Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.08.2011 tarihinde davacının kullandığı araç ile zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmayan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigortasız aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle kazanın oluştuğunu, davalı Kurum tarafından ödenen rakamın zararı gidermekten uzak olduğunu, bu nedenle bakiye zararın karşılanması için davalı kuruma başvurulduğunu, davalı kurumun olumlu yanıt vermediğini iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, bu talebini 27.02.2018 tarihinde 158.779,00 TL'ye artırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme sebebiyle davanın konusuz kaldığını, davacı tarafın 27.08.2011 tarihinde meydana gelen kaza sonucunda oluşan maluliyeti nedeniyle tazminat talebiyle Güvence Hesabına davadan önce başvuru yaptığını, ekpertiz incelemesi sonucunda davacıya 41.221,00 TL ödeme yapıldığını, gerçek zararının karşılandığını, tazminat hesabı yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, dava konusu kazaya yol açan ve kusurlu olduğu iddia edilen aracın kaza tarihinde zorunlu mali mesuliyet sigortasının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacı tarafın tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle tam teşekküllü bir hastaneden rapor aldırılması gerektiğini, Güvence Hesabının sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, teminat limitinin kişi başına 200.000,00 TL olduğunu, Adli Tıp Kurumu (ATK)'ndan kusur raporu alınması gerektiğini, yapılacak yargılama sonunda aleyhlerine karar verilecek olursa Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı yanında davaya katılan fer'i müdahil vekili beyan dilekçesinde; müvekkilinin kusur oranını ve kaza tespit tutanağını kabul etmediklerini, çünkü savcılık dosyasındaki gerek müvekkilinin ve gerekse olay yerine ilk önceleri gelen doktorun ifadelerinde de görüleceği üzere müvekkilinin önüne çıkmış olan büro tipi buzdolabının varlığının gözardı edildiğini, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 157/b fıkrasına değinerek olayın akşam 20: 40 da meydana geldiğini, buzdolabının müvekkilinin önüne çıkmasının gündüz olmadığını, bunun da ötesinde buzdolabının müvekkilinin önüne çıktığı yerin hemen bir kavşaktan sonra olduğunu, her ne kadar tutanakta bu kavşak gösterilmemiş ise de yapılacak keşif ve tespitte bu durumun da belirleneceğini, müvekkilinin eğimli kavşağı almasının hemen ardından dolapla üstelik gece karşılaşmasının mevcut olduğunu, müvekkiline göre kavşağın durumunun da karayolları açısından ayrıca incelenmesi gerektiğini, hal böyle iken tüm kusurun müvekkiline yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin kazaya karışan karşı tarafla anlaşmış olduğunu, müvekkiline karşı kazaya karışan tarafın kazadan dolayı alacağı veya maddi manevi tazminat taleplerinin olmadığını da kabul etmiş iken karşı tarafın zarar hesabından dolayı müvekkiline yöneltilmiş bu davayı bu yönüyle kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre "...Somut olayda; sürücü ...'ın ve davacı sürücü ...'ın kusursuz olduğu, davalı ... Hesabının ise kazaya neden olan aracın plakası tespit edilemediği için yasa ve yönetmelik uyarınca %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. 2918 sayılı KTK'nun 99 uncu ve ZMSS Genel Şartlarının B.2 nci maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davalı ...’nın davacı tarafa dava konusu olay sebebiyle 15.03.2013 tarihinde kısmi bir ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı ...’nın kısmi ödeme tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilerek, mahkememize ibraz edilen ve hükme esas almaya yeterli bulunan bilirkişi raporu, 26.02.2018 tarihli talep artırım dilekçesi de dikkate alınarak hükmedilen tazminat yönünden bu tarihten itibaren faizle sorumluluğuna karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davanın kabulüne, 158.779,00 TL maddi tazminatın kısmi ödeme tarihi olan 15.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkeme kararındaki "...158.779,00 TL maddi tazminat kısmi ödeme tarihi olan 15.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere tahsiline..." ibaresinin davacı aleyhine sonuç doğurduğunu ve davacının limit rakamı olan 200.000,00 TL'yi alamadığını, bu ifadenin "...maddi tazminatın (sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere) kısmi ödeme tarihi olan 15.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline..." şeklinde yazılması gerektiğini, aksi yönde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu kazanın meydana gelmesine yolda bulunan mini buzdolabının neden olması ve sigortası bulunmayan aracın kusuru olmaması nedeniyle davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafça davadan önce yapılan ödemenin bulunduğunu ve tazminat hesabında, ödeme tarihi verilerine göre hesaplama yapılarak, öncelikle davacı tarafın zararının karşılanıp karşılanmadığının belirlenmesi gerekirken, bu konuda değerlendirme yapılmamasının ve ödenen rakamın güncellenmeksizin düşümünün yapılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Eldeki dosyada, davacı taraf davacının yaralanmasına neden olan kazanın oluşunda ...plakalı aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğu iddiası/vasıflandırması ile dava açmıştır. Bu iddiasına dayalı olarak ve aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının olmaması nedeni ile uğradığı zararın karşılanması için davasını davalı ...'na yöneltmiş olup, kazanın meydana gelmesinde başka bir kişinin/aracın kusurlu olduğuna dair iddiası bulunmamaktadır. Yapılan yargılama sonunda, kazanın meydana gelmesinde ...plakalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı tespit edilmiş olup, mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Nitekim, taraflar da bu tespiti benimsemiş ve istinaf taleplerinde kazanın "plakası belli olmayan araç" kusuru ile meydana geldiğine itiraz etmemişlerdir...Mahkemenin ve tarafların bu kabulleri doğrultusunda, davacı iddiasının subut bulmadığı; davacının yaralanmasına neden olan kazanın oluşunda ...plakalı aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, kazanın plakası belli olmayan araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiği anlaşıldığından, subut bulmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır..." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin kazada zarar gören 3. kişi konumunda olduğunu, kusur durumunun müvekkili ile ilgili bulunmadığını, rücu ile ilgili bir durum olduğunu, ...'nın kusursuz sorumluluk ilkeleri çerçevesinde sorumlu olduğunu, kaldı ki ...'nın kusur durumunu kabul ederek eksik ödeme yaptığını, yine yolda bulunduğu kabul edilen buzdolabının Kaza Tespit Tutanağında geçmediğini, sonradan tanık beyanları ile ileri sürüldüğünü, kaza tespit tutanağındaki tespitler çerçevesinde karar verilmesi gerektiğini, bu konuda kaza tespit tutanağının yetersiz olduğu düşünüyorsa bu tutanağı düzenleyen memurların tanık olarak dinlenmesi gerektiğini, buzdolabını düşüren araç tespit edilemediğinden herhalükarda Güvence Hesabının sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

sürücüye zorunlu trafik sigortası bulunmayan karşı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,89,90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Davacı kullandığı araç ile zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmayan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında yaralandığını ve malul kaldığını iddia etmiş, davalı yanında davaya katılan fer'i müdahil ise kazada kusuru bulunmadığını, yol üzerinde bulunan buzdolabı nedeniyle aracın hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçtiğini savunmuştur. Dava konusu olay ile ilgili düzenlenen kaza tespit tutanağında ise başka bir araç ya da buzdolabından bahsedilmemiştir. ...plakalı sigortasız aracın şerit tecavüzü yaptığı belirtilerek asli kusurlu olduğu belirlenmiştir. Kaza tespit tutanağının aksi de kanıtlanmış değildir. Bu hali ile başka bir araca ya da yol üzerindeki eşyaya kusur verilemeyeceğinden şerit tecavüzü yapan aracın tam kusurlu olduğu kabul edilerek kapsam belirlenip sonucuna göre tazminat verilmelidir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.