...

KANUNİ TEMSİLCİ: ...

MAĞDURE: ...

Mahkumiyet

Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; kayden 27.05.1999 doğumlu olup İlk Derece Mahkemesinde ifadesinin alındığı 14.07.2014 tarihli duruşmada on beş yaşından büyük olan mağdurenin sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle atanan vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2015 tarihli ve 2014/208 Esas, 2015/379 Karar sayılı kararı ile sanığın atılı suçtan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Cinsel ilişki sayısının birden fazla olması sebebiyle zincirleme suç hükümlerinin tatbikinin gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığın istikrarlı surette mağdurenin yaşının büyük olduğunu bildiğine dair savunmasına karşın suç kastının oluşup oluşmadığı hususunun Mahkemesince tartışılmadığına, mağdurenin kemik yaşının tespitine dair rapor uyarınca suç tarihinde on beş yaşını ikmal etmesi sebebiyle suç vasfının reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna dönüşeceğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin uygulanma ihtimaline binaen rapor alınmasının gerektiğine, mağdurenin iç beden muayenesine dair Adli Tıp Kurumundan ayrıntılı rapor alınması gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna ilişkindir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Kayden 27.05.1999 doğumlu olup İlk Derece Mahkemesinde ifadesinin alındığı 14.07.2014 tarihli duruşmada on beş yaşından büyük olan mağdurenin sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, vaki temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden

1. Sanığın aşamalarda mağdurenin yaşının küçük olduğunu bilmediğine, on sekiz-on dokuz yaşlarında olduğunu söyleyen mağdurenin kendisini ablasının ismi olan "Dilara" ismi ile tanıtıp adı geçene ait nüfus cüzdanını gösterdiğine dair istikrarlı savunmaları, sanıkla mağdurenin suç tarihinden kısa bir süre önce tanışmış olmaları, kanuni temsilci ile mağdurenin sanığın yaşa yönelik savunmasını destekleyen beyanları, hastane doğumlu olan mağdure hakkında düzenlenen Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 21.04.2015 tarihli heyet raporunda; mağdurenin ruhi bedeni tenasuli gelişimine, genel görünüşüne, dişlerinin sayısına, kemiklerinin radyolojik tetkikine göre halen kemik yaşının on yedi yaş ile uyumlu olduğunun bildirilmesi ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulama koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra hükme varılması gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58,59,60 ve 61 inci maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 102,103,104 ve 105 inci maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yeniden düzenlenmesi nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un yedinci maddesinin ikinci fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle; Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2015 tarihli ve 2014/208 Esas, 2015/379 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle; Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2015 tarihli ve 2014/208 Esas, 2015/379 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.01.2024 tarihinde karar verildi.