Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu 5505 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki bodrum, zemin kat ve 4 normal kattan oluşan binanın vekil edeni tarafından yaptırıldığını açıklayarak vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın muris tarafından meydana getirildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece ilk kararda, davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 04/04/2017 tarihli ve 2015/18277 Esas, 2017/4968 Karar sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından, dava konusu 5505 parsel sayılı taşınmazın taraflar adına paylı mülkiyet hükümlerine göre, arsa vasfı ile kayıtlı olduğu görülmektedir.
Davacı taraf, davaya konu taşınmaz üzerinde bulunan binanın kendi tarafından yapıldığını iddia etmiştir. Gayrimenkulün aynına ilişkin uyuşmazlıklarda mutlak suretle nizalı taşınmazın bulunduğu yerde yöntemine uygun olarak keşif yapılmalı ve taraf tanıklarının 6100 sayılı HMK'nin 243 ve 244. madde (HUMK'un 258 ve 259. maddeleri) hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmak suretiyle mümkün olduğunca taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri gereklidir. Tanıkların anlatımları arasında çelişki bulunduğu taktirde yeniden huzura alınarak bu çelişkinin mümkün olduğunca giderilmeye çalışılması icap etmektedir.
Somut olaya gelince; Mahkemece, mahallinde keşif icra edilmemiştir. Her ne kadar taraf tanıkları (duruşmada) dinlenmiş ise de, tanık anlatımları hüküm vermeye yeterli de değildir. Mahkemece, davacının muhdesatı tek başına meydana getirmeye yeterli bir gelirlerinin bulunup bulunmadığı, muhdesatın hangi gelirlerle ne şekilde yaptırıldığı, inşaatın başlama ve bitim tarihi, davacı ve davalıların ortak miras bırakanı...’in sosyal ve ekonomik durumu, var ise uyuşmazlık konusu yapı ile ilgisi ve davacı tarafından ibraz edilen bilgi ve belgeler (bilirkişi vasıtasıyla) bir bütün değerlendirilmeden “.. davacının binanın inşaatı ile ilgilenmesinin, babası olan murise yardımcı olmasının olağan olduğu, bu durumun binanın davacı tarafından yaptırıldığı ve davacıya ait olduğunu göstermeyeceği..” gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde, Mahkemece yapılması gereken iş; tüm tarafların hazır bulunmasına imkan verecek şekilde mahallinde keşif yapılması, taraf tanıklarının keşif mahallinde dinlenmesi, tarafların iddia ve savunmalarına yönelik delillerinin eksiksiz toplanması, iddia ve savunma kapsamındaki bilgi ve belgeler göz önünde bulundurularak, taşınmaz üzerindeki binanın davacı tarafından kendi nam hesabına ve kendi geliri ile yapıp yapmadığı, inşaatın başlama ve bitim tarihi hususlarının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde aydınlığa kavuşturulması, bu yapılırken hem davacının hem de murisin ekonomik geliri, ortak gelirlerinin olup olmadığı, var ise bu gelirin kullanılıp kullanılmadığı konularının araştırılması, bu şekilde miras bırakan İdris’in dava konusu bina ile ilgisinin olup olmadığının saptanması, bu konuda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin de bilirkişi vasıtasıyla değerlendirilmesi sağlanıp yapı değeri de belirlendikten sonra toplanmış ve/veya toplanacak delillere göre hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.