Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bingöl İcra Hukuk Mahkemesinin 28.03.2017 tarihli ve 2017/1037 Esas, 2018/543 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı üçüncü kişi vekili, haciz yapılan işyerinin müvekkili şirkete ait olup içindeki malların da tamamen faturalı bir biçimde ve bedelleri ödenmek suretiyle satın alındığını, müvekkili şirketin usulüne uygun olarak kurulmuş ayrı bir tüzel kişi olup, iyiniyetli 3.kişi konumunda olduğunu belirterek, istihkak iddialarının kabulüne ve davalı alacaklı aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; üçüncü kişi şirketin hem borçlu şirketin dokuz şubesini, hem de diğer şirketlerini satın alarak mal kaçırmak niyetinde olduğunu bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, tarafların amacının "Katılım Hipermarket" isimli ticari işletmenin bütününün devredilmesi olduğu, bunun örtülü devir olduğu, hukuka aykırı olarak yapılan bu devrin alacaklı haklarını etkilememesi gerektiği gerekçesiyle davacının istihkak iddiasının reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının borçludan hemen sonra haciz adresinde aynı faaliyet kolunda, borçlunun eşyaları ve malları ile işyerini işletmeye başlamış olması nedeniyle mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, haciz adresinde yapılan tespite göre tabelada "Katılım Market" yazılı olduğu, davacı tarafça haczedilen mallara ilişkin sunulan faturalar üzerindeki bedeller dikkate alındığında, bu miktarların borçlu şirketin malvarlığının önemli bir kısmına isabet ettiği, bunun taraflar arasında örtülü bir devir ilişkisinin bulunduğunu gösterdiği gerekçesiyle, üçüncü kişinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvazaalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde, alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devir yargılama konusu yapılabilir.
Ayrıca, İİK'nin 44. maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır (İİK 337/a md). Aktiflerin devredenin mal varlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir.
Bu bilgilere göre, temyize konu olayda davacı üçüncü kişi ile borçlu arasında mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlem olduğu davalı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen, üçüncü kişi ile borçlu arasında muvazaa olgusunu destekleyen herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır. Öte yandan, davacı üçüncü kişinin, haciz yapılan işletmeyi davalı borçlu şirketten devraldığı bildirilmiş ise de, devir işlemi tek başına üçüncü kişi adresinde haciz yapılmasını gerektirmez.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi