Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin feshinin geçersiz olduğunu belirterek davalı tarafça yapılan feshin geçersizliği ve yasal hakları ile birlikte işe iadesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin işe geç gelmesi sebebiyle geçerli nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının fesih bildiriminden önce savunması alınmadığı gerekçesiyle feshin geçersiz olduğu belirterek davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Somut olayda, davacının, 04.05.2010,20.05.2010 ve 25.08.2010 tarihlerinde bağlı olduğu yöneticilerine yazılı veya sözlü herhangi bir bilgi vermeksizin mesaiye geç geldiği, işe geç gelmesine ilişkin izin formu doldurmadığının tespit edildiği, 26.08.2010 tarihinde yazılı savunması talep edildiği ve yine aynı tarihli ihtar ile belirtilen eylem nedeniyle son ve kesin olarak ihtar edildiği, aynı şekilde 02.12.2010 tarihinde yöneticisi tarafından işe geç gelme nedeni sorulduğunda servis şöforünün değiştiğini ve bu yüzden geç kaldığını sözlü olarak ifade etmiş olmasına rağmen yazılı savunmasında servisi kaçırdığını belirterek çelişkili ifade verdiği, şirketin idari işler departmanı ve aynı servisi kullanan diğer personelden alınan bilgilere göre servis şoförünün uzun zamandır aynı kişi olduğu ve servisin zamanında geldiği bilgisinin teyit edildiği, 12.02.2011,16.02.2011,18.02.2011 ve 22.02.2011 tarihlerinde işe mazaretsiz olarak geç geldiği şirketin giriş-çıkış kayıtlarından da sabit olduğu, şirketin genel işleyişine işyeri kurallarına aykırı olarak ve bu konuda müteaddit kereler hem sözlü, hem de yazılı olarak ihtar edilmiş olmasına rağmen ısrarla sergilediği bu davranışının işyerindeki işleyişi sekteye uğrattığı için şirket tarafından kabul edilebilir bir durum olmadığı, aynı davranış veya davranışların tekrarlanması nedeniyle 4857 sayılı Yasanın 17-18. maddeleri uyarınca iş sözleşmesinin feshedildiği görülmüştür.
Davacının, 04.05.2010 tarihinde geç geldiğine dair savunma talebi tebliğ edilmiş ise de davacının savunma yapıp yapmadığı anlaşılamamıştır.
24.05.2010 tarihli savunma talebi ile davacının 20.05.2010 tarihinde mesaisine geç geldiği belirtilmiş, davacı savunmasında servisi kaçırdığını beyan etmiştir. Aynı şekilde 04.06.2010 tarihinde de geç geldiğine dair tutanak tutulmuş ancak savunma alınıp alınmadığı belirlenememiştir.
Davacının, 26.08.2010 tarihinde işe geç gelmesi nedeniyle bu davranışının şirket tarafından kabulünün mümkün olmadığı, aynı davranış veya davranışlarının tekrarlanması halinde iş sözleşmesinin derhal ve tazminatsız olarak feshedileceği son ve kesin olarak ihtar edilmiştir.
Buna rağmen davacının, 02.12.2010 tarihli tutanak ile 23.11.2010 tarihinde mesaisine 47 dakika geç kaldığı belirtilmiş, davacı savunmasında servisi kaçırdığını beyan etmiş, 24.02.2011 tarihinde ise bu kez 18.02.2011 ve 22.02.2011 tarihlerinde işe geç geldiği belirtilerek savunması alınmıştır. Davacı savunmasında tekrar servisi kaçırdığını beyan etmiştir.
Davacının 2010/Kasım ayından 12.03.2011 tarihleri arasında ibraz edilen giriş-çıkış kayıtlarına göre normal mesaiye başlama saatlerinin genellikle başlangıç saatlerini aştığı ve bazı günlerde 1 saati aşan geç gelmeler olduğu da görülmüştür.
Bu nedenle davacının, 26.08.2010 tarihli yazılı ihtara rağmen halen geç gelmeye devam ettiği, hakkında 5 kez savunma talep edildiği, savunma taleplerinden fesihten önce son savunması ile beraber 3 tanesine davacı tarafından cevap verildiği, savunmalarında geç geldiğini ikrar ettiği ve görülmekle birlikte özellikle giriş-çıkış kayıtları incelendiğinde geç kalma eyleminin savunma talep tarihlerine özgü olmayıp genel nitelikte süreklilik arzeden bir davranış şeklinde olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece savunma alındığı halde savunma alınmadığından feshin geçersiz olduğuna karar verilmesi hatalıdır. Davacının süreklilik taşıyan boyuta ulaşan işe geç gelme şeklindeki davranışları ile iş sözleşmesinin devamının işveren yönünden çekilmez hal aldığı ortadadır. Bu nedenle yapılan fesih geçerli nedene dayanmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 54.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.