Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.10.2015 tarihinde dava dışı sürücü ... idaresinde ve davalı ...'e ait minibüs ile seyir halinde iken dava dışı Ömer Öztek sevk ve idaresindeki minibüsün sol yan kısmına çarpması sonucu meydana gelen kazada, minibüs ile seyahat etmekte olan davacı ...'ın ağır biçimde yaralandığını, aracın asli kusurlu olduğunu, davacının halen beden gücü kayıp oranının belirlenmediğini, alınacak rapor ile beden gücü kayıp oranının belirleneceğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı tarafından karşılanan hastane ve tedavi giderleri için 100,00 TL, davacının hastane refakati ve bakım giderleri için 100,00 TL, davacının kaza nedeniyle uğradığı cismani zarar ve güç kaybı nedeniyle 800,00 TL olmak üzere tüm tazminat kalemleri açısından toplam 1.000,00 TL tazminatın olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren bankalarca uygulanacak en yüksek işletme kredisi temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı araç işleteninden müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı usul, esas ve kanuna aykırı bulduğundan dolayı kabul etmesinin mümkün olmadığını, işleten sıfatıyla davalı aleyhine dava açıldığını, açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, iddia edilen zarara ilişkin davalıya izafe edilecek bir kusur olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının yolcu konumunda bulunduğu minibüsün davalı şirket nezdinde ZMSS poliçesi ile 16.04.2015/2016 dönemleri arası sigortalı olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, söz konusu kazada meydana gelen zararlarla ilgili dava dilekçesinde yer alan taleplerin öncelikle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası tarafından karşılanması gerektiğini, bu nedenle minibüse ait Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk poliçesinin tramerden sorulması neticesinde tespit edilecek ilgili sigorta şirketinden, kayıtlı poliçe bulunmaması halinde Güvence Hesabından huzurdaki davadaki taleplerin istenilmesi gerektiğini, ayrıca kasko sigorta poliçesine ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesinin olup olmadığının da tramerden sorulmasını talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte kazaya karışan araç sürücüsünün kusurunun belirlenmesi gerektiğini, meydana gelen trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri, bakıcı giderleri ve geçici iş görmezlik bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmasının zorunlu olduğunu, davacının kalıcı maluliyet tazminatı talebi için kişinin kalıcı bir maluliyeti olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, taşımanın hatır taşıması olup olmadığının da mahkeme tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacının gelirinin somut belgelerle ispatlanması gerektiğini, davalı ... şirketinin temerrütünün söz konusu olmadığını, davadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, davacı tarafın ticari faiz talebinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazaya karışan aracın Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasının bulunmadığı, bu kapsamda rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmış olanların neden olduğu bedensel zararlarda davalı ... şirketi ile diğer davalılar araç işleteni ...'in birlikte davalı taraf sıfatının bulunduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre meydana gelen kazada sürücü ...'ın %100 (Yüzde Yüz) oranında kusurlu olduğu, dosya arasında bulunan Gaziyaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporu ile mahkemece Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporun birbiri ile çelişkili olduğundan 28.03.2018 tarihli duruşmada çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderildiği, Adli Tıp Kurumunun 2. Üst Kurulunca davacının hazır edilerek muayene edildiği, E cetveline göre %13,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden 9 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, mahkemece hükme esas alındığı, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK), 6111 sayılı yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil, ancak sözkonusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumlu olduğu, belgeye dayanmayan tedavi giderlerinin, 6111 sayılı Kanun kapsamında olmadığı, belgeli olmayan tedavi giderlerinden SGK'nun sorumlu olmayıp, sigorta şirketinin sorumlu olduğu, iş gücü kaybı ve iş göremezlik zararlarının tedavi giderleri kapsamında olmadığı, aracın kullanım amacının ticari minibüs niteliğinde olduğu, davalı ... şirketi için de işin ticari nitelikte olduğu sabit olduğundan davacının ticari faiz talebinin mahkemece kabul edildiği, maddi tazminat yönünden faiz tarihini kaza ve temerrüt tarihi olarak belirlediği, davalı ... şirketinin de temerrüdü bulunmadığı, sigorta şirketi yönünden maddi tazminata dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle sınırlı olmak üzere karar verildiği, davalı araç işleteninin kaza tarihinden itibaren sorumluluğu bulunduğundan 15.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak yasal faiz işletilmesine karar verildiği gerekçesiyle açılan davanın kısmen kabulü ile davacının hastane giderleri, tedavi giderleri, hastane refakati ve bakım giderlerine yönelik tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, 30.043,44 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 96.445,01 TL sürekli iş göremezlik tazminatından oluşan toplam 126.488,45 TL maddi tazminatın davalı ... Husunet yönünden kaza tarihi olan 05.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı ... AŞ yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte sınırlı olmak kaydıyla davalılar Yusuf Husunet ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak ile davacıya verilmesine, ... yönünden açılan dava iş bu dosyadan tefrik edildiğinden ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Husunet'ten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair isteğin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; verilen kararın kusur oranları ve maddi, manevi tazminat yönleriyle yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı ... 'in kazanın meydana geldiği tarihte tek başına minibüsün işleteni olmadığını, aracın kaza tarihindeki tescil kaydına bakıldığında aracın yarı oranındaki mülkiyetinin... isimli kişide olduğunun görüleceğini, davalının dava konusu zarardan işleten sıfatıyla sorumluluğunun, maliki olduğu araç üzerindeki mülkiyet hakkı oranında olması gerektiğini, bu bakımdan meydana gelen kaza neticesinde talep edilen tazminatların tamamının davalıya yükletilmesinin hakkaniyete ve yasalara aykırı olduğunu, Adli Tıp raporunda 05.10.2015 günü gerçekleşen kazada sürücü ...'ın %100 kusurlu bulunduğunu, Adli Tıp raporunda kaza yapan araçta bulunan davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmadığı hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadan bu kişinin kusurunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmasının hatalı olduğunu, araçta yolcu olan davacının araçta bulunan emniyet kemerini kullanmadığını, davacı zararın meydana gelmesinde emniyet kemeri takmamak suretiyle kişisel güvenlik önlemini almaması nedeniyle kusurlu olduğunu, hükmedilen fahiş manevi tazminat talebinden davalının sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olacağını, yeniden kusur incelemesi yapılması ve akabinde oluşacak sonuca göre aktüerya bilirkişisinden rapor alınması gerektiği halde eksik incelemeyle davalı aleyhine haksız ve hukuka aykırı şekilde hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararının manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılarak, manevi tazminatın reddine karar verilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde fahiş manevi tazminat miktarının makul bir miktara indirilmesini ve davalının manevi tazminatın yalnızca yarısından(tescil kaydındaki mülkiyet oranı kadar) sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir

Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde, açıkça geçici iş göremezlik tazminatının ödenmesini talep etmediğini, bu konuda bir iddiası ve talebi bulunmadığını, kazaya karışan minibüsün Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası olmadığını, uyuşmazlık konusu kaza şehirlerarası yolda ve taşımacılık faaliyeti sırasında meydana geldiğinden Taşımacılık Sigortası Genel Şartları kapsamına giren bir taşıma söz konusu olduğunu, meydana gelen zararın öncelikle taşımacılık sigortasından karşılanması gerektiğini, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası tarafından karşılanamayan zararlar için Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesine başvuruda bulunulabileceğini, bu teminat limitinin de aşılması halinde Kasko Sigorta poliçesine bağlı İhtiyari Mali Sorumluluk Sigorta poliçesine başvuruda bulunulabileceğini, söz konusu araca ait taşıma sigortası poliçesi bulunmaması halinde ise zararın Güvence Hesabı tarafından karşılanması gerekeceğini, davacının iyileşme (iş göremezlik) süresi öngörülse dahi bu döneme ilişkin taleplerden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davacının maluliyet oranının hatalı şekilde tespit edildiğini, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen raporun sonuç kısmında davacının kalıcı iş göremezlik zararının 96.445,01 TL, geçici iş göremezlik zararının 30.043,44 TL olduğunun yazdığını, raporun içeriğine bakıldığında davacının geçici iş göremezlik zararının 10.871,51 TL ve kalıcı iş göremezlik zararının 115.616,94 TL olarak hesaplandığının görüldüğü, hangi rakamların doğru olduğu hususunun aydınlatılması gerektiğini, Mahkemece hüküm kurulurken "30.043,44 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 96.445,01 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı" şeklinde belirtildiğini, hangi rakamın doğru olduğu, kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminatı olarak hangi tutarların esas alınması gerektiğinin anlaşılamadığını, olay anında emniyet kemeri takarak kendi can güvenliği için gereken önlemi alıp almadığının araştırılması, iddia, savunma ve delilleri belirtilmeksizin ve değerlendirilmeksizin, tartışılmadan hüküm verildiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı, soruşturma dosyasında bulunan evrak ve beyanlardan kazaya sebebiyet veren minibüsün şehiriçi yolcu taşımacılığı yaptığı, Şehirlerarası ve Uluslararası yolcu taşımacılığı yapmadığı, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası yaptırması gereken araçlardan olmadığı anlaşıldığından davalı ... şirketinin meydana gelen zararın öncelikle taşımacılık sigortasından karşılanması gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davalı vekilinin geçici işgörmezliğin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, hükme esas alınan maluliyet raporunun, denetime elverişli, ayrıntılı, gerekçeli, hükme elverişli olduğu, Adli Tıp Kurumu kusur raporunun, trafik kazası tespit tutanağı ile uyumlu olduğu, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere dayanılarak hazırlandığı raporda usul ve yasaya aykırılık olmadığı, davacının meydana gelen kazada araçtan fırladığına ve emniyet kemerinin takılı olmadığına dair delil bulunmadığı, kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin takılı olmadığının tespiti yapılamadığı, davacının yaralanması dikkate alındığında emniyet kemeri takmasının sonuca etkili olmadığı, takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu, 06.06.2020 tarihli aktüerya bilirkişi raporunun Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları doğrultusunda hazırlandığı, denetime elverişli, hesap biçim ve yönteminin usul ve yasaya uygun olduğu, ancak raporun açıklama kısmında ayrıntılı olarak hesaplama yapılarak geçmiş dönem tazminat miktarı 10.657,39 TL, gelecek aktif dönem tazminat miktarı 74.916,10 TL, gelecek pasif dönem tazminat miktarı 30.043,44 TL, geçici iş göremezlik zararı 10.871,51 TL olarak belirlenmiş, hesap sonucu kısmında maddi hata yapılarak geçmiş dönem 10.871,51 TL, gelecek aktif dönem 10.657,39 TL gelecek pasif dönem 74.916,10 TL, geçici iş göremezlik dönemi 30.043,44 TL olarak tablo şeklinde belirtildiği ve mahkemece raporda maddi hataya dayalı olarak yazılan tablo kısmı dikkate alınarak hüküm tesis edildiği gerekçesiyle maddi hataya dayalı olarak yapılan yanlışlığın düzeltilmesine karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararındaki maddi ve manevi tazminatlar yeniden hüküm altına alınmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki itirazlarını tekrar ile hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz üzerinden yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü ve 56 ıncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ... A.Ş.'ye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Derece Mahkemesine gönderilmesine,

15.01.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Somut olayda, davacının maluliyet oranının belirlenmesi açısından düzenlenen ve hükme esas alınan raporun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılmaktadır. 05.10.2015 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir.
Mahkemece; davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.