Red, Esastan Ret
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalılardan ... Metal Mam. ve Mak. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin maddi tazminat yönünden kesinlik nedeniyle reddine, manevi tazminat yönünden esastan reddine, davalının istinaf isteminin ise esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılardan ... Metal Mam. ve Mak. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
Davacı vekili özetle; meydana gelen iş kazasından dolayı müvekkilinin iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle 848.424,43 TL TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar ... şirketi ve ... vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, davalı ... davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasından dolayı davacının %41,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının %10, davalı ... İşveren ...'ın %25, davalı ... İşveren ... şirketinin %15, davalı ...'ın %50 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 19.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, hükme dayanak alınan bilirkişi hesap raporunda müvekkilinin aleyhine olacak şekilde hatalı hesaplamalar yapıldığını, hesaplanan tazminat miktarının düşük olduğu, belirlenen tazminat miktarından müvekkilinin kusurlu olduğundan bahisle %10 kusur indirimi yapılmasını kabul etmediklerini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, yargılama safhasında maluliyet oranına defaatle itiraz etmiş olduklarını, müvekkilinin maluliyetinin hükme esas alınan rapordakinden çok daha fazla olduğunu, itirazlarının kabul görmeyerek % 41,20 oranından hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, hesap raporunun en yakın olan 2022 yılı verileri beklenerek ona göre düzenlenmesi gerektiğini, bu ihtimal dahilinde ise bu kere 2022 yılı için belirlenecek asgari ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplama yapılması ve bu doğrultuda ek rapor tanzim ettirilmesinin gerekeceğini, bilirkişi raporunda ve hükümde indirim yapılan ilk peşin sermaye değerlerinin daha az olması gerektiği kanaatinde olduklarını, bu hususta da itirazlarını sunduklarını, gerek bakiye ömür sürelerinde aleyhe olan hususlara gerekse raporda aleyhe olan hususların tümüne itiraz ettiklerini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
Davalı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının hatalı olduğunu, hesaplamaya esas teşkil eden ücretin hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan PSD hesaplaması ve metodunun hatalı olduğunu, raporda, hesaplamaya esas alınan veriler, hesaplama tablosu ve hesaplama metodunun da hatalı olup, denetime açık olmadığını, itirazlar doğrultusunda yeniden rapor alınması gerekirken, mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına yer olmadığına yönelik karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde kusurunun olmadığını, müvekkili ile davacının işçi arasında, işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacıya verilen %10 oranındaki kusurun az olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, gerek kusur ve tazminat raporları, gerekse ATK raporuna karşı itirazlarının, hükmü veren İlk Derece Mahkemesince gerekçesiz olarak reddedilmesinin, eksik ve denetime elverişsiz raporlara dayanılarak hüküm verilmesinin, adil yargılama ilkesine aykırı olduğunu, gerekçede, davanın hak sahibi olduğunu iddia eden davacı-özel kişi olmasına rağmen, ilam 2 nci sayfada Kurum zararından bahsedilmesi ve davalıların %100 oranında sorumlu olacağının belirtilmesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, dosyada, maddi tazminat yönünden alınan raporların, emsal ücret, asgari ücret ve davacının beyan ettiği ücrete göre 3 ayrı hesaplama sonucu içerdiği, raporlar arasında sonuç hesap bakımından fahiş farklar olduğunu, mahkemenin bu 3 çeşit hesaplamada davacının ispatlanamayan ücret iddiasına üstünlük tanınarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yararına adli yardım koşulları oluşmamasına rağmen mahkemece ihtiyaç sahipliği araştırması yapılmadan davacının adli yardım başvurusunun kabul edilmesinin ve harç ödenmeksizin ıslah dilekçesinin kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, reddedilen manevi tazminat yönünden davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmemesinin haksız olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maddi tazminata ilişkin istinaf isteminin İlk Derece Mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin kabul edildiği, reddedilen bir kısım bulunmadığından bahisle kesinlik nedeniyle reddine, davacının manevi tazminata ilişkin istinaf isteminin esastan reddine, davalının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.08.2022 tarihli ek kararı ile davacının temyiz isteminin, hem maddi hem de manevi tazminat yönünden miktar itibariyle kesinlik sınırının altında kaldığından bahisle, reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl kararına karşı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... şirketi vekili, 03.08.2022 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminata dair istinaf başvurularının kesinlik sınırında olduğundan bahisle istinaf taleplerinin reddine karar verildiğini, belirsiz alacak davalarının kanunun amacı ve yerleşik kabule göre istinaf başvurularında parasal sınıra tabi olmadığını, temyiz istemlerimizin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, hesap raporu hatalı olduğunu, raporda müvekkili lehine hesaplanan tazminat miktarının düşük olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, müvekkiline %10 kusur verilmesinin doğru olmadığını, sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini, hesap raporunun en yakın olan 2022 yılı verileri beklenerek ona göre düzenlenmesi gerektiğini, bu ihtimal dahilinde ise bu kere 2022 yılı için belirlenecek asgari ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplama yapılması ve bu doğrultuda ek rapor tanzim ettirilmesinin gerekeceğini, bilirkişi raporunda ve hükümde indirim yapılan ilk peşin sermaye değerlerinin daha az olması gerektiğini, yine gerek bakiye ömür sürelerinde aleyhe olan hususlara gerekse raporda aleyhe olan hususların tümüne itiraz ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde kusuru olmadığını, müvekkili ... Şirketi ile davacı arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, iş sahibi olarak, müvekkil ... Şirketinin sorumluluğu yönünden, işyeri koşullarından kaynaklanan tehlike ile ortaya çıkan zarar arasında ... Şirketi yönünden illiyet bağı bulunmadığını, müvekkili şirket ile diğer davalı ... arasında akdedilen sözleşmenin içeriğinden de belli olduğu üzere, davacının işvereni ...'in yüklendiği işin mülkiyeti ... A.Ş.'ye ait olan fabrikasında inşaa edilen fabrikanın montaj işleri olduğunu, davacının işvereninin çelik konstriksiyon ve panel montajı işçilik hizmetini üstlendiğini, müvekkili ... A.Ş. ile montaj işini üstlenen diğer davalı ... arasında, alt-üst işveren ilişkisi bulunmadığını, davacıya verilen %10 kusurun az olduğunu, kusura yönelik istinaf istemlerinin kabul edilmesi gerektiğini, sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini, davacının %11,00 olarak tespit edilen sürekli iş göremezlik oranına itiraz etmediğini, usuli kazanılmış hak söz konusu olduğunu, hesaba esas ücretin hatalı tespit edildiğini, bilirkişi tarafından yapılan PSD hesaplaması ve metodunun hatalı olduğunu, raporda hesaplamaya esas alınan veriler, hesaplama tablosu ve hesaplama metodunun da hatalı olduğunu denetime açık olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, gerek kusur ve tazminat raporları, gerekse ATK raporuna karşı itirazlarının hükmü veren İlk Derece Mahkemesince gerekçesiz olarak reddedilmesi, eksik ve denetime elverişsiz raporlara dayanılarak hüküm verilmesinin adil yargılama ilkesine aykırı olduğunu, ayrıca hüküm hukuki gerekçesinde, davanın hak sahibi olduğunu iddia eden davacı-özel kişi olmasına rağmen, ilam 2 nci sayfasında Kurum zararından bahsedilmesinin ve davalıların %100 oranında sorumlu olacağının belirtilmesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, dosyada maddi tazminat yönünden alınan raporların, emsal ücret, asgari ücret ve davacının beyan ettiği ücrete göre 3 ayrı hesaplama sonucu içerdiği, raporlar arasında sonuç hesap bakımından fahiş farklar olduğu, mahkemenin bu 3 çeşit hesaplamada davacının ispatlanamayan ücret iddiasına üstünlük tanınarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca davacı yararına adli yardım koşulları oluşmamasına rağmen, mahkemece ihtiyaç sahipliği araştırması yapılmadan, davacının adli yardım başvurusunun kabul edilmesi ve harç ödenmeksizin ıslah dilekçesinin kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının adli yardım kurumundan faydalandırılmış olmasına rağmen, davacı yararına yargılama gideri hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesinin haksız olduğunu, reddilen manevi tazminat yönünden davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmemesinin haksız olduğunu, istinaf başvurusunda, dilekçe ekinde mütalaa ibraz edilmiş olmasına rağmen, Sakarya BAM. 12. H.D. tarafından verilen kararda mütalaa görüşünün tartışılmadığını, istinaf başvurularının gerekçesiz olarak reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci ile 371 inci maddesi.
a. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 03.08.2022 tarihli ek kararına yönelik temyiz istemi açısından;
Manevi Tazminat Yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362'nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre kısmen reddedilen ve davacı yönünden temyize konu edilen toplam manevi tazminat miktarı 1.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin 03.08.2022 tarihli ek kararının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm yönünden yerinde olduğu anlaşılmakla ek kararın bu yönden onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Maddi Tazminat Yönünden;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7251 sayılı Kanun ile değişik 107 nci maddesinin 2 nci fıkrasına göre karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. Bu kapsamda alacağı belirli hale getirme yetkisi hakime ait olduğuna göre somut olayda belirli hale getirilmiş bir maddi tazminat alacağı bulunduğundan bahsedilebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ve davacı vekilinin 28.09.2021 tarihli talep arttırım dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olmasından dolayı maddi tazminat alacağının tamamı ihtilaflı olduğundan kesinlikten söz edilebilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin 03.08.2022 tarihli ek kararının maddi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm yönünden yerinde olmadığı anlaşılmakla ek kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
b. Taraf vekillerinin işin esasına ilişkin temyiz itirazları açısından
Dosya kapsamından davacı vekilinin dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettiği, maddi tazminat talebinin belirsiz alacak olarak ileri sürüldüğü, aşamalarda 30.06.2021 tarihli ikinci ek hesap raporu alındıktan sonra davacı vekilince hesap raporuna süresinde itiraz edildiği, İlk Derece Mahkemesinin dosya üzerinden celse arasında verdiği 27.09.2021 tarihli ek kararla hesap raporuna itirazları reddettiği, bunun üzerine davacı vekilinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7251 sayılı Kanun ile değişik 107 nci maddesinin 2 nci maddesi kapsamında hakim tarafından bir süre verilmeksizin maddi tazminat istemini 28.09.2021 tarihli dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 848.424,43 TL’ye arttırdığı, talep arttırım dilekçesinde davacı vekilinin “…Dosyada yapılan yargılama neticesinde yaşanan iş kazası sonucu davacıda oluşan iş gücü kaybı nedeniyle 848.424,43 TL maddi tazminat kadar zararının olduğu bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Nihayetinde, davaya konu iş kazası sebebiyle davacıda meydana gelen maluliyet sonucunda oluşan iş gücü kaybı nedeniyle doğan tazminatın ve manevi tazminat talebimizn davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili için dava değerinin bilirkişi raporu doğrultusunda artırılması zorunluluğu hasıl olmuştur. Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerden ötürü her türlü ek dava açmak, dava değerini artırmak ve fazlaya dair haklarımızı saklı tutarak takdiri sayın mahkemenize ait olmak üzere dava değerini artırma talebimizin kabulü ile 848.424,43 TL maddi tazminatın iş kazasının meydana geldiği 06.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 20.000,00 TL manevi tazminatın iş kazasının meydana geldiği 06.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, yargılama gideri harç ve vekalet ücreti ile birlikte davalılardan müşterek ve metesilsilen tahsiline karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederim….” şeklinde beyanda bulunduğu, davacı vekilinin takip eden 21.10.2021 tarihli celsede davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle tarafların hesap raporuna itirazlarının mahkemece reddi üzerine davacı tarafın itiraza konu hesap raporu ile belirlenen 848.424,43 TL üzerinden maddi tazminat talebini arttırması ve takip eden celsede davanın kabulüne karar verilmesini istemesi, davalı tarafın anılan hesaba yönelik itirazlarının yerinde olmaması ve yeni bir hesap raporu tanzim edilmesinin gerekmemesine göre sonucu itibariyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle,
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 03.08.2022 tarihli ek kararının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm yönünden ONANMASINA,
2.Bölge Adliye Mahkemesinin 03.08.2022 tarihli ek kararının maddi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm yönünden BOZULMASINA,
3.Taraf vekillerinin işin esasına ilişkin temyiz itirazları açısından yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
4.Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.