B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ağrı 3.Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2014 tarihli ve 2013/227 Esas, 2014/89 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,50 inci maddesi uyarınca 6000,00 TL ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Ağrı 3.Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2014 tarihli ve 2013/227 Esas, 2014/89 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 12.06.2017 tarihli ve 2017/12507 Esas, 2017/14348 Karar sayılı kararı ile sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu, nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine, Ağrı 3.Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2019 tarihli ve 2017/845 Esas, 2019/467 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 50 nci maddesi uyarınca 6000,00 TL ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık, kararın haksız olduğunu, müştekiyi ve diğer sanıkları tanımadığını, HAGB kararı verilebileceğini beyan ederek hükmü temyiz etmiştir.

1. Katılan ...'ın oğlu olan katılan ...'ı evlendirmek için ...ın tanıdığı olan Iğdır ilinde oturan ...olarak tanıdıkları sanık ...'nın yanına gittikleri; burada bir kıza baktıkları, beğenmeyip geri döndükleri, 0507 ... .. 61 nolu telefonu kullanan ismini Hasan olarak söyleyen şahsın (temyiz dışı sanık ...) katılanı arayarak uygun bir kız bulduğunu söylediği; buraya gittiklerinde de bu gösterdiği kızı da beğenmeyerek Ağrı iline gittikleri; burada 0538 ... .. 79 nolu telefonu kullanan ve ... olarak kendisini tanıtan temyiz dışı sanık ...'un katılanları Ağrı ilinde bir eve götürdüğü; burada ismini ... (...) olarak söyledikleri bir kızı beğendikleri; ... isimli şahsa başlık parası olarak 19.01.2012 tarihinde 10.000 TL para verdikleri, ayrıca bir kuyumcudan 2.600 TL değerinde ziynet eşyasını 23.01.2012 tarihinde aldıkları; ... isimli kızı da yanlarına alarak Konya'ya döndükleri; Konya ilinde ... isimli bayana 27.01.2012 tarihinde 5.700 TL değerinde tekrar bilezik aldıkları; ikamet ettikleri ...ilçesine döndükleri; 29.01.2012 tarihinde ...'ın katılanların evinden cep telefonu ve yüzükleri çalması nedeniyle şüphelenilerek karakola gittikleri somut olayda; sanığın diğer sanıklarla birlikte hareket ederek suçtan kurtulmaya yönelik beyanda bulunduğu kabulü ile iştirak halinde TCK 157/1 maddesi kapsamında dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.

2. Sanık savunmasında, kullanmakta olduğu ticari taksi ile müştekileri Doğubayazıt ilçesine götürdüğünü, sonra tekrar Iğdır iline bıraktığını, olayla bir ilgisinin bulunmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.

3. Bozma üzerine sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosya uzlaştırma bürosuna tevdi edilmiş ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlenmiştir.

4. Mahkemece, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği kabulü ile mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1. Her ne kadar gerekçeli kararda suç tarihi 2012 olarak belirtilmiş ise de; katılanın son kez altın aldığını beyan ettiği 27.01.2012 tarihinin suç tarihi olarak belirlenmesi ile mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, 10.03.2014 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi ve sanık lehine bozulması nedeniyle, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Temel ceza belirlenirken hapis cezası asgari hadden uygulandığı halde, hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasına esas alınan birim gün sayısının ayrıca gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye neden olunması, hukuka aykırı bulunmuş ise de, anılan hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ağrı 3.Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2019 tarihli ve 2017/845 Esas, 2019/467 Karar sayılı kararında sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "Bozma kararı öncesi yapılan 61,10 TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline, bozma sonrası yapılan diğer yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına" ibaresinin eklenmesi ve adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ''30 gün'', '25 gün'' ve ''500 TL'' adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla '' 5 gün '', '' 4 gün '', '' 80 TL '' adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.01.2024 tarihinde karar verildi.