Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Dava, ayıplı inşaat yapımından kaynaklanan zararın tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmış, davalı husumet itirazında bulunmuş, esastan da davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdî ilişki bulunmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, dava dışı SS ... Konut Yapı Kooperatifi üyesi bulunan davacının kendisine kooperatifçe teslim edilen konutta meydana gelen ayıplı imalâtın giderilme bedelini davalıdan doğrudan, isteyebilip isteyemeyeceği konusundadır. Kural olarak, akdî ilişki tarafları bakımından hukuki sonuç doğurur. Kooperatif ile davalı arasındaki sözleşmeye dayanarak dava ve talep hakkı kooperatife ait olup üyesinin doğrudan talepte bulunması mümkün değildir. Nitekim davacı tarafından kooperatif aleyhine açılan dava sonucu bu davaya konu zararın kooperatiften tahsiline karar verilmiş, Yargıtay onama ilâmında, kooperatifin sözleşmesi uyarınca yükleniciye rücuu edebileceği belirtilmiştir. Bu nedenlerle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.