Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 20/06/2018 tarih ve 2018/188-2018/670 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 03.03.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, sigortalı YDS Deri Tekstil Tur. Yat. İşlt. San. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı, Zeybek isimli Fairline 37 tip çift makineli motor yatın müvekkili şirket tarafından yatım paket poliçesiyle sigortalandığını, Urla merkez Balıkçı Barınağı'nda kıçtan kara, denizde bulunan motorlu yatın 02.07.2013 tarihinde demirli bulunduğu yerde üst güverte kısmına kadar battığını, hasarın azaltılması için aynı gün dalgıç vinç ve diğer imkanlar kullanılarak kurtarma çalışması yapıldığını, yatın bulunduğu yerde yüzdürüldüğünü ve deniz suyunun tahliye edildiğini, hasar sonrası yapılan incelemelerde motor turbolarının bakımı için Volvo yetkili servisi Sey Marine Deniz Motorları Ltd. Şti. tarafından söküldükten sonra boşta kalan egzoz hortum ağzının yukarıya doğru olacak şekilde bağlanması gerekirken tekne sintine içeriye doğru bırakılması nedeniyle egzoz içerisinden giren deniz suyunun içeriye sızması nedeniyle önce makine dairesinin, daha sonra teknenin su dolduğunu, teknenin bulunduğu yerde battığını, yat kurtarıldıktan sonra boşta olan iki adet egzoz hortumunun ağızları yukarıya doğru yönlendirildiğini ve sabitlendiğini, stabil hale geldiğini, deniz suyundan soğutma yapan egzoz hortumlarının kusurlu ve hatalı olarak boşta bırakılmalarından dolayı yatın battığını ve hasarın meydana geldiğini, sigortalı teknenin pert kabul edilmekle 67.000,00 Euro hasar tutarının 31.01.2014 tarihinde sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 67.000 Euro’nun ödeme tarihi olan 31.01.2014 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m. 4/a gereğince işleyecek faizi ile TBK m. 99 gereğince fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sey Marin Deniz Motorları Jeneratör Mak. San. Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirketin davaya konu teknenin turbo şarjlarını 25.06.2013 tarihinde usulüne uygun tamiri amaçlı söktüğünü ve gerekli önlemleri aldığını, teknenin bu tamirden dokuz gün sonra battığını, teknik anlamdaki bir hatada geminin bir gün içerisinde batmasının gerektiğini, 24.11.2012 tarihinde yazılan ve müşteri imzasının yer aldığı 1071 nolu servis formunda belirlendiği üzere; kinistin vanalarının korozyondan dolayı kitlendiği için impeller lastiklerinin değiştirilmemiş olması nedeniyle bu sorunların giderildikten sonra makinelerin çalıştırılarak teknenin teslim edileceğinin belirtildiği, teknenin motor soğutma suyunun geldiği yerden impeller olarak tabir edilen parçanın aşınması nedeniyle teknenin su alıp batmış olabileceğini, 2012 yılı Kasım ayında yapılan bu tespitten sonra sigortalının tekneyi karaya alarak motor dışında teknenin diğer bakımlarını da yaptırtmadığını, kinistin vanaları sebebiyle deniz suyu sisteminde yer alan parçaların sökülmesi ve kinistin vanalarının kapatılmamasında bu parçaların hortum ve borularına takoz çakıldığını, 25.06.2013 tarihinde tekneden çıkarken önlem alındığını, 02.07.2013 tarihine kadar teknenin batmadığını, kötü hava şartlarında teknenin güvene alındığını, sigortalının teknenin kontrolünü yapmadığını, güvenliğini sağlamadığını, barınaklarda sorumluluğun tekne sahibi donatana ait olduğunu, tekneye dolan suyun boşaltılmasını sağlayan sintine pompası ve otomatiğinin çalışmadığını, teknenin eski bir tekne olması nedeniyle çalışmama durumunun söz konusu olabileceğini, waterlock adı verilen su kilidinin egzozdan gelen suyun motora ve tekneye ulaşmasına engel olduğunu, bu parçanın motor veya egzoz seviyesinin deniz seviyesinin altında olduğu teknelerde kullanıldığını, söz konusu teknede makine dairesinin panyollarının deniz seviyesinden 50-60 cm aşağıda olduğunu, egzozların sökülse dahi motor dairesine suyun geçmemesi gerektiğini, teknenin yalpa yapması ve egzozdan su girme iddiasının yüksek dalgalarda aynı sonucu doğuracağını, bunu engelleyecek parçanın waterlock olduğunu, bu parçanın denizde kalması ve korozyona uğraması nedeniyle teknenin battığını, egzozlardan su geldiğinin tespit edildiğini, su kilidi sisteminin tekne su aldığında su ile dolacağını, hava boşluğu kalmadığı için görev yapamayacağını, teknenin egzozları söküldüğünde ve yere bırakıldığında asla su almaması gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, teknenin borda çıkışında makine stop halinde iken suyun makineye geri yürümemesi için waterlock kullanıldığı, waterlockun nargile sistemi ile çalıştığı, deniz suyunun makineye geri yürümesinin zor ancak imkansız olmadığını, waterlockun makine stop edildiğinde, devrede kalan suyun toplandığı hazne olduğu, egzoz gürültüsünü azalttığı, ancak su hattı altında makine kalması halinde deniz suyunun egzoz manifoldundan, makineye geri yürümesi riskinin bulunduğu, bu olaya sifon etkisi dendiği, sifon etkisini kırmak için deniz suyu borda çıkış devresine boyun atmak gerektiği, bu işleme deve boynu dendiği, somut olayda yetkili servisin egzoz çıkış devrelerini sökük halde bıraktığı, egzoz devrelerinden içeriye su girmesi nedeniyle waterlock sistemindeki yapısal sorunlar nedeniyle makineye su yürüme riskinin bulunduğu, egzoz çıkışının su seviyesinin hemen üstünde olsa bile sert havalarda yalpadan dolayı deniz suyunun içeriye yürüme riskinin bulunduğunu, sonuç olarak teknenin egzoz devresinin söküldükten sonra egzoz devrelerinin güvenli olarak bağlanmaması nedeniyle, teknenin battığı, davalının basiretli bir tacir olarak işini özenle ve sadakat ile yürütmesi gerektiği, teknenin davalının itiraz ettiği gibi dışardan gelen yapısal bir hasardan batmadığı, zira teknenin 03.07.2013 tarihinde su tahliyesi ile tekrar yüzmeye başladığı ve teknede tonajı itibari ile personel bulundurma zorunluluğu bulunmadığı gerekçesi ile 73.075,00 Euro bedelin tarafların anlaştığı 67.000,00 Euro'nun üstünde kaldığı tespit edilmekle ayrıca bir indirim yapılmasına gerek olmaksızın 31.01.2014 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m. 4/a gereğince işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizin 2016/6584Esas 2017/7296 Karar sayılı bozma ilamında mahkemece alınan bilirkişi raporuna taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine dosyanın ek rapor tanzimi için heyete tevdi edildiği, ancak ek raporda sadece davacı vekilinin itirazlarının değerlendirildiği, ek raporun taraf vekillerine tebliği üzerine davalı vekilinin, ek raporu kabul etmediklerini, kök rapora yönelik itirazlarını tekrar ettiklerini beyan ettiği, mahkemece davalı vekilinin kök rapora yönelik ciddi itirazlarının yeni rapor alınmak suretiyle karşılanmadığı gibi karar yerinde de bu itirazlara yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığı tespit edilerek, davalı vekili tarafından hükme esas alınan rapora yapılan ciddi itirazların karşılanması için oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeni bir heyetten rapor alınmıştır. Alınan raporda, teknenin egzoz devresi söküldükten sonra kötü hava koşullarının etkisi ve waterlock sisteminin çalışmaması sonucu egzoz devrelerinin güvenli olarak bağlanmaması neticesinde içine su dolarak battığı, waterlock sistemi sigortalı teknenin sorumluluğunda olsa da davalının işini basiretli bir tacir gibi mesleki ve teknik olarak özenle ve sadakatle ifa etmesi gerektiği, bu bağlamada işini yaparken gerekli tedbirleri almadığı, kapalı bir hazne olması sonucu içinin teknik olarak bilinmediği waterlock sistemine güvenerek egzoz devrelerini emniyetli şekilde bağlamadığı, bu bağlamda mutlak sorumsuzluğundan söz edilemeyeceği, davalının kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan teknik tespitlerden, teknenin batmasının egzoz devrelerinin güvenli olarak bağlanmaması ve waterlock sisteminin çalışmaması nedenlerinin biraraya gelmesi sebebiyle gerçekleştiği, davalı tarafından egzoz devreleri güvenli bağlansa idi veya sigortalı teknenin waterlock sistemi çalışıyor olsa idi teknenin batmayacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda tüm sorumluluğun davalıda olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.