SAYISI: 2016/1009 Esas - 2019/499 Karar

Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının hissedarı olduğu taşınmazların ortaklığın giderilmesi davası sonucu satışına karar verildiğini, davalının 04.08.2015 tarihli ihaleye katılarak en yüksek peyi sürdüğünü, taşınmazların davalıya ihale edildiğini, davalının ihale bedelini süresinde yatırmaması ve ikinci sırada pey sürene yapılan teklifin de sonuçsuz kalması üzerine, 03.11.2015 tarihinde tamamlayıcı ihalenin gerçekleştirildiğini, bu ihalede de en yüksek peyin davalı tarafından sürüldüğünü, yine bedelin ödenmemesi üzerine ihalenin fesholunduğunu ve satışın düştüğünü, 20.01.2016 tarihinde yapılan ikinci ihalede taşınmazların satışının gerçekleştiğini ve ihalenin kesinleştiğini, davalının 04.08.2015 ve 03.11.2015 tarihli ihalelerde en yüksek teklifi verip ihale bedellerini yatırmadığını, ikinci yapılan ihalede taşınmazların daha ucuza satıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 45.000,00 TL maddi tazminatın ilk ihalenin feshedildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihale prosedürü içerisinde, davalı ...'den, İİK'nın 133/2 nci maddesi gereğince kendisinden evvel en yüksek teklifte bulunan kişinin taşınmazı satın alma bedeli ile kendisinin yaptığı ihale teklifi arasındaki farkın Satış Memurluğu tarafından tahsil edildiğini, bu suretle davalı ...'in İİK'nın 133/2 nci maddesi anlamında kendisine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, İİK'nın 133 üncü maddesinde, iki ihale bedeli arasındaki fark dışında, davacı tarafın uğradığı "diğer zararların" da giderileceğinin düzenlendiğini, burada kast edilen "diğer zararlar"ın daha önce düşmüş olan satışta verilen teklif ile bu satıştaki satış bedeli arasındaki fark olmadığını, Yargıtay müstekar kararları uyarınca iki ihale bedeli arasındaki farktan sorumluluğun, İİK'nın 133 üncü maddesine göre yapılan ihale ile son bulduğu, yapılan ihalede satışın gerçekleşmemesi halinde ise sorumluluğun sona erdiği, iki ihale bedeli arasındaki farktan sorumluluğun İİK'nın 133 üncü maddesi uyarınca yapılacak satış ile sınırlı olduğunu, 20.01.2016 tarihinde yapılan ihale sonrası İİK'nın 133/2 maddesindeki ihale bedelini süresinde ödemeyen alıcının sorumlu olduğu iki ihale bedeli arasındaki fark ödenmiş olduğuna göre, davacıların uğradığı "diğer zararlar"ın ne olduğunun davacı tarafça ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Edirne 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/361 Esas ve 2014/146 Karar sayılı dosyası ile ortaklığının satış yoluyla giderilmesine karar verilen taşınmazlardan 1638 parsel ve 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Edirne 1.Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 2015/11 sayılı dosyası üzerinden 04.08.2015 tarihli yapılan ihalede en çok bedeli veren davalı ...'e, 1638 parsel sayılı taşınmazın 230.100,00 TL bedelle, 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise 770.000,00 TL bedel ile ihale edildiği, 10 günlük süre içinde bedelin davalı alıcı tarafından yatırılmadığı, ihalenin fesh edildiği, taşınmazların tekrar tamamlayıcı ihaleye çıkarıldığı, davalının yeniden ihaleye iştirak ettiği, 1638 parsel sayılı taşınmazın 230.000,00 TL ve 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 770.000,00 TL bedel ile davalıya ihale edildiği, 10 günlük süre içinde bedeli davalı alıcı tarafından yatırılmadığından ihalenin fesh edildiği, bu kez taşınmazların 20.01.2016 tarihinde yeniden ihaleye çıkarıldığı, 1638 parsel sayılı taşınmazın 204.100,00 TL bedel ile davalıya, 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın...Plastik A.Ş.'ye 595.000,00 TL bedel ile ihale edildiği, ihalenin kesinleştiği, ihale bedelinin ilgili banka şubesine yatırıldığı, davacı tarafından, davalının haksız fiil ve ihale bedelinin zamanında yatırılmaması nedeniyle zarar gördüğü, davalının ihale bedelini yatırmamak sureti ile ihalenin feshine sebep olduğu ve bu davranışı ile ikinci yapılan ihalede taşınmazların daha ucuza satılmasına neden olduğu ileri sürülerek İİK'nun 133 üncü maddesi gereği ve iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle maddi zararının davalıdan tahsilini talep ettiği, dava konusu olayda ilk ihale alıcısı davalının 10 günlük süre içerisinde ihale bedelini yatırmadığı, ihalenin fesh edildiği, sonra yapılan tamamlayıcı ihale sonucu taşınmazların yine davalıya ihale edildiği, davalı tarafından 10 günlük sürede ihale bedelinin yatırılmaması nedeniyle ihalenin fesh edildiği, icra memurluğunca İİK'nın 133 üncü maddesi uyarınca yeniden yapılan ihale sonucu taşınmazların satıldığı, bu durumda birinci alıcı davalının, bu son yapılan ihale nedeniyle doğan farktan sorumlu olamayacağı, dolayısıyla somut olayda İİK'nın 133 üncü maddesindeki yasal şartların oluşmadığı, davacı vekili tarafından her ne kadar genel hükümler dahilinde tazminat talep edildiği belirtilmiş ise de, bu konuda herhangi bir zarara uğranıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporuyla uğranılan zararın tespit edildiğini, davalının eylemi nedeniyle zarara uğranıldığı açık olmasına rağmen davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ihaleye çıkarılan taşınmazlarla ilgili alıcı olarak ihaleye katılıp teklif vermesine rağmen ihale bedellerini yatırmaması sonucu en son yapılan satışta taşınmazların düşük bedelle satılmasından dolayı davacının zarara uğradığını ve davalının haksız fiili nedeni ile uğranılan zararın davalıdan tazmini gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya ve ekleri incelendiğinde 1638 parsel sayılı taşınmazın muhammen bedelinin 48.000,00 TL olarak belirlendiği ve 204.100,00 TL bedel ile satıldığı, 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise muhammen bedelinin 101.400,00 TL olarak belirlendiği ve 595.000,00 TL bedel ile satıldığının anlaşıldığı, müstekar Yargıtay İçtihatlarına göre ihale bedelinin en az muhammen bedel kadar olması durumunda, ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü gerektiği (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2018/3938 Esas ve 2019/1736 Karar sayılı ilamı), somut olayda kesinleşen ihale bedellerinin muhammen bedelin üzerinde olduğunun görüldüğü, bu nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davacının hissedarı olduğu ve ortaklığın giderilmesi suretiyle satışına karar verilen taşınmazlara ilişkin yapılan ihaleye katılan davalının ihale bedelini zamanında yatırmaması nedeniyle ihalenin feshine sebep olduğu ve bu davranışı ile ikinci yapılan ihalede taşınmazların daha ucuza satılmasına neden olduğu iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 uncu maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 133 üncü maddesi.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.