Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının ve tavzih kararının davacılar vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri olan Yasemin Ürkmez'in davalı iş yerinde çalışırken 05.06.2014 tarihinde meydana gelen olay sonucu vefat ettiğini beyan ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

1.Davalı... Mineral San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, kazanın meydana gelmesinde şirkete atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını, davacı tarafa kaza nedeniyle 50.000,00 TL ödeme yapıldığını, ayrıca ... Bora’ya SGK tarafından gelir bağlandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkili davalının da çok ağır yaralandığını, ayrıca mesai arkadaşının vefat etmesinin ağır üzüntüsünü yaşadığını, müvekkili davalıya husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın ölüm halinde kaza tarihi itibariyle şahıs başına 268.000,00 TL’ye kadar sigorta ettirildiğini, ayrıca 50.000,00 TL azami limitli manevi tazminat teminatını da kapsadığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye mahal vermemek adına kazadaki kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, ayrıca Kurum tarafından bağlanan gelirlerin de düşülmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; maddi tazminat yönünden, davacılardan ... için davanın kabulü ile ıslah dilekçesindeki talebi doğrultusunda 91.404,28 TL, ... için davanın kabulü ile ıslah dilekçesindeki talebi doğrultusunda 618.129,26 TL, ... için davanın kabulü ile ıslah dilekçesindeki talebi doğrultusunda 275.742,80 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile kaza tarihi olan 05.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine; manevi tazminat yönünden, davacılardan ... için davanın kabulü ile talep gibi 80.000,00 TL, baba ... için davanın kısmen kabulü ile 25.000,00 TL, anne ... için davanın kısmen kabulü ile 25.000,00 TL, kardeş ... için davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL kardeş ... için davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın, davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile kaza tarihi olan 05.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine; fazlaya ilişkin taleplerin ayrı ayrı reddine;birleşen dava yönünden; kardeş ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile kaza tarihi olan 05.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; bağlantılı dava dosyasında sigortalı araç sürücüsü ... tarafından SGK'a yapılan ve taraflarına rücu edilmesi muhtemel olan ödemeler göz ardı edilerek poliçe teminat limitinin tamamı üzerinden hüküm kurulmuş olmasının son derece hatalı olduğunu,
gerekçeli kararda her ne kadar hükmolunan maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden poliçe teminat limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulmuş iseler de ZMMS ve kasko poliçelerine ilişkin teminat limitlerinin gerekçeli kararda açıkça yazmamasının infazda tereddüte neden olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ... için 25 yaşına kadar tazminat hesaplaması yapılmış olmasının usul ve esasa aykırı olduğunu,
davacılardan ... 19.09.1999 doğumlu olup kaza tarihi 05.06.2014'te 15 yaşında olduğundan kendisi için 25 yaşına kadar hesaplama yapılmış olmasının yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, kusura yönelik itirazları gözetilmeksizin eksik inceleme ile kurulan hükmün usul ve esasa aykırı olduğunu,

gerekçeli kararda 22.05.2017 tarihli heyet raporu doğrultusunda sigortalı araç sürücüsü ...'ın % 100 kusurlu olduğunun kabulü ile hüküm kurulduğunu,
dosya kapsamında alınan kusur raporları arasındaki çelişkiler giderilmeksizin kurulan hükmün eksik inceleme nedeniyle hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davaya konu kazanın meydana geldiği esnada ... sigortalı araç içerisinde yolcu olup müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, bakiye ömrün tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına katılmakla birlikte hesaplamada ülkemiz gerçeklerine ve yasal düzenlemelere aykırı olarak prograsif rant yönteminin kullanılmasının usul ve esasa aykırı olduğunu, kaldı ki Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra 09.06.2021 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Karayolları Trafik Kanunu'nun 90 ıncı maddesine eklenen ek fıkralar uyarınca iptal kararından sonra oluşan hukuki boşluk bizzat yasa koyucunun iradesiyle doldurularak % 1.8 teknik faizin yasal zemine kavuştuğunu, kararda hükmolunan manevi tazminat miktarıları fahiş olup reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla maddi tazminat yönünden kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sorumlu olduğunu belirterek, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına göre, PSD gelirinin poliçe limitinden tenzil edilemeyeceği, davalı şirketin, poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumluluğuna karar verildiği, poliçe limitinin infaz aşamasında nazara alınacağı, taraflar arasında bu hususta uyuşmazlık bulunmaması da dikkate alındığında, bu yönde kararda eksiklik bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda, bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesinde, işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi esasına dayanan prograsif rant yönteminin kullanılmasında ve Dairenin 2018/1803 esas sayılı karar uyarınca, davacı ... için 25 yaşına kadar hesaplama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı, kusur tespitinin ve davacılar lehine takdir edilen manevi tazminat tutarlarının dosya içeriğine uygun olduğu; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalının aşağıdaki bendin dışında kalan istinaf itirazlarının reddine karar verildiği, sigortacının temerrüde düştüğü hallerde faiz başlangıç günü temerrüt tarihi olup, hak sahiplerinin sigortacıyı dava tarihinden önce temerrüde düşürdüğü kanıtlanamaz ise sigortacının faiz yükümlülüğünün dava tarihinden başlayacağı, bu durumda, hüküm altına alınan tazminatlara uygulanacak faizin dava tarihi yerine, kaza tarihi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunun ve istinaf başvurusunun kısmen yerinde olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle HMK 'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, asıl dava yönünden; maddi tazminat yönünden, davacılardan ... için davanın kabulü ile ıslah dilekçesindeki talebi doğrultusunda 91.404,28 TL, ... için davanın kabulü ile ıslah dilekçesindeki talebi doğrultusunda 618.129,26 TL, ... için davanın kabulü ile ıslah dilekçesindeki talebi doğrultusunda 275.742,80 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile dava tarihi olan 03.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat yönünden, davacılardan ... için davanın kabulü ile talep gibi 80.000,00 TL, baba ... için davanın kısmen kabulü ile 25.000,00 TL, anne ... için davanın kısmen kabulü ile 25.000,00 TL, kardeş ... için davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL kardeş ... için davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın, davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile dava tarihi olan 03.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ayrı ayrı reddine, birleşen dava yönünden; kardeş ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile birleşen dava tarihi 06.02.2015
tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ek kararı ile "Dairemizin 26.04.2022 tarih ve 2022/531 Esas 2022/799 Karar sayılı kararında; dava konusu maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limite ile sınırlı olmak üzere karar verildiği ancak vekalet ücretleri yönünden bu hususun belirtilmediği, bu durumun infazda tereddüt oluşturduğu anlaşıldığından davalı ...Ş. vekilinin 02.06.2022 tarihli tavzih talebinin kabulüne, Dairemizin 26.04.2022 tarih ve 2022/531 Esas 2022/799 Karar sayılı kararının asıl ve birleşen dava yönünden kabul edilen maddi ve manevi tazminata göre belirlenen vekalet ücretlerine ilişkin hüküm kısımlarının; "asıl dava yönünden; davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince kabul edilen maddi tazminat yönünden hesap ve takdir edilen 66.313,81 TL vekalet ücretinin davalılardan (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince kabul edilen manevi tazminat yönünden hesap ve takdir edilen 20.575,00 TL vekalet ücretinin davalılardan (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, birleşen dava yönünden; davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince kabul edilen manevi tazminat yönünden hesap ve takdir edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine," şeklinde düzeltilmek suretiyle tavzihine
" karar verilmiştir.

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tavzih kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... davaya cevap dilekçesinde faiz istemine ilişkin hiçbir beyan ve talepte bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesinde usulüne uygun bir şekilde ileri sürülmeyen vakıaların, istinaf incelemesini yapacak olan Bölge Adliye Mahkemesi önünde de ileri sürülemeyeceğini, davalı ... şirketine gerekli başvuruların yapıldığını, 4100216430/1 no.lu hasar dosyasında müvekkiller ile görüşmeler yapıldığını, bu süreçte anlaşma olmadığından davalının temerrüde düştüğünü belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davacılar vekili ek karara karşı sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda, gerek maddi ve gerekse manevi tazminat yönünden hükmolunan vekalet ücretlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karara verildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararına bu açıdan davalı tarafça istinaf itirazında bulunulmadığını, istinaf incelemesi sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararda da usul ve yasaya uygun olarak gerek maddi ve gerekse manevi tazminat yönünden hükmolunan vekalet ücretlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karara verildiğini, davalı ... şirketinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı vekalet ücretlerine yönelik bir istinaf itirazında bulunmadığını, davalı ... şirketince istinaf itirazlarına konu edilmeyerek kesinleşmiş olan bir hususa ilişkin olarak tavzih dilekçesi verilmesinin ve bu doğrultuda tavzih talebinin kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'nun 13 ncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir.

A. Asıl Hükme Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesi;

1.Davacılar vekilinin reddedilen tüm manevi tazminatlara ve davacı çocuk ... için reddedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı HMK nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

2. Davacılar vekillerinin davacı anne ... ve baba ... için reddedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

B. Davacılar vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan ek kararın onanması gerekir

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacılar vekilinin reddedilen tüm manevi tazminatlara ve davacı çocuk ... için reddedilen maddi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2.Davacılar vekilinin davacı anne ... ve baba ... için reddedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

3. Davacılar vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.