesiyle davacı tarafın itirazının reddine karar verilmiştir.
Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Belirsiz alacak davası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I inci maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir” hükmünü içermektedir.
Somut olayda dava dilekçesinin incelenmesinde; davacı vekili bedensel zarar nedeniyle maddi tazminata ilişkin davayı belirsiz miktarlı olarak açmış, harca esas değer başlığı altında taleplerinin HMK'nin 107 inci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olduğunu belirtmiştir. Hakem Heyetince alınan aktüerya raporundan sonra davacı vekilince 12.06.2020 tarihli dilekçeyle, HMK'nin 107 inci maddesi gereğince artırılan değerin 29.896,01 TL olduğu, toplam dava değerinin 34.896,01 TL olduğu belirtilmiş, aktüer raporuna itiraz edilmesi üzerine bilirkişi ek raporunda davacının zararının 49.225,98 TL olduğu hesaplanmış, bunun üzerine davacı vekilince 29.06.2020 tarihli dilekçeyle dava değeri 49.225,98 TL'ye yükseltilmiştir.
Cana gelen zararlarla ilgili tazminat davalarında zararı ve kapsamını “öğrenme” olgusu güç ve çetin bir iştir. Örneğin, ceza mahkemesinde belirlenen kusur oranları, hukuk mahkemesinde yeniden yapılacak inceleme sonucu değişebildiğine göre (BK m.53), bu hususta dahi kesin bilme ve öğrenmeden sözetmek olanaksızdır. Bunun gibi, beden gücü kayıplarında da, kişi bir uzman hekim dahi olsa, kendi beden zararını kesin bilemeyecek; bunun için sağlık kurullarının raporlarına gereksinim duyulacaktır. Ayrıca bedensel zararlarda zamanla gelişen ve değişen durumlar varsa, bunlar yargılamanın ilerleyen aşamalarında, giderek ilk dava sonuçlandıktan sonra bile ortaya çıkabilecek; bu gibi durumlarda sağlık kurullarından yeni raporlar alınması ve yeni bir zararın hesaplanması gerekecektir.
İşte, tazminat davalarındaki başlangıçtaki belirsizlik ve bilinemezlik nedeniyle, davaya belirsiz alacak davası olarak başlanılması ve son aşamada (hüküm verilmeden önce) harcın tamamlatılması en doğru ve gerçekçi bir uygulama olacaktır. Böyle bir uygulama için yasal engeller bulunmamaktadır. Harç tamamlama işlemi bir ıslah olmadığı gibi yatırılan harç da bir ıslah harcı değildir.
Özellikle, ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle açılan davalarda, tazminatın kesin miktarının, kanıtların toplanmasından, kusur ve hesap raporlarının verilmesinden sonra öğrenilebileceğinden bu gibi belirsiz alacak davasında dava değerinin artırılması (harç tamamlama işlemi) bir ıslah işlemi değildir. Belirsiz alacak davasının anlam ve işlevi; tazminat ve alacağın miktarı kesinlik kazanıncaya kadar dava değerinin artırılabileceği, tazminatın miktarı kesinlik kazanınca tazminat talebini tam belirleyecektir. Buna göre belirsiz alacak davalarında dava değerinin artırılmasına ilişkin birinci dilekçenin bedel artırım dilekçesi ikinci dilekçenin ıslah dilekçesi olduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda tazminat miktarının yükseltilmesine ilişkin iki dilekçe verilmesi "bir davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabilir" ilkesine aykırılık teşkil etmeyecektir.
Buna göre, davacı vekilinin 12.06.2020 tarihli dilekçesinin bedel artırım dilekçesi, 29.06.2020 tarihli dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabulüyle işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar vermek üzere İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.