HÜKÜM:
Davanın reddine

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 16.07.2018 tarihli protokol ile belirlenen yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmediğini, ...'a temlik edilen icra takip dosyası ve dayanak tüm cari alacak için toplam 2.250.000,00 TL üzerinden davalı ile protokol akdedildiğini, 5 adet senedin tanzim edilerek davalıya teslim edildiğini, protokole göre davacı Eak Otelcilik Tur. İnş. Kuy. Tic. ve San. A.Ş.'ye devredilmesi gereken araçların sigorta şirketinden alınan kasko değer listesine göre değerlerinin belirlendiğini, araçların kasko bedelleri toplamı olan 261.481,00 TL'nin 30.09.2018 vade tarihli 600.000,00 TL'lik senetten kesinti yapılarak, bakiye bedelin davalıya ödeneceğinin Mersin 7. Noterliğinin 24.09.2018 tarihli ihtarnamesi ile davalıya bildirildiğini, davalının protokole aykırı davrandığını, davacı şirkete araçları teslim etmediğini, araçların kasko bedeli olan 261.481,00 TL'nin 30.09.2018 vade tarihli senet bedelinden kesinti yapılarak geri kalan 338.519,00 TL'nin davalının hesabına ödendiğini ileri sürerek davacıların davalı ... lehine keşide ettiği 30.09.2018 tarih ve 600.000,00 TL tutarlı senedin 261.481,00 TL'lik kısmından borçlu olmadıklarının tespitine, davalı borçlu aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı Mersin Motorlu Araçlar Ltd. Şti.'nin yükümlülüklerini yerine getirmelerini teminen, dava konusu dışında 30.10.2018 tarih 550.000,00 TL tutarlı senedin davacı tarafta teminat olarak kaldığını, davacıların ellerindeki bu teminat senedini, icra dosyasını, bu senet üzerindeki teminattan kaynaklı haklarını ileri sürme imkanları mevcutken bile bile kendi elleri ile senedi teslim ettiklerini, takdir edilen araç bedellerinin piyasa rayicinin üzerinde olduğunu, kasko bedellerinin gerçek piyasa değerlerini yansıtmadığını, araçlara ilişkin esas yükümlülüğün muhatabı dava dışı Mersin Motorlu Araçlar Ltd. Şti. ile yapılan görüşmede, araçlar üzerinde muhtelif rehin ve hacizler mevcut olduğunu ve bunların kaldırılması akabinde bu araçların devrinin zaman geçirmeksizin yapılacağını bildirdiğini savunarak davanın reddine, davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dosya kapsamındaki delillerle iddiasını ispat edemediğinden davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı, davacının bu hakkını kullandığı, duruşmaya gelen davalının, davacı iddialarının aksine davacıdan alacaklı olduğuna dair yemin ettiği gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, sözleşmenin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında davalının yükümlülüklerinin sıralandığı, bu yükümlülükler içinde davaya konu araçların devrine dair herhangi bir düzenleme olmadığı ve dava konusu yapılan araçların davalının yükümlülükleri içerisinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, ancak Mahkemenin sözleşmeyi yanlış yorumladığını, müvekkili şirketlerin edimlerini tam ve eksiksiz ifa etmesine rağmen diğer tarafta bulunan ... ve Mersin Motorlu Araçlar Ltd. Şti.'nin edimlerini yerine getirmediklerini, hal böyle olunca müvekkilinin de karşı tarafın edimini yerine getirmemesi nedeni ile eldeki davayı ikame ettiğini, ancak Mahkemenin bir bütün olan sözleşmeyi kendi içerisinde ayırarak tarafların ortak yükümlülüklerini ayrı oldukları şeklinde yorumladığını, sözleşmenin düzenlenmesinde tarafların gerçek irade beyanının birlikte ve bir bütün şeklinde edimlerin yerine getirilmesi olduğunu, aksi yöndeki Mahkeme kararının hukuka ve tarafların iradesine aykırı olduğunu, bu sözleşmenin yapılmasında asıl iradenin, bir tarafın alacağına, diğer tarafın ise menkul malına kavuşmak amacıyla karşılıklı menfaat iradesi ile hareket edilmesi olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu senedin verilmesine esas teşkil eden 16.07.2018 tarihli protokolün incelenmesinde, protokolün tarafların yükümlülükleri başlıklı bölümünde gerek davalının gerekse dava dışı Mersin Motorlu Araçlar Ltd. Şti.'nin yerine getirmeleri gereken yükümlülüklerin ayrı ayrı ve tek tek belirtildiğini, davacının bahsini ettiği araçların devrinin, ptorokolün 4.2.2 maddesinde düzenlendiğini, söz konusu araçların davacılara devrinin müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, dava dışı Mersin Motorlu Araçlar Ltd. Şti.'ne ait olduğunu, protokolün, davacılar vekilince tek taraflı kaleme alındığını, Mahkemece davacılar lehine ihtiyati tedbir kararı verilmesine rağmen müvekkili lehine tazminata hükmedilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile protokol maddeleri, senet teslim tutanağı başlıklı belge ve tarafların iddia ve savunmaları bir bütün olarak irdelendiğinde, protokol kapsamında yer alan 3 adet senet bedelinin ödendiği, 30.10.2018 tarih 550.000,00 TL bedelli senedin davalı ...'ın borcundan dolayı haczedildiğinin anlaşıldığı, her ne kadar protokolde söz konusu araçların devrine ilişkin yükümlülüğün dava dışı Mersin Motorlu Araçları Ltd. Şti.'ne ait olduğu belirtilmiş ise de, senet teslim tutanağı başlıklı belgenin incelemesinden anlaşılacağı üzere 30.10.2018 tarih 550.000,00 TL bedelli senedin tarafların protokol kapsamındaki yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin teminatı olarak davacıda bırakıldığı, bu senedin davalı ...'ın Mersin 6. İcra Müdürlüğü'nün 2018/7176 E. sayılı dosyası kapsamındaki borcundan dolayı icra dosyası kapsamında haczedildiği, bu senet bakımından hali hazırda davacının bir ödemesinin bulunmadığı İlk Derece Mahkemesince davanın reddine yönelik verilen kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, Mahkemece icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verildiği ve davalının alacağını geç almasına sebebiyet verildiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı lehine keşide edilen 30.09.2018 tarih ve 600.000,00 TL bedelli senedin 261.481,00 TL'lik kısmından davacıların borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı harcın istekleri halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.