İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak gerekçe ve hüküm düzeltilmek suretiyle davanın reddine

Taraflar arasındaki inançlı işlemden kaynaklı tapu iptali ve tescil, terditli tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak gerekçe ve hüküm düzeltilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve diğer taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Davacı vekili dava dilekçesinde; kardeş olan davacı ve davalının uzun yıllar birlikte iş ortaklığı yaptıklarını, davalı adına kayıtlı İstanbul ili, Bahçelievler ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, 432 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davacı ile davalının ortak hesaplarından 103.000 USD para çekilerek alındığını, taraflar arasında ortak hesaptan para çekilerek yatırım amacıyla taşınmaz alınmasının mutad bir yöntem haline geldiğini, ortak hesaptan kullanılan paralarla ilgili kasa defterinin tutulduğunu, çekilen paraların miktarının ve ne amaçla çekildiğinin buraya yazıldığını, davalı tarafından ortak hesaptan para çekilip şahsi hesabına yatırıldığının 25.02.2008 tarihli kasa defterinde yazılı olduğunu belirterek davalı adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/2 hisse ile davacı adına tapuya tesciline, tapu iptali ve tescil talebi yerinde görülmez ise dava konusu taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin 1/2 'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı ıslah dilekçesi ile dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin davacı adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin 1/2'si olan 190.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların birlikte malik oldukları pek çok taşınmaz olduğunu, ancak davaya konu taşınmazın davalı tarafından bedeli ödenerek satın alındığını, çek ile ödeme yapıldığını, davacının talebinin zamanaşımından reddinin gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların kardeş olduğu, aralarında güven ilişkisi bulunduğu, 26.11.2019 tarihli celsede ibraz edilen kira sözleşmesi aslından, dava konusu taşınmazın davacı ve davalı tarafından birlikte kiraya verildiği, taşınmazdan birlikte tasarruf edildiği, taşınmazın 1/2 hissesinin davacıya ait olduğu, taşınmazın 26.02.2008 tarihinde satın alındığı, davanın 16.02.2018 tarihinde açıldığı, ortada inançlı işlem bulunduğu, zaman aşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından ortak taşınmaz alımı hususunda tarafların anlaştığına dair bir irade birliğinden söz edilmediğini, kira sözleşmesinin yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olmadığını, eldeki belge dışında başka yazılı delil olmadığını, kira sözleşmesinde davacının mülk sahibi olduğunun yazılı olmadığını, kira sözleşmesi için ayni hakka sahip olma zorunluluğunun bulunmadığını, kira sözleşmesi delil başlangıcı sayılsa bile davacı tanığının beyanının ispata yeterli olmadığını, tanık ... ile aralarında ceza davası olduğu, husumetli olduklarını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan ve dayanılan banka dekontları, hesap hareketlerini gösterir ekstre ve kasa defterlerinin yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, inanç sözleşmesinin varlığını ispatlayan kesin delil niteliğinde ikrarının da bulunmadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde deliller kısmında ve içeriğinde delil olarak bildirilmeyen ve dayanılmayan kira sözleşmesi delilinin yerel Mahkemece dikkate alınması ve değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, Mahkemece davacı tarafa usul ve yasaya uygun şekilde davalı tarafa yemin teklif hakkı bulunduğunun hatırlatıldığı, davacı tarafça yemin teklif hakkınının kullanılmadığı, davacı tarafça inançlı işlem iddiasının yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğinde belge, kesin delil niteliğinde ikrar ve yeminle ispatlanamadığı, Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; tanık ...'ın tanıklık yapacağı gerekçesiyle davalı tarafından tehdit edildiğini, bu nedenle de davalının hem ihtilaf yaratıp sonra da tanık deliline itibar edilemeyeceğini söylemesinin kötü niyete dayandığını, kira sözleşmesinde davalının imzasının olduğunu, kira sözleşmesine mülkiyet hakkına dayanılarak kira sözleşmesinin imzalandığını, yine kasa defterinde davalı tarafından bizzat yazılan belgeler ile dava konusu yerin davacının da mülkiyetinde olduğunun belirtildiğini, davalı tarafından aynı hukuki gerekçelerle davalar açıldığını, o davalardaki beyanlarının bu dava bakımından ikrar mahiyetinde olduğunu, davalarının ispatlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, terditli tazminat istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve özellikle ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 17.100,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.