Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/205 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 16.667,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

1. Katılanın temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, takdiri indirim nedenlerinin uygulanamayacağına, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerektiğine, re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir.

2. Sanığın temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, atılı suçu işlemediğine, temyiz ettiğine ilişkindir.

1. Mahkemece; katılanı ev ve cep telefonlarından arayarak kendilerini yargı mensubu ve komiser olarak tanıtan kişilerin, terör örgütüyle ilişkilendirerek hile ile kandırmaları ve yönlendirmeleri neticesinde katılanın yatırdığı paranın bankadan sanık tarafından çekildiği ve bu şekilde sanığın banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.

3. Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, kurumların cevabi yazıları, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, katılan ve sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerektiği, bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu nitelikli hâlin uygulanamayacağı nazara alındığında, somut olayda, katılanın telefonla kendilerini yargı mensubu ve komiser olarak tanıtan kişiler tarafından kandırılması sonucu yatırdığı paranın sanık tarafından çekilmesinde banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasından söz edilemeyecek olup, sanığın sübut bulan eylemi 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile eklenen (L) bendindeki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmakta ise de, anılan hüküm suç tarihinde yürürlükte bulunmadığından, uzlaştırma kapsamında kalan ve 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçundan cezalandırılması gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

2. Kabul ve uygulamaya göre de;
a) 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde belirlendikten sonra, bu miktar üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapılarak ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52 nci maddesi uyarınca, 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan haksız elde olunan yararın iki katının esas alınması suretiyle infazda tereddüt oluşturacak şekilde ceza tayini,
b) Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine karar verilmesi,
c.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/205 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararına yönelik katılan ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.01.2024 tarihinde karar verildi.