Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tır şoförlüğü yaptığını, olay günü şirketin talimatı üzerine... Köyüne giderken dinlenmek ve mola vermek için...'de durduğunu, sıcaktan ve çeltik tarımı yapılması nedeniyle sineklerden dolayı uyuyamadığını ve köyde gezintiye çıktığını, bu sırada müvekkilini bir köpeğin kovalamaya başladığını ve köpeklerden kaçarken farkında olmadan davalı ...'ın bahçesine girdiğini, davalıların ne olduğunu bile sormadan sopalarla müvekkiline saldırdıklarını, müvekkilinin çene kemiğinin ve üç dişinin kırıldığını, olaydan bu yana müvekkilinin katı besinlerle beslenemediğini, müvekkilinin sosyal güvencesi olmadığından tüm tedavi masraflarını kendisinin karşıladığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinden ...'ın olaya herhangi bir dahili olmadığını, davacının iddiaları dışında başkaca delil de bulunmadığını, davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, olayın gece yarısı davacının, müvekkili ...'ın bahçesine girmesi ve hayvanına tecavüz etmesi nedeniyle meydana geldiğini, davacının müvekkilinin bahçesine izinsiz girmesi nedeniyle olayda davacının kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; olayın gece 01.30'da meydana geldiği, bu saatte evinin bahçesinde hiç tanımadığı bir insanın görülmesi halinde hırsız olduğunu zannetmenin doğal olduğu, davalı ...'ın davacıya kaçmamasını söylemesine rağmen davacının bıçak çekerek davalıyı tehdit ettiği ve olayın büyümesine sebebiyet verdiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 52 nci maddesi gereğince zarar görenin zarar miktarını artırıcı davranışlarda bulunması halinde tazminatın indirilebileceği veya tamamen kaldırılabileceği, davacının sigortalı olup tedavi giderinin Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) tarafından karşılandığı, davacının kendi kusuru ile olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin gece vakti köpeklerin kovalaması nedeniyle davalı ...'ın bahçesine girmek zorunda kaldığını, İlk Derece Mahkemesinin davalıların müvekkilini hırsız zannettikleri yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, dosya kapsamında davalı tarafın hırsızlığa ilişkin bir beyanı olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin bu yöndeki kabulünün hatalı olduğunu, dosyada yeterli araştırma yapılmadan ve deliller toplanmadan karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesince müvekkilinin maluliyeti yönünde rapor alınmasına dair ara karar kurulmuş iken sebepsiz şekilde davanın reddine karar verilmesinin hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; köy yerinde gece yarısı yabancı birinin evin bahçesine girmesi ve ev sahiplerine bıçak çekmesi hususları da göz önüne alındığında, davacının yaralanmasına neden olan olayın meydana gelmesine kendi kusuru ile sebebiyet verdiği, bu durumda davacı lehine herhangi bir tazminata hükmetmenin yerinde olmayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesine, oluşa ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde bildirilen delilleri toplanmadan karar verildiğini, davalıların ceza dosyasında ve eldeki davada dayanmadıkları olayların geçekleşmiş gibi kabul edilerek müvekkiline kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince müvekkilinin hırsızlık amacıyla davalıların bahçesine girdiğinin kabul edildiğini, halbuki davalıların hırsızlık yönünde bir iddiaları olmadığını, müvekkilinin kendisini korumak amacıyla meşru savunma kapsamında bıçak kullanmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davalıların müvekkilini darp ederek çenesinde kalıcı sakatlığa neden olduklarını, İlk Derece Mahkemesince deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalıların, davacıya karşı gerçekleştirdikleri iddia edilen kasten yaralama eylemi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanunu'nun 49 ve 52 nci maddeleri.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, ceza mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararın hukuk hakimini bağlamamasına, ceza dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporlarının davalıların beyanlarını desteklemesine, davacının yaralanmasına kendi kusuru ile sebebiyet vermiş olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.