SUÇLAR: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
A. Hakaret suçu açısından,
Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi gereğince kesin nitelikte ve temyiz edilemez olduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
B. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından;
17.01.2022 tarihli kararın; karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Hükmolunan cezanın miktarı itibarıyla kabulünde yasal olanak bulunmayan sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 25.10.2019 tarihli iddianamesi ile sanığın eşe karşı kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, hakaret suçlarından cezalandırılması talebi ile dava açılmıştır.
2. Bakırköy 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, hakaret suçlarından beraatine, sanık hakkında eşe karşı kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddeleri gereğince 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. İlgili kararın katılan ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.01.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii, katılanın istinaf talebinin kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 üncü maddesi uyarınca 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tehdit ve kasten yaralama suçlarından, atılı suçların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru kabul edilerek hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz istemi; sanığın üzerine atılı suçları işlemediğine ilişkindir.
1. Dava konusu olay, sanığın, eşi olan katılan ...'i, ortak ikamette alıkoyduğu, hakaret ve darp ettiği ölümle tehdit ederek hürriyetini kısıtladığı iddiasına ilişkindir.
2. Mağdur hakkında Yunus Emre Devlet Hastanesinden alınan 23.06.2019 tarihli adli raporunda, mağdurda sol üst kulak iç yanda ve önde ekimoz, sol ön kolda, el bileğinde yakın hafif ekimoz, sağ el 1. parmak iç yüzde çizik, sağ üst kolda orta hatta hiperemi, sol üst dudak iç yüzde kızarıklık olduğunun ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
3. Tanık M.M alınan ifadesinde, "Ben apartman yöneticisiyim. O gün apartman görevlisi Vahit ile beraber dışarıda oturduğumuz esnada, seher hanım Vahit'i aradı. Telefonun hoparlörü açıktı ne dediğini duydum. Eşinin kendisini odaya kilitlediğini, gelip kapıyı açtırır mısınız? dedi. Bunun üzerine biz vahitle yukarı çıktık. Ramazan'ın evi ile benim evim karşılıklıdır. 5. kattadır. Ben evde bir şey almak için eve girmiştim. Vahit de ramazan beye apartman ile ilgili makbuz ibraz edecekti kapıyı çaldı. Ramazan bey kapıyı açtı gayet güler yüzlüydü . Beni görünce "abi nasılsın" diye hal hatır sordu. İçeriden herhangi bir ses gelmedi. Seher hanımı görmedik. İçeriden bir ses duymayınca, Ramazan beyde güler yüzlü olunca biz kendisine bir şey sormadık. Daha sonra vahit ile beraber aşağı indik. Bir müddet sonra 5 tane sivil ekip geldi. Polis olduklarını söylediler. Vahit polislere eşlik etti. Ben aşağıda kaldım. Aradan 10-15 dk sonra ramazan vahiti arayarak yengen Eskişehir'e gidecek eşlik eder misin dedi. Otogara kadar götürür müsün dedi. Seher hanım polis nezaretinde aşağı indi. Vahit de kendi arabasıyla seher i terminale götürdü. Ben Seher hanım aradığında telefonla görüşmedim. Ancak telefondan sesini duydum. Hoparlör açıktı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince sanık hakkında eşe karşı kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, hakaret suçlarından hukuki süreç bölümünün ikinci bendinde belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk Derece Mahkemesince kurulan hükmün 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılarak hukuki süreç bölümünün üçüncü bendinde belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
A. Hakaret suçu açısından:
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen; "İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları" nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun'un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafinin temyiz isteminin, reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından:
Her ne kadar sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı Bölge Adliye Mahkemesince mahkumiyet hükmü kurulmuşsa ise de, Sanığın ısrarlı ve tutarlı savunmalarında baştan beri olayı inkar ederek, mağdurenin hürriyetini tahdit etmediğini beyan ettiği, olayda mağdurenin telefonla polisleri araması üzerine eve gelen polis memurlarına sanığın kendisinin hürriyetini kısıtladığı yönünde herhangi bir beyanda bulunmadığı, eve gelen polis memurlarının da hiç bir işlem yapmaksızın evden ayrıldıkları, mağdurenin aynı gün evden ayrıldıktan sonra Eskişehir iline gittiğinde hastaneye giderek basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde rapor alıp bilahare sanık hakkında bir takım iddialarda bulunduğu, bu iddialar üzerine soruşturma başlatıldığı, mağdurenin iddiaları aynı yönde ise de olayın hemen akabinde polisleri aradığında eve gelen polis memurlarına kendisinin hürriyetinin tahdit edildiğine, sanıktan şikayetçi olduğuna dair beyanda bulunmadığı olay gecesinde mağdure ile sanık arasında bir tartışma yaşandığı anlaşılmış ise de sanık ve mağdurenin anlatımlarına göre mağdurenin yanında cep telefonu bulunduğu gece boyunca sanıkla aynı odada kalmadığı, kolluk kuvvetleri geldiğinde sanık ile ilgili ihbarda bulunabilecek iken ihbarda bulunmadığı, nitekim ertesi gün ihbarı üzerine polis memurlarının eve geldiği ancak olay mahalline gelen polis memurlarına hürriyetinin tahdit edildiği yönünde beyanda bulunma olanağı olduğu halde beyanda bulunmayarak, ortak ikametten ayrılıp gittikten sonra bu şekilde beyanda bulunmasının, mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınmasının tartışılır hale getirdiği, sanığın istikrarlı savunmalarının mağdurenin tartışmaya açık beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığın atılı suçları işlediği konusunda şüphe oluştuğu, bu haliyle İlk derece mahkemesinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin kabülünün doğru olduğu bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece mahkeme kararını kaldırarak sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğu, vicdani kanaatine ulaşılmıştır.
A. Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.01.2022 tarihli kararında sanık müdafinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanunun 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.01.2022 tarihli, 2021/1121 Esas, 2022/42 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2024 tarihinde karar verildi.