İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.09.2020 tarihli ve 2019/431 Esas ve 2020/240 sayılı Kararı ile sanık hakkında devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302,3713 sayılı Kanunun 5/1,5237 sayılı Kanun'un 62,53,58/9,63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.

2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 31.12.2020 tarihli ve 2020/1468 Esas, 2020/1327

sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf talebinin 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.03.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle;

1. Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,

2. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,

3. Sanığın tanık beyanı ile de sabit olduğu üzere söz konusu yerde 1 saatten fazla bulunmadığına

4. Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve diğer hususlara İlişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eylemlerinin Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararları verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

1-) Sanık hakkında düzenlenen iddianamede, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma (TCK'nın 302/1,3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri) suçundan açılmış usulüne uygun bir kamu davası bulunmadığı, CMK’nın 225/1 maddesinde düzenlenen: ''Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir'' hükmü uyarınca dava konusu yapılacak eylemin açıkça ve bağımsız olarak iddianamede gösterilmesi gerektiği; belirtilen ilkelere uygun olarak, iddianamede sanık hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan dava açılmadığı, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığı, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun unsurlarının farklı olduğu, sanık hakkında bu suçtan ek iddianame düzenlettirilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmakla, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma (TCK'nın 302/1,3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri) suçundan usulüne uygun dava açılması sağlandıktan sonra, yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-) Tanık ...'un CMK’nın 210 uncu maddesi gereğince doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip, AİHS’in 6/3-d ve Anayasanın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınarak bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 31.12.2020 tarihli ve 2020/1468 Esas, 2020/1327 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2024 tarihinde karar verildi.