Davanın reddine

Taraflar arasındaki hak sahipliğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eski ... Mahallesi, 2353 Sokak, 46 numaralı adreste bulunan yaklaşık 700 m² taşınmazın zilyetliğini 1986 yılında dava dışı üçüncü kişiden satın aldığını, taşınmazın güncel adresinin ... Mahallesi, ... Caddesi, 29431 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığını, taşınmaz üzerine kargir ev yaptığını, elektrik ve su ihtiyacının bedeli elden ödenmek suretiyle komşulardan temin edildiğini, taşınmazın daha sonra üçüncü kişilere kiraya verildiğini, elektrik ve su ihtiyacının aynı şekilde karşılandığını, son dönemde davacının taşınmazı ikiye bölüp ayrı ayrı kira verdiğini, taşınmaz vergilerinin 1986 yılından beri eksiksiz ödendiğini, taşınmazın bulunduğu ada ve çevresi için kentsel dönüşüm projesi başlatıldığını, yerin Hazineye aitken Antalya Büyükşehir Belediyesine devredildiğini, elektrik ve su abonelikleri olmadığından bahisle zilyetliğin kabul görmediğini belirterek davacının zilyetliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak sahipliğinin tespiti için başvuru sahibi adına ait 2001 yılı öncesine ilişkin elektrik-su faturası, imar affı belgesi ve tapu tahsis belgesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; davacının korunmaya muhtaç bir zilyetliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin yerinde olmadığını, dava konusu taşınmaz hakkında 1986 yılından 2018 yılına kadar çöp ve bina vergisinin eksiksiz ödendiğini, davacı tarafından inşa edilen kargir evin 12.10.1998 tarihinde harita ölçümünün yapıldığını, çekişme konusu yer ile ilgili başka bir hak iddiasının bulunmadığını, kiracı olarak bildirilen kişi ve/veya şirketlerin dinlenmediğini, davacının elektrik ve su aboneliği başvurusunda bulunulduğunu ancak başvurusunun reddedildiğini, çözüm olarak komşudan elektrik ve su ihtiyaçlarının karşılandığını, gayrimenkulün davalı belediyenin ilgili yerleri ketsel dönüşüm nedeniyle yıkana kadar fiili zilyetliğinin davacıda olduğunu, elektrik ve su aboneliğinin olmaması nedeniyle zilyetliğin kabul görmediğini, yapının yıkıldığını, taşınmazın yıkılmaması halinde müvekkilinin yeri kiralamaya ve kira gelirini almaya devam edeceğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;

1. Davacı tarafından dava açılmadan önce dava konusu taşınmazda hak sahipliği oluşturulması istemiyle davalı Belediyeye başvuru yapıldığı,

2. Davacıdan hak sahipliğinin tespiti için 2001 yılı öncesi döneme ait elektrik-su faturası, imar affı belgesi ve tapu tahsis belgesi talep edildiği,

3. Davacının verilen cevap üzerine söz konusu belgelerle Belediyeye yeniden başvuru yapmadığı gibi eldeki davada da ilgili belgeleri sunmadığı,

4. Ayrıca belgelerin var olduğunu iddia ve ispatta edemediği,

5. Hak sahipliği sıfatını kazanma koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davacının taşınmazda TMK'nın 973 üncü maddesi anlamında zilyetliğinin bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi, dosya kapsamındaki beyanlar ve istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olmadığı ileri sürülerek hükmün bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, hak sahipliğinin tespiti isteğine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.