İstinaf talebinin kabulü, hükmün kaldırılması, davanın reddi

Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, hükmün kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde;

1. Müvekkilinin paydaşı olduğu dava konusu 117 ada 121 parsel, 117 ada 96 parsel sayılı taşınmazlarda 25.06.2020 ve 16.03.2021 tarihli satış işlemleriyle davalı ...'e satılan hisselerin ön alım hakkı nedeniyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili, 07.09.2021 tarihli dilekçesi ile, davalı ...'in dava konusu taşınmazlardaki paylarını dava tarihinden sonra 18.06.2021 ve 22.06.2021 tarihlerinde dava dışı üçüncü kişi ... devrettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 inci maddesi uyarınca seçimlik yetkilerini kullanarak davaya devreden davalı taraf hakkında tazminat davası olarak devam etmek istediğini beyan etmiş ve 1.499.999,98 TL'nin davalıdan faiziyle tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili 13.07.2021 tarihli cevap dilekçesi ile ;

1.Davanın süresinde açılmadığını,

2. Dava konusu payların maliki olmadığından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını,

3. Davacının taşınmazlardaki paydaşlığının 20.02.2020 tarihli işlemleri ile edinildiğini, davacı hakkında da ön alım hakkında dayalı tapu iptali ve tescil davası açılabileceğinden davacının paydaşlığının da kesin olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

4. 24.09.2021 tarihli cevap dilekçesinde ise davanın tazminat davasına dönüştürülmesi nedeniyle eksik harcın tamamlanması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olayda davacı taraf ön alım hakkını kullanmayarak, gerçekleşmemiş bir zarar için tazminat talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle:

1. Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,

2. Taraflar arasında borçlar hukuku kapsamında herhangi bir borç-alacak ilişkisi bulunmadığını, tazminat talebinin bu kapsamda değerlendirilerek reddedilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, tazminat kavramı doğrudan doğruya kanun tarafından tanımış olan bir hak olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava devam ederken ön alıma konu payların ahara temliki nedeniyle davacı vekili HMK'nın 125 inci maddesi uyarınca davasını tazminata dönüştürmüş olup maddi tazminat niteliğindeki bu talebin tamamının reddi halinde AAÜT'nin 13/4 üncü maddesi uyarınca tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu vekalet ücreti takdiri gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Sinop 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/04/2022 tarih, 2021/277 Esas, 2022/116 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalı tarafın kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Davacının kararın gerekçesinde belirtildiği gibi ön alım talebinden vazgeçmesi gibi bir durum söz konusu olmadığı,

2. Yasa hükmünde açıkça davacının tercih hakkı olduğunun belirtildiği,

3. Yasa hükmü yanılgılı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 732 inci ve devamı maddeleri.

2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.11.2021 tarih ve 2021/757 Esas, 2021/2900 Karar sayılı ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13.02.2024 tarih ve 2022/6126 Esas, 2024/756 Karar sayılı ilamları.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

Dava açıldıktan sonra davalının dava konusu hisseleri başkasına temlik etmesi üzerine, davacı, HMK 125 maddesi uyarınca davasını tazminata çevirerek, iki satış arasındaki fark kadar tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın açılmasından sonra taraflardan biri, dava konusu olan malı veya hakkı, üçüncü bir kişiye devredebilir. Zira, bir davanın açılması ile, tarafların dava konusu üzerindeki tasarruf serbestisi kural olarak kısıtlanamaz.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 125. maddesi gereğince, dava açıldıktan sonra iki taraftan biri dava konusunu başkasına devrederse, devredenin karşı tarafına iki seçimlik hak tanınmıştır. Buna göre, karşı taraf, dava konusunu devralan üçüncü kişiye karşı davaya devam edilmesini isteyebileceği gibi, devreden tarafa karşı tazminat davası olarak devam edilmesini de isteyebilir. Yasa Koyucu, üçüncü kişinin davaya katılımını karşı tarafın rızasına bırakmıştır.
Önalım davası devam ederken, davalının dava konusu hisseyi devretmesi halinde, davasını tazminat istemine çeviren davacı, davalıdan hissenin devredildiği andaki gerçek değerini tazminat olarak isteyebileceği gibi, bunun ispatı ile uğraşmamak için, iki satış bedeli arasındaki farkı da tazminat olarak isteyebilir. (Emsal: 6.HD 14.11.1961,4398/6272 – 6.HD 12.01.1962,7658/155 - 6.HD 23.01.2006,9786/36)
Davacı davasını, HMK 125 maddesi gereğince tazminata çevirdiğinden, tazminata karar verilmesi gerekir. Sayın çoğunluğun hükmün onanmasına dair kararına katılamamaktayım.