Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, paydaş bulunulan dairenin tümüyle davalı pay sahibi tarafından kullanıldığı ileri sürülerek 05.08.2004 tarihinden dava tarihine kadar fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 6.500,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 25.05.2009 tarihli dilekçe ile talebini 11.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 2008/249 Esas, 2009/240 Karar sayılı 07.10.2009 tarihli ilam ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından temyizi üzerine karar 3. Hukuk Dairesinin 8.4.2010 tarihli ve 2010/3428 Esas, 2010/6223 Karar sayılı ilamı ile “.... dava konusu dairenin davalı paydaş tarafından bizzat kullanıldığı ve davalıya 20 Ekim 2007 tarihinde ihtarname tebliğ edildiği çekişmesizdir. Ne var ki ihtarname tebliğ tarihinden öncesine ilişkin intifadan men hususunda bilgi ve belge bulunmadığı gözetilmemiş (davacının sair delillere dayandığı değerlendirilip) yemin delili de hatırlatılmamış böylece 5.8.2004 tarihinden ihtarneme tebliğ tarihine kadar olan süre için intifadan men şartının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadan 5.8.2004 tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmiştir. Eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, dava tarihi (31.07.2008) tarihine kadar ecrimisile hükmedilebileceği, oysa raporda 05.08.2008 tarihi dahil ecrimisil belirlendiği dikkate alınmadan rapor doğrultusunda dava tarihinden sonrası için de ecrimisile karar verilmesi doğru görülmemiştir.” denmekle bozulmuştur. Bozma üzerine Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli hak doğmaktadır. O nedenle Mahkemenin Yargıtayca verilen bozma kararına uyması sonunda kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermesi gerekir. Buna göre Yargıtayın bozma kararına uymuş olan Mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma gereğince işlem yapmak durumundadır.
Olayımıza gelince; Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilmesine rağmen bozma ilamı gereği yerine getirilmeden karar verilmiştir. Bozma ilamında da izah edildiği üzere; Paydaşlar, kural olarak, intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de; ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanma isteğini davalı paydaşa bildirmiş olmasına bağlıdır. İntifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, niteliğinde yemin dahil her türlü delille ispatlanabilir. Bu koşul dava şartı niteliğinde olduğundan, gerçekleşip gerçekleşmediğinin Mahkemece re’sen araştırılarak saptanması gerekir. Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde davacıya intifadan men şartının gerçekleşip gerçekleşmediğine dair delil ibrazı için süre tanınmış, yemin hakkı hatırlatılmış, davacı vekili delil ibraz etmemiş, davalıya 11.06.2004 ila 05.08.2004 tarihleri arasında davalının intifadan men edilip edilmediğine yönelik yemin teklif etmiş, davalı asil; belirtilen dönemler içerinde intifadan men edilmediğine dair yemini eda etmiştir. Bozma ilamında; 05.08.2004 ila 20.10.2007 tarihleri arasında intifadan men şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması talep edilmişken bu döneme ilişkin yemin teklif edilmediği anlaşılmaktadır. Bu halde artık 05.08.2004 ila 20.10.2007 tarihleri arası için intifadan men koşulunun sağlanmadığının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Nevar ki; 20.10.2007 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanma isteğinin davalıya iletildiği bir diğer anlatımla intifadan men koşulunun sağlandığı sabittir. O halde, 20.10.2007 tarihinden dava tarihine (31.07.2008) kadar ecrimisile karar verilmesi gerekirken, davanın ispat edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 04.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.