Esastan Ret
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 25.01.2008 günü meydana gelen iş kazasında iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı definde bulunduklarını, davacıya iş kazası tazminatı niteliğinde yapılan ödemeler bulunduğunu, davacının çalışan makineye müdahale etmesi sonucu kazanın meydana geldiğini, davacıya gerekli eğitimlerin verildiğini kazada davalının kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait işyerinde 31.01.2007-28.10.2009 tarihleri arasında çalıştığı, davalı işyeri tarafından davacının işten çıkış kodu 22 (diğer nedenler) olarak bildirildiği, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı süre zarfında 25.01.2008 tarihinde iş kazası geçirdiği, Karaman SGK İl Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabına göre davacının sürekli iş göremezlik oranının tespit edilmesi amacıyla 12.06.2020 tarihinde Kuruma başvurduğunun anlaşıldığı, SGK Kurum Sağlık Kurulunun kararına göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %5,1 olduğu, bu karara karşı sigortalının itiraz etmesi neticesinde SSYSK'nun kararına göre ise sürekli iş göremezlik oranının %5,1 olduğu ve bu oranın Kurum açısından bağlayıcı olduğu anlaşılmış olup davacının 25.01.2008 tarihinde iş kazası geçirdiği ve sürekli iş göremezlik oranının tespiti için 12.06.2020 tarihinde Kuruma başvurduğu, davalının da zamanaşımı defini ileri sürdüğü, davacının geçirdiği iş kazasının haksız fiil teşkil ettiği ve TBK'nun 72 nci maddesi gereği 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği tespit edilmiş olup davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının davalıya ait iş yerinde işçi olarak çalıştığı sırada 25.01.2008 tarihinde iş kazası geçirdiğini, kaza tarihinde 12 saatlik vardiyanın bitmesine 15-20 dk kaldığında müvekkilini temizlik işine verdiklerini ve müvekkilin çalıştığı makineye başka bir işçi görevlendirildiğini, gelen işçinin müvekkilin yaptığı işi yaptığını, müvekkilin ise makinenin temizliğine görevlendirildiğini, makine çalışmakta iken makineyi temizlerken makinenin çene kısmına sağ el orta parmağını kaptırdığını ve orta parmağının bu sebeple koptuğunu, müvekkiline herhangi bir iş güvenliği eğitimi verilmediği gibi ve iş güvenliği ekipmanı sağlanmadığını, ayrıca işi olmayan bir görevde çalışmak zorunda bırakıldığını, kaza sonrası müvekkilinin şirketin kendi aracı ile önce Karaman 82. yıl Devlet Hastanesine ardından Konya ... Erbakan Meram Tıp Fakültesi Hastanesine götürüldüğünü, kaza sonucunda uzunca bir süre tedavi görmüş olup, buna rağmen sürekli iş gücü kaybı oluştuğunu, tüm tedavi evraklarının celbi halinde müvekkilinin tedavisinin uzun bir zamana yayıldığının görüleceğini, ayrıca müvekkilinin sürekli iş göremezlik (maluliyet) oranını Karaman SGK İl Müdürlüğünün 16.12.2020 tarihli yazısı ile öğrendiğini, bu kapsamda davalının zamanaşımı itirazının reddi ile dosyanın esastan incelenmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımının belirlenmesi yönünden, iş kazası sonucu işçide oluşan meslekte kazanma güç kaybının açık olarak saptanması gerektiğini, benzeri şekilde birçok Yargıtay kararı bulunmakta olup; bedensel zararlarda zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin maluliyete ilişkin kesin raporun alındığı tarih olduğunu, kaldı ki müvekkilinin tedavisinin halen devam ettiğini davanın zamanaşımına uğramadığını, tüm bu nedenlerle Mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK'dan gelen cevaba göre davacının 25.01.2008 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası ile ilgili maluliyet işlemlerinin tamamlandığı, maluliyet oranı %10'un altında kaldığından gelir bağlanmadığı, teftiş yapılmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu İzmir Sağlık Kurulunun 12.06.2020 tarihli raporu ve Yüksek Sağlık Kurulunun 19.04.2021 tarih 2021/7104 sayılı kararı ile davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %5,1 olduğunun bildirildiği, Karaman C.Başsavcılığından gelen cevaba göre kazaya yönelik herhangi bir soruşturma dosyası olmadığının bildirildiği, davanın 21.05.2021 tarihinde açıldığı, 25.01.2008 tarihinde meydana gelen dava konusu olayda zararlandırıcı sigorta hadisesinin aynı zamanda olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 uncu maddesinde belirtilen "Taksirle Yaralama" suçunu oluşturduğu ve aynı Kanunu'nun 66/1-e ve 67/4 üncü maddelerinde belirtilen uzamış ceza zamanaşımı süresinin kesilmelerle birlikte 8+4=12 yıl olduğu anlaşılmış ise de; 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinde asli ceza zamanaşımı süresi olarak belirtilen 8 yıllık süre içerisinde, ceza yargılaması bakımından zamanaşımını kesen bir işlem bulunmadığı, tazminat davasının ise Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı ve zamanaşımına uğradığı, Mahkemece davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 ncü maddeleridir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacının davalı nezdinde, davalıya ait işyerinde çalıştığı esnada, 25.01.2008 tarihinde iş kazası geçirdiğinin, Karaman SGK İl Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabına göre davacının sürekli iş göremezlik oranının tespit edilmesi amacıyla davacının ilk kez 12.06.2020 tarihinde Kuruma başvurduğunun bildirildiği, SGK Kurum Sağlık Kurulunun 12.06.2020 ve SSYSK'nın 19.04.2021 tarihli raporlarına göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %5,1 olduğunun tespit edildiği, davalı tarafın zamanaşımı defini süresi içerisinde ileri sürdüğü ve dolayısıyla 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesine göre on yıllık zamanaşımı süresinin, davacının Kuruma başvurusundan önce dolduğunun görülmesi karşısında; İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ancak istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde ceza zamanaşımına ilişkin ifadelere yer verilerek Dairemizce kabul edilen ilkelere aykırı olacak şekilde değerlendirilmelerin yapılmış olması ve ayrıca kaza tarihinde 818 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu halde kararın gerekçesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na atıf yapılmış olması hatalı ise de; işbu esastan ret kararının sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla; temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisine yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.