Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl dosyada davanın reddine, birleşen dosyalarda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün ..., ..., ..., ..., ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar ... ve ... vekili asıl dosyada, davacıların ... ilçesi ... köyü 737 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduklarını, davalılardan Mustafa'nın 638 parsel maliki ve davalı ...'in ise 738 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalıların davacıların parseline tecavüzlerinin bulunduğunu belirterek müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili asıl dosyada, davanın reddini savunmuştur.
Birleşen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/273 Esas-2009/34 Karar sayılı dosyasında davacı ... vekili, ... ... köyü 736 parsel sayılı taşınmaza davalıların müdahalesinin menine üzerindeki ağaçların ve seranın kal'ine 500 YTL ecrimisilin davalıdan tahsili ile 638 parsel sayılı taşınmazda geçmekte olan su boruları yönünden müvekkiline ait 736 parsel lehine mecra irtifakı tanınmasına ve tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/273 Esas-2009/34 Karar sayılı dosyasında davalılar ... ve ... vekili davanın reddini savunmuştur.
Birleşen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/382 Esas-2011/122 Karar sayılı dosyasında davacı ... vekili, davalıların dava konusu ... ilçesi ... köyü 585 parsel nolu taşınmaza olan müdahalelerinin men'ine, tecavüz edilen yerde bulunun ağaç, muhtesat ve vs. yıkılarak ve sökülerek kal'ine ve fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla toplam 3.000,00 TL ecrimisil alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/382 Esas-2011/122 Karar sayılı dosyasında davalılar ..., ... ve ... vekili; davanın reddini savunmuştur.
Birleşen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/3 Esas-2011/144 Karar sayılı dosyasında davacılar ..., ... ve ..., ... köyü 736 parsel sayılı taşınmazda malik olduklarını, davalılardan Mustafa'nın komşu 585 parsel sayılı taşınmazda malik olduğunu, davalıların elbirliği halinde davacıların taşınmazının bir kısmına müdahalede bulunduklarını, burada dikili olan bir kısım ağaçları kestiklerini, yol açtıklarını belirterek müdahalelerinin menine ve üzerindeki ağaçların su borusunun kal'ine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/3Esas-2011/144Karar sayılı dosyasında davalılar ... ve ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl dosyada davanın reddine, birleşen dosyalarda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388.maddesi ile bunun karşılığı olarak düzenlenen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 maddesinde belirtilmiştir. Buna göre karar (hüküm), tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Somut Olayda; ... ve ... ‘ın sadece asıl dosyada davacı olduğu, birleşen dosyalarda taraf sıfatının bulunmadığı, ... ve ...’nın ise asıl dosya ve birleşen 2008/273 Esas-2009/34 Karar sayılı ve birleşen 2011/3 Esas-2011/144 Karar sayılı dosyalarda davalı olduğu, ...’nın 2010/382 Esas-2011/122 Karar sayılı dosyada davacı olduğu, 2008/273 Esas-2009/34 Karar sayılı sayılı dosyada davacının tek başına ... olduğu, 2011/3 Esas-2011/144 Karar sayılı dosyada davacıların ..., ..., ... olduğu görülmüştür. Mahkemece her bir dosya için ayrı ayrı hüküm kurulması isabetlidir. Ne var ki; karar başlığında ..., ..., ..., ..., ... davacı olarak, ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de asıl ve birleşen dosyalarda davacı ve davalı taraf sıfatlarının aynı olmadığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen hüküm fıkralarında “davalıların müdahalesinin men’ine”, “davalılardan alınarak davacıya verilmesine” denmekle hükümde tereddüt yaratıldığı sabittir.
Hal böyle olunca; Mahkemece yukarıda izah edilen husular dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, karar başlığında her bir dosya için ayrı ayrı taraf isimlerinin yer alması gerekirken, bundan zuhul ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ..., ..., ..., ..., ... vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine 04.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.