İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/361 Esas, 2019/579 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında müşteki Javlunbek' e karşı kasten öldürmeye teşebbüs
suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2020/53 Esas, 2021/222 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfında hataya, teşebbüs hükümleri uygulanırken alt hadden uzaklaşılarak fazla ceza tayin edildiğine, haksız tahrik indiriminin azami hadden uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Müşteki Javlunbek ile sanık ... arasında olay öncesinde tartışma yaşandığı, sanığın belinde bulunan silahı çıkartıp müştekiye doğru iki el ateş ettiği, müştekinin kaçarak evine sığındığı, sanığın kapıyı tekmeleyerek açmaya çalıştığı, kapıyı açamayınca olay yerinden ayrıldığı, olay nedeni ile müştekinin, "sağ omuz posterolateral proksimalde humerus başı hizasında ateşli silah yarası, sağ femur anterior proksimal kısımda siasta yaklaşık 5 cm altta ateşli silah yarası, sağ femur posterolateralde proksimalde ateşli silah yarası" olduğu, yapılan tetkiklerde, "sağ hemitoraksta minimal pnömotoraks ve hemotoraks" mevcut olduğu, toraks BT sözel yorumunda, "omuzdan giren kurşunun ikinci kotta fraktür yaparak kalbin önünde durmuş" olduğu, ortopedi muayenesinde, "humerus proksimalde fraktür bulunduğu"nun tespit edildiği, 13.05.2019 tarihli adli tıp kurumu raporunda "müştekinin yaralanmasının yaşamını tehlikeye soktuğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücuttaki kırıkların hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (4. derece) olduğunun" tespit edildiği, bu haliyle sanığın hedef aldığı vücut bölgesi, darbenin şiddeti, eylem sonucunda iç organlarda oluşan tahribat, kullanılan aletin elverişliliği, müştekinin yapılan ameliyat sonucu yaşama döndürülmesi, sanığın yaralı haldeki müştekiyi takip etmeye devam etmesi, müştekinin sığındığı evin kapısını tekmeleyerek kırmaya çalışması, ancak başarılı olamaması nedeniyle eylemini tamamlayamaması gibi hususlar dikkate alındığında, sanığın eylemi ile bağlı kalınarak kastının öldürmeye yönelik olduğu kabul edilen olayda, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan uygulama yapılmıştır.
2. Sanık savunması, müştekinin kollukta alınan beyanı, müşteki hakkında İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 13.05.2019 tarihli adli tıp raporu, kamera kaydı çözümünü içeren 20.03.2019 tarihli CD izleme tutanağı, tutanaklar, nüfus ve adli sicil kayıtları ve diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1. Sanığın tabanca ile ateş etme eylemi neticesinde, mağdurun göğüs ve uyluk bölgelerinden hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı, yaralanmaların kemik kırıklarına neden olduğu ve kemik kırıklarının mağdurun yaşamını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen müebbet hapis cezası üzerinden eylemin teşebbüs aşamasında kalması sebebiyle aynı Kanun'un 9 yıldan 15 yıla kadar ceza aralığı belirleyen 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim uygulanırken meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı gözetilerek sanık hakkında makul oranda cezaya hükmolunması yerine yazılı şekilde karar verilerek eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuş ise de bu husus aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi gereğince (1/6) oranında indirim yapılarak cezasının 6 yıl 3 ay yerine, hatalı hesaplama yapılmak suretiyle 5 yıl 15 ay olarak belirlenmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükmün denetime olanak verecek şekilde yeterli gerekçeyi içerdiği, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde ve mahkûmiyete dair takdir ve değerlendirmede isabetsizlik bulunmadığı, olay öncesinde müştekiden sanığa yönelen eylemler nedeniyle sanık hakkında uygulanan haksız tahrik indirim oranında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde eleştiri nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2020/53 Esas, 2021/222 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedenleri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.03.2024 tarihinde karar verildi.