...
KATILAN VASİ: ...
KATILAN MAĞDURE: ...
SUÇA SÜRÜKLENEN
ÇOCUK: ...
Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2012/260 Esas, 2015/337 Karar sayılı kararı ile SSÇ hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi hali ile 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, altıncı fıkrası 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve son cümlesi ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
SSÇ müdafiinin temyiz dilekçesinde temyiz sebebi belirtmediği görülmüştür.
SSÇ’nin suç tarihleri arasında kardeşi olup teyzesi katılan ...'in yanında yaşayan ancak sık sık evlerine getirilen 30.04.2008 doğumlu 4 yaşındaki mağdureyi kendisine ait odaya götürerek cinsel organını anüsüne sokmak suretiyle istismar ettiği, bu eylemini bir çocuk masumiyeti içinde anlatan mağdurenin beyanında belirtildiği biçimde zincirleme suç unsurlarını oluşturacak şekilde muhtelif zamanlarda birden fazla yinelediği şeklinde olay kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdure ve SSÇ'nin eylem anlatımına ilişkin farklı beyanları ile yaşları itibariyle de nitelik cinsel istismar eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunu ayırt edemeyebilecek olabilmeleri, alınan doktor raporunda fiili livatanın maddi bulgularına rastlanılmadığının belirtilmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, istismar eyleminin organ sokmak suretiyle gerçekleştirildiği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle eylemin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek zincirleme şekilde 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci cümlesi uyarınca karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2012/260 Esas, 2015/337 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321'inci maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01.2024 tarihinde karar verildi.