Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 27.10.2014 tarihinde yaya konumunda olan davacı çocuk ...’a davalı ... nezdinde ZMSS poliçesi olan davalı sürücü ...’nun idaresindeki araç ile çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacı ...’in yaralanarak malul kaldığını, diğer davacıların Kudret’in anne ve babası olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 1.000,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... şirketinden, davacılardan ... için 100.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile davacı ... yönünden maddi tazminata ilişkin talebini 21.735,86 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; trafik kazası tespit tutanağı ve ceza davasında alınan kusur raporuna göne davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacı ...'ın asli kusurlu, kendisinin ise alt düzeyde tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı Groupama Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin meydana gelen zarardan sigortalı aracın sürücüsünün kusuru ve poliçe teminat limiti kapsamında sorumlu olduğunu, tarafların kusur durumu ve davacının maluliyet oranının tespit edilmesi için bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 19.01.2018 tarihli rapora göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'nun %5 oranında kusurlu olduğu, davacı çocuk yaya ...'ın ise müdrik olmayan davranışlarının %95 oranında kazada etkili olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun 25.03.2019 tarihli raporuna göre davacı ...’ın kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 33,2 oranında olduğu, PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre 18.11.2019 tarihli aktüer bilirkişi raporu ile tazminatın usulünce hesaplandığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulü ile 21.391,73 TL maddi tazminatın(efor kaybı tazminatı ile sürekli iş göremezlik tazminatı) dava tarihi olan 16.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere davalı ... şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacılardan ... için 2.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 27.10.2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsil edilerek davacılara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; usulüne uygun keşif icra edilmediğini, kaza yerinde kaza ile ilgili gerekli ölçümlerin yapılmadığını, olay yeri tanıklarının ifadesine başvurulmadığını, bu hususta herhangi bir soruşturma yürütülmediğini, sadece araç sürücüsü ...'nın beyanları doğrultusunda kaza tespit tutanağının tanzim edildiğini, kaza tespit tutanağında sadece sürücü ...'nun 2918 sayılı KTK'nun 52/1-b maddesi gereğince 2. derecede kusurlu olduğuna ilişkin değerlendirmenin yapıldığını, dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 19.01.2018 tarihli raporda yapılan değerlendirme neticesinde davalı sürücü ...'nın kazanın meydana gelmesinde % 5 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ancak söz konusu kusur oranının akla, mantığa ve bilimsel verilere uygun olmadığını, bu kusur oranını kabul etmenin mümkün olmadığını, yeniden keşif icrası ile tanık beyanları alındıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden oluşacak heyetten yeniden kusura ilişkin rapor alınmasına karar verilmesini talep etiklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davacı vekili istinaf dilekçesinde davalı ...'ya izafesi yapılan % 5 kusura dair rapora itiraz etmiştir. Mahkemece tarafların kusur oranlarının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığından alınan raporda sürücü ...'nun % 5 oranında kusurlu olduğu, çocuk yaya Kudret Yıldırım'ın müdrik olmayan davranışları ile yakın seyirle gelen sürücünün kullandığı otomobilin önüne koşarak, ani ve kontrolsüzce çıkmasıyla geçiş hakkına haiz aracın sadmesine maruz kaldığı olaydaki hal ve davranış faktörleri sonuç üzerinde asli etkili olmuştur, gerekçesiyle, %95 (yüzdedoksan beş) oranında etkili olduğu kanaati belirtilmiş olup, olaya ve oluşa uygun belirlenen kusur oranlarının hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı..." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

davalıların sürücüsü, işleteni ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı (ZMSS) olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın ve ailesinin sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, aynı Kanunun 266 ıncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ıncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Davacılar ihtiyari dava arkadaşı durumunda olduğundan kesinlik sınırı her bir davacı yönünden ayrı ayrı gözetilmelidir.
Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar davacılardan ... için 49.000,00 TL ve ... için 49.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.

2. Somut olayda kolluk görevlilerince düzenlenen kaza tespit tutanağında davacı yaya ...'ın kazada birinci derecede kusurlu olduğu, davalı sürücü ...’nun ise ikinci derecede kusurlu olduğunun belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 19.01.2018 tarihli rapora göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'nun %5 oranında kusurlu olduğu, davacı çocuk yaya ...'ın ise müdrik olmayan davranışlarının %95 oranında kazada etkili olduğunun tespit edildiği, mahkemece söz konusu bilirkişi raporu benimsenerek, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde % 5 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya göre davacı lehine tazminata hükmedildiği, davacılar vekilinin kusur oranının hatalı tespit edildiği yönündeki istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedildiği anlaşılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.

Dosya kapsamında alınan kusur raporunun incelenmesinde, kazanın meydana geldiği yer, kazanın oluş şekli, kazanın gündüz saatlerinde havanın aydınlık olduğu bir saatte meydana geldiği dikkate alındığında, davalı sürücüye izafe edilen %5 oranındaki kusurun uygun olmadığı, bu haliyle alınan kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmış, söz konusu rapor benimsenmek suretiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Şu durumda, mahkemece ceza mahkemesi dosyası da dosya içerisine alınarak, dosyanın İTÜ Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile dosya kapsamında alınan kusur raporu da değerlendirilmek suretiyle, kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davacılardan ... ve ... yönünden temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin davacılardan ... yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.