TCK’nın 157/1,39,62/1, 52/2-4,50/1-a maddeleri gereğince mahkumiyet
Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanın evlenmek istediğini beyan ettiği tanık ...’in sanığı arayarak katılana uygun bir bayan olup olmadığını sorduğu, sanığın da tanığa ... isimli şahsın telefon numarasını verdiği, tanığın sanığın kendisine verdiği telefon numarası ile ... isimli şahsı aradığı daha sonra da ... ile katılanın konuştuğu ve evlenmeye karar verdikleri, katılanın ... isimli kişiye toplam 3260 TL değerinde altın aldığı, daha sonra ... isimli kişinin ortadan kaybolduğunun iddia edildiği olayda; dairemizin 06/06/2017 tarih ve 2017/9427 E - 2017/13534 K sayılı bozma ilamı doğrultusunda uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere uzlaşma bürosuna gönderilmesi neticesinde, uzlaşmanın sağlanmadığına dair 14/11/2017 tarihli rapor, sanık savunması, katılan beyanı ve dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin mahkumiyet yönünde kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın TCK'nın 37/1 maddesi kapsamında dolandırıcılık suçunun asli faili olarak sorumlu tutulup buna göre cezaya hükmedilmesi gerekirken, eyleminin aynı Yasanın 39/2-c maddesi kapsamında değerlendirilip, yardım eden sıfatıyla uygulama yapılmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiisinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.