Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.05.2016 tarihinde davacı yayaya davalı nezdinde ZMMS poliçesi olan motosikletin çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 1.000,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminat limiti kapsamında dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile toplam talebini 40.266,00 TL’ye yükseltmiş, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu aracın davalı nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının ceza soruşturması kapsamında davalıya sigortalı sürücü ile uzlaştığını, uzlaşmanın 5271 sayılı CMK'nun 253/19 uncu maddesi gereği maddi tazminattan feragat niteliği taşıdığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi, davacının müterafik kusurunun dikkate alınması, kusur durumu ve zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Mahkememiz dosyasında toplanan delillerle birlikte meydana gelen kazada kusur oranları belirlenmesi için mahallinde keşif yapılmasına karar verilmiş, yapılan keşif neticesinde trafik bilirkişisinden alınan 07.01.2019 tarihli rapora göre;... plaka sayılı motosiklet sürücüsünün (%100) oranında kusurlu olduğu, davacı ...'ın ise meydana gelen kazada etken kusurunun olmadığı bildirilmiştir. İtirazlar doğrultusunda dosya İstanbul Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kusur yönünden rapor aldırılmış olup, kusur raporunda dava dışı sürücü Erhan Ekiz'in %100 oranında, davacının kusursuz olduğu bildirilmiştir. Alınan raporların çelişkili olmaması ve tüm dosya kapsamına uygun denetime elverişli olduğu anlaşıldığından hükme esas alınmıştır. Davacının maluliyet oranının tespit edilmesi amacıyla dosya Adli Tıp Uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyetinden alınan 02.09.2019 tarihli rapora göre özür durumuna göre tüm vücut fonkisiyon kaybı oranının %2 (iki) olduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği mütülaa edilmiştir. 30.03.2013 tarihinde 28603 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Hakkındaki Yönetmelik" uygulanmıştır. Alınan raporun tüm dosya kapsamına uygun denetime elverişli olduğu anlaşıldığından hükme esas alınmıştır. Mahkememiz dosyası alınan kusur ve maluliyet raporu ile birlikte tazminat hesabı yapılması amacıyla bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişiden alınan 27.12.2019 tarihli rapora göre davacının TRH 2010 Kadın/ Erkek Yaşam Tablosu dikkate alınarak ve tarafların kusuruna göre davacının kalıcı iş göremezlik tazminatının 17.953,84 TL, geçici iş göremezlik tazminatının 22.312,89 TL olduğu bildirilmiş, kaza tarihi ve poliçe tarihi dikkate alındığında 01.06.2015 tarihli poliçenin uygulanması gerektiği anlaşıldığından TRH 2010 ve 1.8 teknik faiz üzerinden yapılan bilirkişi raporu dosyada baz alınmıştır. Kazadan dolayı SGK ve davalı ... şirketi tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, kaza tarihinin poliçeyi kapsadığı, bilirkişi raporlarının denetime elverişli, olayın oluşuna uygun ve hüküm kurmaya yeter nitelikte bulunduğu, davacı vekilinin davasını hesap bilirikişi raporu doğrultusunda ıslah ederek ıslah harcının yatırdığı anlaşılmıştır. Davacının yaralanmasına sebebiyet veren trafik kazası 07.05.2016 tarihinde meydana gelmiştir. Dosya içerisinde davalı tarafından düzenlenen ZMMS poliçenin tanzim tarihi ise 08.04.2016 dir. Buna göre davacının bu yaralanmasından kaynaklı olarak tazminat talebi 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS yeni genel şartlarına göre değerlendirilerek, geçici tazminat teminat dışında olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatının reddine karar verildiği..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 17.953,84 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 24.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden (poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine, geçici iş görmezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan maluliyet raporunun denetimden uzak ve hüküm kurmaya elverişsiz olduğunu, raporu kabul etmediklerini, raporda davacının maluliyetinin %2 olduğunun belirtildiğini ancak davacıdaki kalıcı bedensel hasarların rapor dışı tutularak eksik bırakıldığını, Hatay Devlet Hastanesi tarafından hazırlanan raporda davacının maluliyetinin %5 olarak tespit edildiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamında olduğunu, aktüer bilirkişi raporunda güncel asgari ücret artışlarının dikkate alınması gerektiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ceza dosyasında uzlaşmanın gerçekleştiğini, uzlaşma nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan uygun oranda indirim yapılması, daha sonra davalı ... şirketinin ödemesinin indirilmesi ve eksik ödemenin belirlenmesi, davacının zararı karşılandığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, belirlenen zarara ıslah tarihinden, bu talep kabul görmez ise hesap tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelemesinde; dosyada yer alan 19.08.2019 tarihli ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun ilgili yönetmelik esas alınarak düzenlenmiş olduğu, ATK tarafından davacının bizzat muayenesine gerek görülmemekle ön rapor gereğince yaptırılan bir takım tetkik ve muayenelere ilişkin tedavi belgeleri incelenerek raporun düzenlenmiş olduğu, ATK maluliyet raporunda kazadan sonra yapılan tedavilere dair evrakların da irdelenerek kişide meydana gelen yaralanmanın değerlendirilmesinin ve bu yaralanmanın ilgili yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve iyileşme süresinin tespitinin yapıldığı, dosyada bulunan Hatay Devlet Hastanesi'nin 15.03.2017 tarihli engelli sağlık raporu ile arasındaki farkın yönetmelik hükümlerine göre yapılan hesaplama olduğu bu itibarla hükme esas alınan ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekili tarafından bu yönde yapılan istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatı yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Anayasa Mahkemesi 17.07.2020 Tarih, Esas 2019/40, Karar 2020/40 Sayılı Kararı ile; Genel şartlar TTK’nın 1425, Sigortacılık Kanunu 11 ve KTK’nın 95. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak idarece çıkarıldığı için, KTK ve TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerinde genel olarak temel unsurları belirlenmiş hususlarda bu temel unsurlara aykırı olmamak şartı ile genel şartların hükümleri uygulanacaktır. Açıklanan sebeplerle eldeki davada; iptal edilen Karayolları Trafik Kanun’un 90. maddesindeki "Genel Şartlar" ibaresi gereğince teminat dışı bırakılan geçici iş göremezlik tazminatı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği,davacının hesap raporuna göre geçici iş göremezlik tazminatı talep hakkının 22.312,89 TL olduğu anlaşılmakla davacı vekili tarafından bu yönde yapılan istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Davacı vekilinin güncel asgari ücret artışlardan dolayı hesap raporu yönünden yapılan istinaf incelemesinde; davacı vekili her ne kadar zarar değerlendirmesinde 2019 yılı asgari ücret verileri uygulanarak düzenlenen rapora göre 2020 yılında karar verildiğini, bu durumun resen ele alınması gerektiğini belirterek hesap raporuna itiraz etmiş ise de dosyada yer alan 27.12.2019 tarihli aktüer raporunun bilinen son 2020 yılı için yürürlükteki net asgari ücret verisi kullanılarak hesaplama yapıldığı görülmekle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin uzlaşma yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/1880 soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; şüpheli Erhan Ekiz'in müşteki ...'a yönelik taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediğinden bahisle yürütülen soruşturmada şikayet yokluğu nedeniyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, soruşturma dosyasında sadece müşteki olan davacı ...'a uzlaşma teklif edildiği, müştekinin kabul ettiği, müştekinin alınan beyanında ameliyat masraflarının karşılandığı, şüpheli ile uzlaştıkları bu nedenle şikayetçi olmadığını beyan ettiğinin görüldüğü, 17.06.2016 tarihli uzlaşma teklif formunda müşteki davacının imzasının bulunduğu, soruşturma dosyasında şüpheli Erhan Ekiz'e uzlaşmanın teklif edilmediği, şüpheli tarafından imzalanın bir uzlaşma teklif formunun bulunmadığı, dosyada uzlaştırmacının görevlendirilmediği, uzlaşma tutanağının düzenlenmediği, dosyanın şikayet yokluğu nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek kapatıldığı, bu itibarla CMK'nun 253. Maddesi uyarınca taraflar arasında usulüne uygun yapılmış bir uzlaşmanın varlığından bahsedilemeyeceği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönünden yapılan istinaf sebebi incelemesinde; zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur TBK'nın md. 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Somut olayda, kaza tarihinde karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya olan davacıya yolun ters yönünde seyreden motosiklet sürücüsünün çarpması neticesinde, yaya olan davacının kazanın meydana gelmesinde ve/veya kaza nedeni ile zararın artmasında müterafik kusur atfedilecek bir eylemi bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin yapılan ödemenin indirilmesi gerektiği yönünden yapılan istinaf sebebi incelemesinde; Hasar dosyasının incelenmesinde davalı ... şirketi tarafından kendilerine başvuru yapıldığı ancak başvuru neticesinde her hangi bir ödemenin yapılmadığının bildirildiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihi yönünden yapılan istinaf sebebi incelemesinde;...somut olayda, davalı şirkete 31.07.2017 tarihinden önce başvuruda bulunulduğu dikkate alındığında, dava dilekçesi ile talep edilen faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olduğu, Mahkemece talepten fazlasına hükmedilmediği ve mahkemece faiz başlangıcının dava tarihi olan 28.08.2017 tarihi şeklinde belirlenmesinde davacı tarafın talebi doğrultusunda usul ve yasaya aykırı bir durum görülmediği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
.." gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 17.953,84 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 22.312,89 TL geçici iş görmezlik tazminatının dava tarihi olan 24.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet oranının doğru olarak belirlenmediğini, hükme esas alınan İstanbul 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 02.09.2019 tarihli % 2 oranlı raporunun hatalı olduğunu, Hatay Devlet Hastanesi'nin 15.03.2017 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporunda davacının maluliyet oranının % 5 olarak belirlendiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile sigortalı aracın davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre usulüne uygun olarak hazırlandığı, davacı tarafın istinaf başvurusunda tazminat hesaplamasında kullanılan yönteme ilişkin itirazda bulunmadığının anlaşılmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.