Mahkumiyet
5237 sayılı TCK'nin 268. maddesinde tanımlanan "başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun oluşması için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması gerekmekte olup, suçun oluşması durumunda fail bu madde yollamasıyla, aynı Kanun'un 267/1. maddesinde düzenlenen iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır. Somut olayda ise, 30.05.2011 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağında belirtildiği üzere, sanığın kolluk tarafından tanınan bir kişi olduğu ve bu hususun tutanakta anlatıldığı, ayrıca sanığın eşi çağrılarak sanığın gerçek kimliğinin ... olduğunun teyit edildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminde "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma" suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden hakkında beraat yerine şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca kazanılmış haklar saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 03.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.