Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/1159 Esas, 2016/481 Karar sayılı kararı ile;

A. Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

B. Sanıklar Hulusi ve ... hakkında tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kapıyı bastonu ile kapatırken olayın gerçekleştiği ve kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilemeyeceğine, haksız tahrikden üst hadden indirim yapılması gerektiğine ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanıklar hakkında tehdit suçundan beraat kararı verilemeyeceğine, sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, haksız tahrik indirimi yapılmaması gerektiğine ilişkindir.

1. Sanık ... ile katılanın resmi nikahlı karı koca olduğu, sanık ...'nin ise katılanın kayınpederi olduğu, sanık ... ile katılan arasında geçimsizlik olduğu, olay tarihinde sanık ... ile katılanın aralarında yaşanan tartışma sonrasında kayınpeder sanık ...'ün eşi olan tanıkla birlikte katılanın bulunduğu eve gittikleri, katılanın "sizi evde istemiyorum defolun s.. gidin" demesi üzerine haksız tahrikin etkisiyle sanık ...'ün katılanın kafasına baston ile vurarak katılanı yüzde sabit ize neden olacak şekilde kasten yaraladığı, sanıkların katılanı tehdidi bakımından olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmaları, katılan beyanları, 09.07.2015 ve 09.03.2016 tarihli adli muayene raporları, tutanaklar, uzmanlık raporları, nüfus ve adli sicil kayıtları ile diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.

1. Sanık ... hakkında kasten yaralama suçu bakımından yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından kasten gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, katılandan kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturduğu kabul edilen söz ve davranışların ulaştığı boyut dikkate alınarak uygulanan haksız tahrik indirim oranının isabetli olduğu anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Sanıklar ... ve ... hakkında tehdit suçu bakımından; sanık ...'nin yargılama konusu katılan ...'ye karşı eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile sanık ...'in katılan ...'ye karşı eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanıkların mahkemece savunmasının alındığı tarih olan 15.12.2015 olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

1. Sanıklar ... ve ... hakkında tehdit suçu bakımından;

Gerekçe bölümünde (2) numaralı bendde açıklanan nedenle ... 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/1159 Esas, 2016/481 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

2. Sanık ... hakkında katılan ...'yi kasten yaralama suçu bakımından;

Gerekçe bölümünde (1) numaralı bendde açıklanan nedenlerle ... 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/1159 Esas, 2016/481 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.03.2024 tarihinde karar verildi.