SAYISI: 2018/717 E., 2021/1378 K.

SAYISI: 2016/413 E., 2018/9 K.

Taraflar arasındaki rücuya dayalı itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının eksik incelemeye ilişkin istinaf itirazlarının kabulüne, diğer istinaf itirazlarının esastan reddine, esas hakkında yeniden hüküm tesisine, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı vekili tarafından 02.11.2021 tarihinde kararın vekalet ücreti yönünden tashihi talep edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 03.11.2021 tarihinde tashih talebinin reddine ilişkin ek karar verilmiştir.

Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dosya içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin eksik incelemeye yönelik istinaf itirazının kabulüne karar verildiği, üç kişilik heyetten bilirkişi raporu alınarak sonuca gidildiği, alınan rapora göre davanın reddine karar verildiği, hüküm sonucuna göre davası reddedilen davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde ise de; istinaf eden davacı lehine duruşma vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının isabetli olmadığı anlaşılmakla; davalının ek karara yönelik temyiz isteminin reddine dair 03.11.2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve işin esasının ve asıl kararın temyiz incelemesine geçilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.10.2021 tarihli asıl kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.09.2012 tarihinde davacı ... şirketinin "Endüstriyel Yangın Sigorta Paket Poliçesi" ile sigortacısı olduğu dava dışı sigortalı şirkette yapılan üretim sırasında davalı şirketten alımı yapılan fanın motorunda meydana gelen patlama sonucu fanın kullanılamaz ... geldiğini, patlayan fanın sigortalı şirkette arıza ve hasara neden olduğunu, poliçe kapsamında makine kırılması klozu nedeniyle dava dışı sigortalı şirkete ödeme yapıldığını, davacı tarafından yapılan teknik inceleme ve ekspertiz raporu sonucunda davalıdan alınan fanın üretim hatasının hasara neden olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle yapılan ödemenin davalıdan rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek takibe vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, yabancı para cinsi üzerinden davanın açılmasının hatalı olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle esasa girilmeksizin reddi gerektiğini, davalının fanı iş sahibi olan dava dışı sigortalı şirket tarafından sağlanan teknik resme göre imal edildiğini, sigortalı şirket tarafından 19.04.2007 tarihinde kabul ve teslim tutanağı ile teslim alındığını, hatalı üretildiği iddia edilen dava konusu fanının motorlarının imalatının teslimi ve kabulü gibi tüm akdi şartların davalı ve dava dışı sigortalı şirket arasındaki 10.07.2006 tarihli protokol ile belirlendiğini, hasarın oluşmasında davalının herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan bilirkişi raporlarına göre hasara neden olan fanın imalatında ayıbın tespit edilemediği ve bu sebeple davalının sorumluluğuna gidilemeyeceğinin belirlendiği, zarar gören parçanın hurdaya atıldığı, eldeki deliller ile dosya kapsamında davacının davalının sorumluluğunu ispat etmesi gerektiği ancak davacı tarafından davalının sorumluluğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, mahkemece alınan tüm bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, raporları tanzim eden bilirkişilerin kaynak, fan üretim aşamaları konusunda uzman olmayan kişilerden seçildiğini, raporların eksik inceleme sonucu oluşturulduğunu, kontrol paneli ve kontrol sistemleri kumanda odası yeterince inceleme konusu yapılmış olsa idi sistemin ani parçalanmaya sebep olan kaynak hatası veya yırtılma ile oluşan hasarlar dışında, uyarı verdiği kontrol panelinde sarsıntı, aşırı titreşim, ısınma oluşması halinde kendini koruyabildiğini, davalı tarafın üretim hatası konusunda kendisinde bulunan, muhafaza etmesi zorunlu olan üretim sürecini gösterir döküman ve belgeleri sunmadığını, sunmama nedeninin ise davalının üretim hatasını bilmesi ve mahkemeden gizlemesi olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan alınan raporların yeterli gerekçe taşımadığı, denetime elverişli olmadığı, bu nedenle davacı vekilinin eksik incelemeye yönelik istinaf itirazının kabulü gerektiği, yeniden üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındığı, 29.07.2021 tarihli heyet raporunda, davalı tarafça üretilen fanda üretim hatası ya da gizli ayıp olduğuna dair kesin ve net bir tespit yapılamayacağının bildirildiği, bu nedenle rücuen tahsile ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 356/2 nci maddesi uyarınca davacı vekilinin diğer hususlara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin eksik incelemeye yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 356/2 nci maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesisine ve davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi heyet teşekkülünün yerinde olmadığını, kaynak teknolojisi ve kaynak uzmanlığı konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (IV) numaralı bendinde vekalet ücretinin hatalı şekilde hüküm altına alındığını, davalı aleyhine duruşma vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, bu fıkranın tamamen kaldırılması gerektiğini, bu talebin kabul görmemesi halinde vekalet ücretinin davalı lehine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davacı ... şirketinin "Endüstriyel Yangın Sigorta Paket Poliçesi" ile sigortacısı olduğu dava dışı sigortalı işyerinde 07.09.2012 tarihinde, üretim sırasında fanın arızalanması sonucu oluşan hasar bedelinin davacı tarafından dava dışı sigortalı şirkete ödenmesi nedeniyle, ödenen bedelin fanın alımının yapıldığı davalı şirketten rücuen tahsiline ilişkin yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 323 üncü, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporları ile yapılan incelemelerin yerinde olmasına, sigortalı şirkette meydana gelen hasara davalıdan alınan fanın üretiminden kaynaklı bir hatanın neden olduğunun ispat edilememiş olmasına ve kararda yazılı gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dosyanın incelenmesinde, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilerek, davanın reddine karar verilmiş ve davacının eksik incelemeye yönelik istinaf itirazı kabul edildiğinden davacı taraf lehine duruşma vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, varılan sonuç isabetli olmayıp davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, katılma yoluyla temyiz eden davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının vekalet ücretine yönelik (IV) numaralı bendinin hükümden çıkarılmasına, diğer sıra numaralarının uygun şekilde devam ettirilmesine, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.