Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacılar vekili, dava konusu taşınmazın 1/2 hissesine davalıların haksız elattıklarını belirterek 1/2 hisseye vaki müdahalenin men’ine ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 8.000,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep ıslah ile 39.707,50 TL e yükseltilmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 2009/423 Esas ve 2011/350 Karar sayılı, 06.07.2011 tarihli ilam ile elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 17.767,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmiş, kararın davacılar ve davalılar tarafından temyizi üzerine; davalıların elatmaya yönelik temyiz itirazları reddedilmiş, tarafların ecrimisile yönelik temyiz itirazları kabul edilerek, karar “.... öncelikle taşınmazın ecrimisile esas alınacak durumunun belirlenmesi, belirlenen duruma göre, süresi içerisinde davalıların zamanaşımı itirazında bulunulmadığı da gözetilerek 1993 ile dava tarihi olan 10.09.2009 arasındaki davacının payına isabet eden ecrimisil miktarının, bildirilen ve bildirilecek olan emsaller de dikkate alınarak, bilirkişilerden ek rapor alınmak veya gerektiğinde yeniden yerinde uygulama yapılmak suretiyle bilimsel verilere uygun ve denetime elverişli olacak biçimde hesaplanması gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.” yönlerinden bozulmuştur. Bozma üzerine Mahkemece 2012/526 Esas ve 2013/218 Karar sayılı, 03.04.2013 tarihli ilam ile elatmanın önlenmesine ilişkin hüküm tekrarlanmış ve ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile toplam 31.834,60 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmiş, kararın sadece davalılar tarafından temyizi üzerine karar “.... taşınmaza elma ağaçlarının dikilmesi yönünde davacı ile Fatma'nın anlaştıklarının ve davacının elma ağaçlarının dikim ve bakım masrafları için Fatma'ya para verdiğinin belirlenmesi halinde davalıların ağaçlı arazi üzerinden belirlenecek ecrimisilden aksi takdirde davalıların ağaçsız arazi üzerinden belirlenecek ecrimisilden sorumlu olacakları gözetilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir.” denmekle bozulmuştur. Bozma üzerine Mahkemece,elatmaya ilişkin hüküm tekrarlanmış ve ecrimisil talebinin kabulü ile 35.340,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalılar vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 617 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıların murisi ile davalıların annesine ait olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olaya gelince, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ecrimisil hesaplama yönteminin usulüne uygun olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; tarım arazisi niteliğindeki çekişmeli taşınmazda münavebede hangi ürünlerin kullanıldığı ilçe tarım müdürlüğünden sorularak tespit edilmesi ve bu ürünlere göre ecrimisilin hesaplanması gerekirken bilirkişi raporunda bir dönem arpa, bir dönem buğday,bir dönem ayçiçeği,bir dönem haşhaş geliri üzerinden net kazancın hesaplandığı, mahkemece taşınmazın ürünsüz değeri dikkate alınarak ecrimisile karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; yukarıdaki yazılı ilkeler doğrultusunda, usuli kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek, tarım arazisi vasfındaki taşınmazlarda ürün gelir metoduna göre bölgede ekilen tarım ürünleri, birim fiyatları ve dekara net verim değerleri ilçe tarım müdürlüğünden sorularak, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığının, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığının belirlenmesi ve alınacak rapora göre hüküm kurulması gerekirken, ilçe tarım müdürlüğünden gerekli bilgi ve belgeler getirtilmeden bölgede uygulanan münavebeli ürünler tespit edilip bu doğrultuda açıklamalı ve detaylı bilirkişi raporu alınmadan eksik bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmesi doğru değildir.Öte yandan; davacılar vekilinin talebini ıslah ile artırmış olması karşısında davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi buna bağlı olarak 6100 Sayılı HMK’nin 326. maddesi hükmü uyarınca haklılık payına göre davalılar lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi de isabetsizdir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 04.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.