Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin temyiz istemi; lehe kanun değerlendirmesinin yapılmadığına, cezaların şahsiliği ilkesi gereği müvekkiline suç isnat edilemeyeceğine, çiftçilik yaptıklarını birden fazla aracın bulunduğunu bu araçların akaryakıt ihtiyaçlarının bu depodan giderildiğine, ticari amaç olmadığına ilişkindir.

Olay tutanağına göre, 25.06.2013 tarihinde, istihbari çalışmalar neticesinde,.....,Tarım Ürünleri isimli iş yerine gidildiği, iş yeri ortağı diğer sanık ...'nın da hazır bulunduğu sırada, Tarsus 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/760 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden iş yerinde yapılan aramada, plastik bir tank içerisinde 7000 litre kaçak motorin ele geçirildiği, ...'dan akaryakıtın kime ait olduğu sorulduğunda, akaryakıt işi ile kardeşi sanık ...'nın ilgilendiğini beyan ettiği

anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanun'na muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık aşamalardaki savunmalarında; olay tarihinde şehir dışında olduğunu, kardeşi aynı zamanda şirket ortağı Ahmet'in alacağına karşılık akaryakıtı aldığını, suçsuz olduğunu beyan etmiştir.

Dava konusu eşyaların değerinin hafif kabul edildiği, Dairemiz yerleşik içtihatlarına uygun olduğu tespit edilmiştir.

Dosya kapsamında bulunan ulusal marker tespit tutanağına göre, akaryakıtın cinsinin motorin, ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu tespit edilmiştir.

Suça konu akaryakıt için alınan TÜBİTAK-MAM raporunda, numunenin motorin esaslı olduğu ancak solvent içerdiği, ulusal marker seviyesinin geçersiz ve teknik düzenlemede yer alan özelliklere aykırı olduğu bildirilmiştir.

Suç tarihinde ticari miktar ve mahiyette kaçak akaryakıt ele geçirilmiş olması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;
28.01.2014 tarihli hükümde sanık hakkındaki netice cezanın erteli 1 yıl 8 ay 416 gün hapis ve 416 tam gün karşılığı 8.320,00 TL adlî para cezası olarak belirlendiği ve hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği, bozma sonrası yapılan yargılamada sanık hakkında netice erteli 1 yıl 10 ay 15 gün hapis ve 140 gün karşılığı 2.800,00 TL adlî para cezasına hükmedilmişse de, 28.01.2014 tarihli hükümde verilen cezanın sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun(1412 sayılı Kanun) 326 ncı maddesinin son fıkrasına muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği; hüküm fıkrasının 1 nolu bendinden sonra gelmek üzere hükme "Tarsus 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2014 tarih ve 2013/501 Esas, 2014/37 Karar sayılı kararının yalnızca sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince sanığın cezada kazanılmış hakkı bulunduğundan cezasının erteli 1 yıl 8 ay hapis ve 416 tam gün karşılığı 8.320,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına" ifadesinin eklenmesi ve sair hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

26.03.2024 tarihinde karar verildi.