Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacılar vekili, müvekkillerinin 2010 yılında yapılan 2/B uygulaması ile Hazine adına orman dışına çıkartılan 2056 ada 20 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün zilyetliğini 14/07/1995 tarihli arsa satış sözleşmesi ile davalıların babası olan ...'den devraldığını, o tarihten beri müvekkillerinin bu yer üzerinde zilyet olduğunu, davalıların ise şimdi bu yerin kendilerine ait olduğunu iddia ederek müvekkillerinin bu yer üzerinde ağaç dikmelerini engellediğini belirterek, elatmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, taşınmazı müvekkillerinin annesi Fatma’nın eşi askerde iken ...’den satın aldığını, Fatma’nın taşınmazın başka bir bölümünü davacılara sattığını ve davacıların bu bölümde evleri bulunduğunu, taşınmazın geri kalan bölümünün anneleri Fatma’ya ait olduğunu ve ölümünden önce çocuklarına verildiğini, hiçbir arsayla ilgili taksim işlemi yapılmadığını, Mustafa’nın taşınmazda hiçbir zaman zilyet olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemenin 22.12.2011 tarihli ve 2009/764 Esas, 2011/1925 Karar sayılı ilk kararında davanın mülkiyet hakkına dayalı olduğu gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine hüküm, Dairemizin 06.12.2012 tarihli ve 2012/5485 Esas, 2012/11887 Karar sayılı ilamı ile davanın TMK’nin 984. maddesinde açıklanan zilyetliğin korunması niteliğinde olduğu, dolayısıyla Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen 27.02.2014 tarihli ve 2013/382 Esas, 2014/318 Karar sayılı ikinci kararda davanın kısmen kabulüne, (B) harfi ile gösterilen 198,39 m2 bölüme davalılarca elatmanın önlenmesine karar verilmekle, hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 29.02.2016 tarihli ve 2014/19190 Esas, 2016/3572 Karar sayılı ilamı ile taraflarca bildirilen deliller toplanmadan dosya kapsamına uymayan Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2009/1450 Esas ve 2011/175 Karar sayılı dosyadaki tanık beyanına, Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 2012/153 Esas ve 2013/328 Karar sayılı dosyasına dayanılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece yine bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, (B) harfi ile gösterilen 198,39 m2 bölüme davalılarca elatmanın önlenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, davacılar vekilinin mahkemeye sunmuş olduğu tanık listesinde tek tanık olarak ...’yi bildirmiş olduğu, daha sonra ... felç geçirdiği için dinletemeyeceğini belirttiği ve başkaca tanık dinletme talebinde bulunmadığı, 30.03.2017 ve 05.10.2017 tarihli celselerde bozma öncesinde tüm delillerini bildirdiğini ve başkaca delili bulunmadığını belirttiği, 14.04.2017 tarihli keşifte dinlenen davalı tanıklarının özetle dava konusu yerin davalıların annesi Fatma’ya ait olup çocukları davalılarca kullanıldığının belirtildiği anlaşılmakla, davacı tarafın iddiası ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılar vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 18,50 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 04.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.