Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı...tarafından Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin 2013/54 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkeme kararına istinaden müvekkili tarafından yasal kesintiler yapıldıktan ve müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücreti mahsup edildikten sonra toplam 396.395,56 TL'nin 22.06.2016 tarihinde dava dışı Kazım Barış Tan'a ödendiğini, davalı doktorun hatalı tedavisi nedeniyle müvekkilinin tazminat ödemek zorunda kaldığını, davalının kusurlu hareketi ile müvekkilini zarara uğrattığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 418.385,32 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuen tazminini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kocaeli 2. İdare Mahkemesince alınan raporda müvekkili tarafından tedavi edilen dava dışı hastaya uygulanan işlemlerde ihmal veya uygunsuzluk bulunmadığının ve ortaya çıkan durumun tıbbi komplikasyon olduğunun tespit edildiğini, dava konusu olaya ilişkin ceza soruşturması da açıldığını ve sonuçta kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, Kocaeli 2. İdare Mahkemesince verilen kararın henüz kesinleşmediğini, kesinleşmemiş karara istinaden yapılan ödemenin müvekkilinden rücuen tahsilinin talep edilemeyeceğini, müvekkilinin olayda bir kusuru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; gerek Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin dosyasında gerekse eldeki dava dosyasında Adli Tıp Kurumundan (ATK) alınan raporlarda davalıya atfı kabil kusur bulunmadığının belirlendiği, ödenen tazminatın kamu görevlisine kusuru oranında ve eylem ile zarar arasında illiyet bağı bulunması halinde rücu edilebileceği, davacının davalının kusurunu ve illiyet bağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının kusurunun kesinleşmiş idare mahkemesi kararı ile sabit olduğunu, dosyada mevcut olan ATK raporlarında olayın sadece ameliyat tekniği açısından irdelendiğini, hastayı bilgilendirme ve aydınlatma yükümlüğünün yerine getirilmediğini, müvekkilinin rücu hakkının Anayasa'nın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrasından kaynaklandığını, hukuk hâkiminin ceza dosyası ile bağlı olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi tarafından ATK 2. İhtisas Dairesinden alınan 27.11.2017 tarihli ve ATK 3. Üst Kurulundan alınan 21.11.2019 tarihli raporlarda davalı doktorun kusurunun bulunmadığının bildirildiği, eldeki davanın rücu davası olup tazminatı ödeyen davacı idarenin, ancak kusuru oranında personeline rücu edebileceği, İlk Derece Mahkemesi tarafından ATK'dan alınan raporlarda davalı doktorun kusurunun bulunmadığı tespit edildiğinden davacı Bakanlığın davalı doktora rücu imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, dava dışı hasta Kazım Barış Tan'a uygulanan hatalı tedavi nedeniyle dava dışı hasta tarafından davacı aleyhine açılan dava sonucunda, dava dışı hastaya ödenen tazminatın uyguladığı tedavinin kusurlu olduğu iddia edilen davalı doktordan rücuen tazmini istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 18 ve geçici 13 üncü maddeleri.

1. Resmi Gazete'de 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.

Dosya kapsamından, davalının olay tarihinde Kocaeli Derince Devlet Hastanesinde görev yaptığı, dava dışı...isimli hastanın, davalı tarafından uygulanan tedavisinde hizmet kusuru olduğundan bahisle ... aleyhine Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin 2013/54 Esas ve 2016/246 Karar sayılı dosyasında maddi ve manevi tazminat davası açtığı, yapılan yargılama sonucunda ... aleyhine tazminata hükmedildiği, davanın Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin kararına istinaden ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Şu durumda İlk Derece Mahkemesince, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi, başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

2. Bozmanın kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.