Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Uzunköprü Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.03.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve altıncı fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

B. Uzunköprü 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2016 tarihli ve 2016/175 Esas, 2016/443 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezanın ertelenmesine hükmedilmiştir.

C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, usul ve yasaya uygun hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanığın temyiz sebepleri özetle; kararı temyiz ettiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre)
Sanığın Uzunköprü 102. Topçu Alay kışlasında askerlik görevini ifa ettiği, 04.03.2016 tarihinde sanığın hal ve hareketlerinden uyuşturucu madde kullanmış olabileceği yönünde şüphelenildiği, akabinde Uzunköprü Cumhuriyet Başsavcılığının kararı ve daha sonraki Sulh Ceza Hakimliğinin onayı ile sanığın kan ve idrar örneklerinin alındığı, 25.03.2016 tarihli adli tıp raporuna göre, sanığın kan ve idrarında sentetik olarak tabir edilen metaboliti AB CHİMİNACA isminde uyuşturucu madde bulunduğunun tespit edildiği, sanığın öncesinde de uyuşturucu madde kullanması nedeniyle hakkında kamu davası açıldığı, sanığın alınan ifadesinde eylemini ikrar ettiği, sanığın üzerine atılı suçu bu şekilde işlediği vicdani sonuç ve kanaatine varılarak mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İddianame içeriğinde, sanık hakkında daha önce işlediği aynı suçtan dolayı verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal nedeniyle kaldırılarak kamu davası açıldığından bahisle, 04.03.2016 tarihli inceleme konusu bu suç nedeniyle doğrudan 28.03.2016 tarihinde kamu davası açıldığının belirtildiği ancak, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) sorgulamasında sanık
hakkında, daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği, tebliği ya da kesinleşme tarihine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği ve bu evrakın incelenen dosya arasında da bulunmadığı anlaşılmakla,
Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmede inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinin gözetilmesi gerektiği, Dairemizin 11.07.2023 tarihli ve 2022/13613 Esas, 2023/6376 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulüne uygun kesinleşene kadar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm suçların tek suç olup ancak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceğinden, söz konusu dosyaların aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulup, incelenen 04.03.2016 tarihli suç yönünden 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan dava açma koşulunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Uzunköprü 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2016 tarihli ve 2016/175 Esas, 2016/443 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2024 tarihinde karar verildi.