...

Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2013 tarihli ve 2011/298 Esas, 2013/441 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi hali ile 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.11.2020 tarihli ve 14-2020/91116 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

Temyiz dilekçesinin, mahkumiyet kararının haksız, kanuna ve yönteme aykırılık teşkil ettiğine yönelik olduğu görülmüştür.

Sanığın 02.05.2011 günü işletmekte olduğu bakkal dükkanına suç tarihi itibari ile on dört yaşında ve Başöğretmen İlköğretim Okulunda öğrenci olan katılan mağdureyi çağırarak kendisine kek ve meyve suyu verdiği, katılan mağdurenin bakkaldan ayrılmak istemesine rağmen kendisini bırakmayıp sandalyeye otutturduğu, kek ve meyve suyunu mağdurun yiyip içmesinden sonra bakkaldan gitmek istediğini sanığa söylemesine rağmen sanığın mağdureye sarılarak yanaklarından iki üç kez öptüğü ve "Dur gitme paraya ihtiyacın varmı, ben sana ne istersen alırım, sen bundan sonra benim kızımsın" diyerek dudaklarını uzattığı ve kendisinin de dudaklarını uzatmasını istediği, katılan mağdurenin bunun üzerine bakkaldan çıkmak istediği ancak korktuğu ve müşteri gelirse yardım isterim diye düşündüğü ancak müşteri gelmediği ve korkan mağdurenin elini tutan sanığın olanları kimseye söylememesi gerektiğini söyleyip dükkan içerisinde bulunan Ayetel Kürsiyi alarak mağdurenin elini Ayatel Kürsiye dokundurup "Olanları başkasına söylediğin takdirde annen baban ölür" dediği, katılan mağdurenin korktuğu için olayı annesine ilk başta anlatamadığı, akabinde katılan mağdurenin annesine olayı anlatması üzerine, mağdurenin annesinin bakkala girerek sanık ile konuştuğu, sanığın özür dilediği şeklinde olay kabul edilmiştir.

1.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58,59,60 ve 61 inci maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 102,103,104 ve 105 inci maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirilmesin de zorunluluk bulunduğundan ve tüm dosya kapsamına göre olay tarihinde bakkal içerisinde bulunan mağdureye karşı sanığın sarılarak yanaklarından iki üç kez öptüğü ve "Dur gitme paraya ihtiyacın var mı, ben sana ne istersen alırım, sen bundan sonra benim kızımsın" diyerek dudaklarını uzattığı ve kendisinin de dudaklarını uzatmasını istediği şeklindeki eyleminin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesinden dolayı sarkıntılık düzeyinde kaldığı, ayrıca mağdureye yönelik cinsel istismar eylemini hangi suretle cebirle gerçekleştirdiğine dair denetime elverişli somut gerekçeler gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuş olup, bu sebeple Tebliğnamedeki onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2013 tarihli ve 2011/298 Esas, 2013/441 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2024 tarihinde karar verildi.