Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve altıncı fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

B. Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2015/852 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.

Sanığın temyiz sebepleri özetle; temyiz konusu eylemi hakkında daha önceden verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı tarihinden önce işlediğini mahkemece tarihlerin karşılaştırılmadan hüküm kurulduğuna ilişkindir.

Sanığın daha önce hakkında uyuşturucu madde kullanmak suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildikten ve denetim süresi içerisinde tekrar aynı suçu işlemesi nedeniyle hakkında görülmekte olan kamu davasının açılmasından sonra suç tarihi olan 26.09.2015 tarihinde sanığın üzerinde yapılan aramada esrar ve nehir kenarında esrar ile yakalanmak suretiyle aynı suçu tekrar işlediğinin anlaşıldığı ve işlenen bu ikinci suç nedeniyle kamu davasının ertelenmesi kararı verilemeyeceğinden açılan kamu davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca “kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve erteleme süresi içerisinde asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanması” kararı verilmesini takiben, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yazılan durumlardan birinin gerçekleşmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılmasından sonra, şüphelinin yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceğinden ikinci suç nedeniyle
doğrudan kamu davası açılacağı tartışmasızdır.
Somut olayda, sanığın 26.09.2015 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, UYAP ve adli sicil kaydından yapılan incelemede, sanığın 16.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca, 14.11.2014 tarihli karar ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, sanığın yüklenen yükümlülüklere ve uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmaması nedeniyle 24.06.2015 tarihli iddianame ile Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2015/516 Esas, 2015/816 Karar sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddeinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 09.11.2015 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla;
14.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, sanığın erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması ya da kararın sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi ya da sanığın yüklenen yükümlülüklere ve uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmemesi hallerinde, sanık hakkında kovuşturma şartlarının gerçekleşmemesi nedeniyle, erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açılması yasaya aykırı olacağından ve Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2015/516 Esas, 2015/816 Karar sayılı kararı temyiz edilmeden kesinleştiğinden gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceğinden, Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2015/516 Esas, 2015/816 Karar sayılı dosyasının aslı ya da onaylı örneği dosya arasına alınarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2015/852 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2024 tarihinde karar verildi.