Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve altıncı fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2015/779 Esas, 2016/101 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci, 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri özetle; kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre)
Sanığın 26.02.2015 tarihinde uyuşturucu madde olarak kabul edilen bonzai ile yakalandığı, bulunan madde ile ilgili ekspertiz raporunda uyuşturucu madde kapsamında kaldığının belirlendiği, bu eylemle ilgili sanık hakkında İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı, 2015/433 Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığı, iddianame tarihinin 16.06.2015 günü olduğu hakkında kamu davası açıldıktan sonra sanığın tekrar uyuşturucu madde ile yakalandığı, hakkında 11.09.2015 günü tutanak düzenlendiği, yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması nedeniyle açılan kamu davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
A. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicil kaydında yapılan incelemede, sanığın 26.02.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 01.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, yine 14.03.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 09.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, 26.02.2015 tarinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 13.12.2021 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, ayrıca incelemeye konu suç tarihi olan 11.09.2015 tarihinden önce ve sonra kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kaydın bulunduğu anlaşılmakla,
Dairemizin 13.09.2023 tarihli ve 2021/303 Esas, 2023/7673 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği şeklindeki amir hükme aykırı olarak, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, derdest ise temyize konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
B. Sanığın 11.09.2015 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, UYAP ve adli sicil kaydından yapılan incelemede, sanığın 26.02.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca, 09.04.2015 tarihli karar ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, sanığın 14.03.2015 ve 10.05.2015 tarihli eylemleri ihlal kabul edilerek 16.06.2015 tarihli iddianame ile İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2015 tarihli ve 2015/433 Esas, 2015/714 Karar sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddeinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairemizin 13.09.2021 tarih, 2019/8201 Esas, 2021/8593 Karar sayılı kararı ile 09.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar içeriğinde sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve mercinin gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı belirtilerek bozma kararı verildiği anlaşılmakla; aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 13.09.2021 tarihli kararında belirttiği bozma gerekçeleri de dikkate alınarak söz konusu dosyaların birleştirilmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilip, incelemeye konu bu suç yönünden 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle hukuka aykırılıklar görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2015/779 Esas, 2016/101 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2024 tarihinde karar verildi.