Esastan ret

Taraflar arasındaki iş kazasında iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerinin istinafa başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 04.12.2013 tarihinde davalı asıl işverenin, (alt işveren ... Metal İnş.Makina San. ve Tic. Ltd. Şti.) Kırklareli Babaeski Pehlivanköy deki, SGK kayıtlarında 1023864 39/22 sicil numarada işlem gören inşaat işyerinde, binanın 3 üncü katından zeminin altındaki -2 nci kata düşerek iş kazası geçirdiğini, kaza soncu ayak bileğinden ve topuğundan yaralanan davacının tedavisi devam ettiğini, davalı asıl işveren iş kazasının gerçekleşmesi gerekli iş sağlığı ve iş güvenliği önlemeleri almadığı, alınmasını ve uygulanmasını sağlamadığı için olayda kusurlu olduğunu, iş kazası sonucu bedeni zarara uğrayan davacının tedavisi halen devam ettiğini, demir doğrama ve çatı işlerinde çalışan 1989 doğumlu davacı, kaza tarihinde 1.400.TL net ücret aldığını, iş yerinde işveren tarafından sağlanan yerde konaklamakta, işveren tarafından günde üç öğün yemek verildiğini, iş kazası sonucunda davacının geçici ve sürekli iş göremezlik dönemindeki maddi zararı için belirsiz alacak davası mahiyetinde 1.000 TL maddi tazminatın iş kazası tarihinden başlayarak isleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 01.07.2021 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini 246.043,60 TL'ye artırılırken, başvurma harcı da yatırılmak suretiyle ek dava mahiyetinde 60.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davanın ihbarını talep ettikler Gün-San Metal İnşaat Makina San. ve Tic. Ltd. Şti. firmasına ait Pehlivanköy/Kırklareli adresinde bulunan kabul ve tahliye merkezi inşaatında kaynak işi ile iştigal etmekte olup, kazanın olduğu 04.12.2013 tarihinde o dönemde geçerli olan net asgari ücret ile çalıştığını, söz konusu inşaatın yapımı aşamasında, davacı tarafın iştigal konusu olan kaynak işiyle ilgili olarak gerekli eğitimler ve kişisel koruyucu ekipmanların verildiğini, akabinde en üst düzeyde gerekli her türlü güvenlik tedbirinin de alındığını, bu tedbirlerden de aslen ... firmasının sorumluluğunda olduğu gözetildiğinde bu konuda müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu bağlamda, davacı tarafa kaynak işini; 10x10 kalas, kalasın üzerine 2-3 adet sac kalas (inşaat yapılırken kullanılan) koyarak, baret, emniyet kemeri ve eldiven takmak suretiyle yapması gerektiği hususunda gerekli eğitimler verildiğini ve bilgilendirme de yapıldığını, buna rağmen, davacı taraf inşaatın merdiven korkuluğunun kaynak işlerini yaparken, 10x10 kalas yerine demir çubuk üzerine 1 adet sunta olarak tabir edilen tahta kalas koyarak emniyet kemerini de takmadan, en nihayetinde tedbirsiz ve dikkatsiz davranışı sebebiyle düşerek iş kazası geçirdiğini, emniyet kemerini dahi takmayan davacı tarafın kendisine verilen eğitimlerde kullanılması gerektiği belirtilen ekipmanlar yerine, kullandığı demir çubuk ve suntanın, kendisini taşıyamayacak kadar sağlam olmadığını bilebilecek durumda olup, bunu öngörmesi gerektiğini, bu suretle, bu kazaya davacı tarafın bizzat kendisi kusurlu davranışlarıyla sebep olduğunu, davalı müvekkil şirketin, atfı kabil bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 04.12.2013 tarihinde davalı asıl işverenin, (alt işveren ... Metal İnş. Makina San. ve Tic. Ltd. Şti) Kırklareli Babaeski Pehlivanköy'deki, SGK kayıtlarında .... sicil numarada işlem gören inşaat işyerinde, binanın 3 üncü katından zeminin altındaki -2 nci kata düşerek iş kazası geçirdiğini, kaza soncu ayak bileğinden ve topuğundan yaralanmak suretiyle iş kazasının meydana geldiği, Kırklareli Sosyal Güvenlik Merkezinin yazı cevabına göre olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine istinaden iş kazası olduğu ve davacının iş göremezlik oranının %10 un altında tespit edildiği, davacı vekilinin itirazı üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alındığı ve 18.07.2017 tarihli karara göre davacının iş göremezlik oranının %12,1 olduğu, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ve kontrol muayenesi gerekmediğinin tespit edildiği kusur bilirkişiden alınan 14.04.2015 tarihli raporda, davalı asıl işveren müessese( ... İnşaat Taah. San ve Tic. A.Ş) ile alt işveren müessenin ( ... Metal İnşaat Makina San ve Tic. Ltd. Şti' nin) müştereken toplam % 80 oranında kusurlu oldukları, (her birinin kusurunun % 40 olmak üzere) ve davacının % 20 oranında kusurlu bulunduğunun belirlendiği, söz konusu raporun Mahkemece oluşa uygun bulunduğu, maddi tazminat talebi bakımından 28.06.2021 tarihli hesap raporuna göre SGK tarafından karşılanmamış maddi zararın 264.043,60 TL olarak hesaplandığı gözetilerek bu maddi tazminatın hüküm altına alındığı, manevi tazminat talebi bakımından; davacı vekilinin 01.07.2021 tarihli dilekçesi incelendiğinde ıslah ibaresinin bulunmadığı, dava dilekçesinde manevi tazminat talep edilmediği, her ne kadar harç ıslah harcı olarak yatırılmış olsa dahi 03.11.2021 tarihli duruşmada da davacı vekilinin talep arttırım talebinde bulunduğunu açıkça belirttiği anlaşıldığından, dava dilekçesinde talep edilmeyen manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, davacının maluliyeti kesin olarak belirlendikten sonra harcı yatırılarak manevi tazminat talebinde bulunmasının usul ve yasaya uygun olduğunu, kısmi davada da ıslah dilekçesi ile davacının manevi tazminat talep edebilmesinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarından olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket yönünden davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının davalı şirket çalışanı olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin kusurunun bulunmadığını, tüm güvenlik önlemlerinin alındığını, olayın meydana gelmesinde davacının ağır kusurunun bulunduğunu, davacının emniyet kemeri takmadığını, kendisine verilen eğitimlerde kullanması gereken ekipmanları kullanmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, yerinde keşif yapılamadığını, davacının dava konusu olaydan kaynaklı maluliyetinin bulunmadığını, davacının olay tarihindeki yaşı da gözetildiğinde maluliyetinin yıllar geçtikçe artmasını mümkün olmadığını, davacının ihmalinden kaynaklı maluliyeti varsa bu hususun Adli Tıp İkinci İhtisas Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, maluliyet raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ücret tespitinin hatalı olduğunu, davacının asgari ücretle çalıştığını, itiraz ettikleri maluliyet oranına göre hesaplama yapıldığını, bilirkişi raporunda davacının 60 yaşına kadar çalışabileceği varsayılına dayalı hesaplamanın da doğru olmadığını, davacının geçici iş görmezliğinin de bulunmadığını, ayrıca Mahkemece terditli yapılan hesaplamada tercih edilen yüksek hesaplamanın neden esas alındığının açıklanmadığını, maddi tazminatın kabulüne ilişkin hükmün gerekçelendirilmediğini belirterek; Mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı vekilinin dosyaya sunduğu ıslah dilekçesinde; dava dilekçesinde talep edilmeyen manevi tazminatı ıslah dilekçesi ile nispi harcı yatırılmak sureti ile talep ettiği görülmektedir. Bu halde, davacı tarafın bu talebini ek dava olarak kabul edilerek manevi tazminat talebi yönünden bir karar verilmesi gerekirken talebinin reddedilmesini doğru olmadığı, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olduğu, somut uyuşmazlıkta, söz konusu iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin % 80 oranında kusurlu olduğu, davacının söz konusu olay nedeniyle duyduğu manevi ızdırap ve sürekli malül kalması, tedavi aşamasında yaşadığı bedensel acılar, ruhsal sıkıntılar ve tarafların kusur durumları, olayın oluş şekli, maluliyet oranı, olay tarihinden bu yana işleyecek faiz oranları ve tarfların ekonomik durumları dikkate alındığında davacı için 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, tüm dosya kapsamı ile davalı şirketin davacının SGK hizmet cetvelinde çalışması kayıtlı görünen işyeri bilgilerine göre de, davalının asıl işveren olduğu, husumet itirazının yerinde olmadığı, davacının olay tarihi olan 04.12.2013 tarihinde Kırklareli - Pehlivanköy adresinde kurulu ve asıl işveren ... İnşaat Şirketinin üstlenmiş olduğu Pehlivanköy Halk Bankası Kabul Merkezi İnşaatının yapım işini alt işveren olan ... Metal İnşaat Şirketinde hizmet akdiyle bağlı çalışan işçi ...'nun inşaatın çelik konstrüksiyon çatı işinde çalışırken yüksekten zemine düşmesi ve bacaklarından yaralanması suretiyle iş kazası geçirdiği, davalı işverenin iş kazası olayında denetim ve gözetim borcunu yerine getirmediği, davacının meydana gelebilecek tehlikeler ve olası riskler konusunda yeteri kadar eğitimli olmadığı, işlerinin emniyetli olarak yapılması noktasında bir sistem oluşturmadığı denetim ve gözetim eksikliğinin olduğu, iş güvenliğini çalışanın insiyatifine bıraktığı, işveren tarafından risk analizi ve değerlendirmesinin yapılmadığı, bu nedenlerle kusurunun olduğu, kazazede davacı işçinin de, kaza olayı sırasında can emniyeti için gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve kusurunun olduğu ve dosya içeriği ile alınan bilirkişi raporunda davalı ve davacı yönünden belirlenen kusur oranlarının işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına, dosya içeriğine uygun olduğu, davalı şirket vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığının anlaşıldığı, Somut olayda, dosyada mevcut 18.07.2017 tarihli Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu Kararında tespit edilen %12,1 sürekli iş görmezlik oranına sadece davalı vekili tarafından itiraz edildiği, 19.10.2017 tarihli duruşmada davacı vekilinin "yüksek sağlık kurulunun raporuna bir diyeceğim yoktur" dediğini, aynı duruşmada davalı vekilinin Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınmasını talep ettiği, bu durumda her ne kadar davalı vekilinin itirazı üzerine davacının sürekli iş görmezlik oranının Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurumu tarafından % 20 olarak tespit edilmişse de, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından tespit edilen % 12,1 sürekli iş görmezlik oranına davalı tarafça itiraz edilmediğinden % 12,1 sürekli iş görmezlik oranının davacı taraf bakımından kesinleştiği, hükme esas bilirkişi raporunda da bu tespitlerle yapılan hesaplamanın dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, tanık anlatımı, emsal ücret bilgisi ve TÜK kayıtlarında emsal ücretin davacı iddiasına yakın olması da dikkate alındığında, davacının asgari ücretle çalışmasının olağan olmadığı, davacı tarafın ücrete ilişkin iddiasının dosyadaki bilgi ve belgelerle doğrulandığı, hükme esas bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı gerekçeleri belirtilerek;
"1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,

2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen yerinde olduğu buna göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararının kısmen usul ve yasaya aykırı olduğu, ancak dosyada delillerin toplanmış olmasına göre karardaki hata ve eksikliklerin Mahkemesine gönderilmeksizin dosya üzerinden Dairemizce değerlendirilip yeniden hüküm kurulabileceği anlaşıldığından, HMK 'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına,
Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile
a)Maddi Tazminat talebinin tam kabulü ile 264.043,60 TL'nin kaza tarihi olan 04.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

b)Manevi Tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, " karar verildiği anlaşılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının müvekkili işçisi olmadığını, ihbar olunan Gün-San Şirketi işçisi olduğunu, müvekkili ile bu şirket arasında erer akti olduğunu, işin anahtar teslim verildiğini bu nedenle müvekkili hakkındaki davanın husumetten reddini, davacının inşaat merdiven korkuluğunun kaynak işlerini yaparken 10x10 kalas yerine demir çubuk üzerine sunta koyarak çalıştığı emniyet kemerini takmadığını, kendisini taşımayacak şekilde yaptığı bu çalışmada eğitimlere aykırı davandığını, müvekkiline farazi olarak kusur verildiğini, davacıya 24.08.2012 tarihinde eğitim verildiği, kişisel koruyucu donanım teslim edildiğini, davacının maluliyeti olmadığını, kalıcı bir iş gücü kaybı olmadığını, sürekli iş göremezlik oranına itirazların karşılanmadığını, geçici iş göremezlik süresinin 6 ay olarak kabulünün mümkün olmadığını, davacının geçici iş göremezlik süresi konusunda bir iddiası olmadığını, ücretin hatalı tespit edildiği, sendikal ücrete göre belirleme yapılmasının hatalı olduğunu davacını 25 yaşında olduğunu, maddi tazminata dair kabul gerekçelendirilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci ve 114 üncü maddeleri delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleri, olayın iş kazası olarak tespiti, sürekli iş göremezlik oranının tespiti ile iş kazasının SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13,16,19,20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

A) Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3. Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2022 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 107.090,00 TL'lik kesinlik sınırı gözetildiğinde davacı vekilinin müvekkili lehine 60.000 TL manevi tazminat talep ettiği Bölge Adliye Mahkemesince talebin kısmen kabulü ile 15.000 TL manevi tazminatın kabulüne karar verilmiş olmakla kısmen reddolan kısmın kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

B) Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.

3. Gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.

4. Öte yandan taraflar arasında işçi alacağına ilişkin görülen davada tespit edilen ücretin tazminat davasında hesaba esas alınacak ücret açısından kesin delil mahiyetinde olmayıp, kuvvetli delil mahiyetinde olduğu, davacının yaptığı işe göre alacağı ücretin Dairenin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili iş kolundaki meslek odalarından getirilecek emsal ücretler gözetilerek belirlenmesi gerektiği, sendikasız işçi için sendikalardan bildirilen ücretin de dikkate alınamayacağı gözden kaçırılmamalıdır.

5. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E- 2021/111 K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt: 3, s. 2753)"

6. Somut olayda, davacının davalı işveren nezdinde kaynak işinde çalışmaktayken 04.12.2013 tarihinde iş kazasına uğradığı, hükme esas alınan 28.06.2021 tarihli hesap raporunda TÜİK ücretine göre 1,75 kat üzerinden, sendikal ücrete göre 1,82 kat üzerinden seçenekli hesap yapıldığı Mahkemece 1,82 kat üzerinden yapılan hesap seçeneğine itibarla maddi tazminat alacağı hakkında hüküm tesis edildiği anlaşılmakta ise de davacının sendikalı olduğu anlaşılamamaktadır.

7. Bu durumda Mahkemece; davacının sendikalı işçi olup olmadığı belirlenip sendikalı olması halinde bağlı olduğu sendika ile işveren arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesine göre, sendikasız işçi olması halinde ise yaptığı kaynak işçiliği bu alanda mesleki eğitiminin bulunup bulunmadığı, kıdemi ve yaşına göre alabileceği ücretin mevcut hesap raporunda olduğu gibi TÜİK rayiç ücreti ile beraber, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili iş kolundaki meslek odalarından araştırılarak davacının kaza tarihinde alabileceği ücretin belirlenmesi giderek, kararın davacı tarafça maddi tazminat yönünden temyiz edilmemiş olması gözetilerek, 1,82 kat ücret yönünden davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak ile 28.06.2021 tarihli raporda esas alınan veriler (özellikle iş bu raporda esas alınan işlemiş devre sonu tarihi olan 04.12.2021 tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapora yansıtılmamak suretiyle) tespit edilecek ücret katını iş bu rapora uygulayarak sonucuna göre davacının tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir.

8. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

9. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE

2.Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.