SUÇLAR: Konut dokunulmazlığını ihlal, 6136 sayılı Kanuna aykırılık, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi, beraat

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması” nedeniyle reddine karar verildiği, bahse konu kararın; aynı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca, incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu konut dokunulmazlığını ihlal suçunun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen kararın ise temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 12.10.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal, 6136 sayılı Kanuna aykırılık, kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan düşme, silahla tehdit suçundan beraat, konut dokunulmazlığını ihlal ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir.

3. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.07.2021 tarihli kararı ile katılan vekilinin 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan davaya katılma hakkı bulunmadığından başvurusunun reddine, sanığın 6136 Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik başvurusunun ve sanık ve katılan vekilinin 6136 sayılı Kanuna aykırılık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarından kurulan hükümlerde verilen beraat kararının ise atılı suçların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturabileceği düşüncesiyle beraat kararının kabule konu suç bakımından düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyizi; takdiri indirim ve vekalet ücretine ilişkindir.

Sanığın gece vakti alkollü şekilde mağdur ...'ın kalmakta olduğu evin önüne giderek, dışarıda bağırmaya başladığı, mağdur ...'ın annesi Ayla Olcay'ın, sanığın bağırmasına engel olmak için giriş katında bulunan evin penceresini açarak, sanık ... ile konuşmak istediği, bunun üzerine sanığın mağdurların rızaları olmadığı halde geceleyin eve girerek mağdur ...'ın konut dokunulmazlığını ihlal ettiği, elinde bıçak olduğu halde mağdur ...'ın kolundan tutarak "benimle geleceksin, seni öldürürüm bugün bu olay bitecek" diyerek mağdur ...'ı bıçakla tehdit ettiği, yumrukla ve elindeki sustalı bıçakla vurarak mağdur ...'ı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaraladığı iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Sanık hakkında kasten yaralama suçundan açılan davada, eylemin silahla gerçekleştirildiğinin sabit olmadığı ve şikayet yokluğu nedeniyle bu suçtan açılan davanın düşmesine, silahla tehdit suçundan açılan davanın ise tanık Ayla Olcay'ın aşamalardaki çelişkili beyanları nedeniyle bu tanığın beyanına itibar edilmemesi, tanık Hazal Deniz Aygün'ün sanığın, mağduru bıçakla yaralamadığı, sanığın elindeki bıçağı eylemi esnasında kullanmadığı ve hatta kendi rızasıyla kendisine teslim ettiğine dair daha tutarlı beyanları, mağdurun bu tanığın beyanını doğrulaması karşısında soyut ve çelişkili kalan mağdur iddiası dışında sanığı cezalandırmaya yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve net bir delil bulunmaması karşısında sanığın beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
Sanığın mağdur ... Kösoğlu barışmak amacıyla mağdure Ayla Olcay'ın evine gittiği, alkollü vaziyette mağdurun kalmakta olduğu evin önüne giderek dışarıda bağırmaya başladığı, mağdurun annesinin de sanığa engel olmak için evin giriş katında bulunan dairenin penceresini açarak sanık ile konuşmak istediği, pencere açıldığında mağdur ... ile annesi Olcay'ın rızaları olmadığı halde geceleyin eve girdiği, eve girer girmez sanığın elinde bıçak olduğu halde mağduru kolundan tutarak "benimle geleceksin, seni öldürürüm, bugün bu olay bitecek" diyerek mağduru bıçakla tehdit ettiği, yumrukla ve elindeki bıçakla vurmak suretiyle mağduru basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı olayda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendindeki, hüküm altına kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşabileceği, sanığın mağduru tehdit etmesi ve yaralaması eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan cebir ve tehdit unsurları kapsamında kaldığı ve bu suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle beraat kararının karara konu suç bakımından düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

A.6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması” nedeniyle reddine karar verildiği, bahse konu kararın; aynı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle incelenmeksizin iadesine karar verilmiştir.

B. Konut dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hüküm yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu konut dokunulmazlığını ihlal suçunun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak reddine karar verilmiştir.

C. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden

1.Sanığın savunmaları, mağdure ve tanık beyanları ve tüm dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine ilişkin Mahkeme kabulünün yerinde olduğu anlaşılmakla katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görülmemiş sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

A. 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarihli, 2021/331 Esas ve 2021/2128 Karar sayılı kararında katılan vekilinin talebinin 5271 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Konut dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hüküm yönünden;

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarihli, 2021/331 Esas ve 2021/2128 Karar sayılı kararında katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

C. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden;

Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarihli, 2021/331 Esas ve 2021/2128 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2024 tarihinde karar verildi.